URI:
   DIR Return Create A Forum - Home
       ---------------------------------------------------------
       kitap
  HTML https://kitap.createaforum.com
       ---------------------------------------------------------
       *****************************************************
   DIR Return to: Kitabın Bölümleri
       *****************************************************
       #Post#: 228--------------------------------------------------
       15. Kınanma
       By: yazar Date: December 22, 2021, 11:31 pm
       ---------------------------------------------------------
  HTML https://i.ibb.co/yS6Mh5d/sayfa15.png
       14.1 Bu kitap / kayıt doğruluğun sözüdür,
       Tapılası Tek Kudret (İlah'ın) o görüntüde
       emrettiği üzere, ebediyetten gelen gözcülerin
       kınanmasını anlatmaktadır.
       14.2 Rüyamda gördüklerim, canlı dilim ve nefesim ile
       şimdi anlatacaklarımdır: Kaadir Olan onunla
       konuşsunlar ve kalben anlasınlar diye adamın
       ağzının içinde bunları yarattı.
       14.3 O yarattı ve kararlaştırdı,
       insanların anlaması için bilginin kelimelerini,
       böylece beni de yarattı ki semaların evlatları
       olan gözcülere serzenişte bulunabileğim.
       14.4 Ben sizin duanızı tam olarak yazdım. Fakat
       benim görüntüde gördüğüm üzere, sizin dualarınıza
       cevap verilmeyecek, dünyanın tüm günlerine istinaden karar
       tam kılınmış ve sizin aleyhinizde hükme
       bağlanmıştır. Huzur da
       bulamayacaksınız!
       14.5 Şu andan itibaren ebediyen semaya yükselemeyeceksiniz.
       Hükme bağlandığı üzere, dünyanın tüm
       günlerine yönelik olarak, arza bağlanmış
       olacaksınız.[45]
       14.6 Bundan önce de kendi sevdiğiniz
       evlatlarınızın yok oluşunu görecek ve
       onlardan haz alamayacaksınız. Ama sizden önce onlar
       kılıçla düşecek / ölümü tadacaklar.
       14.7 Onlar hakkındaki dualarınız da kabul
       edilmeyecek. Ağlarken ve yalvarırken de, benim
       yazdıklarımdan hiçbir kelimeyi söyleyemezsiniz.
       14.8 Görüntü bana şu şeklide belirdi:
       Bak-İşte! görüntüdeki bulutlar ve sis
       çağırdı beni, yıldızların yolu ve
       yıldırım / ışın parlaması
       hızlandırdı / sıkıştırdı
       ve sürdü / çekti beni. Görüntüdeki rüzgâr
       hızlandırarak uçurdu, bana kanat olup sürdü beni.
       14.9 Ve beni semanın içine çıkardılar,
       yukarı doğru yükselmeye devam ettim, ta ki kar
       kristallerinden yapılmış ve ateşten diller /
       enerjiden kelime kaynakları tarafından
       çevrelenmiş bir duvarın yakınlarına gelene
       kadar ve o (görüntünün) tümü beni korkmaya sevk etti.
       14.10 Enerjiden olan kelime kaynaklarının içerisine
       girdim, geniş bir hanenin yakınlarına geldim ki,
       bu kar kristallerinden yapılmıştı. Hanenin
       duvarları da kar kristallerinden (oluşan)
       işlenmiş bir mozaik gibiydi ve yerin tabanı da
       karla kaplıydı.
       14.11 Onun üst kısmı ise samanyolu ve çakan
       yıldırımlara / parlayan ışınlara
       benziyordu, enerjiden Kerub'lar onların
       arasındaydı ve onların seması ise suyu
       andırıyordu.
       14.12 Oraya ait duvarın etrafında yanan bir alev
       vardı ve kapıları da ateşten
       kavrulmuştu.
       14.13 Oradan hanenin içine girdim, ateş gibi çok sıcak
       ve buz gibi çok soğuktu, içinde hiç istek / memnuniyet ve
       yaşam yoktu. Etrafımı korku sardı ve
       titremeye başladım.
       14.14 Sallanırken ve titrerken yüz üstü düştüm ve bir
       görüntüyle karşılaştım.
       14.15 Bak-İşte! görüntüde gözüken başka bir hane,
       diğerine göre daha geniş ve kapıları ben
       gelmeden önce açılmış, bir enerji kelimesinden
       yapılmış.
       14.16 İçerisindeki her şey ihtişam,
       ışık ve azamet içinde doruğa
       çıkmış ki, oranın ihtişamını
       ve büyüklüğünü (kelimeler ile) anlatmama imkân yok.
       14.17 Oranın tabanı enerjiyle kaplıydı,
       üzerinde ışınlar, samanyolları vardı ve
       tavanı da gene şiddetlenen bir enerjiyle
       kaplıydı.
       14.18 Oranın içerisine baktığımda yüksek bir
       kürsüyü (hükümdarlığı) gördüm ve (onun) görüntüsü
       de kırağıya / buza benziyordu. Çevresi ise
       güneş gibi parlıyor, ayrıca Kerub'ların sesi
       / görüntüsü (vardı).[46]
       14.19 O yüce kürsünün altından parlayan akımlar
       (emirler) akıyordu ki, bunlara bakmak neredeyse
       imkânsızdı.
       14.20 Ve O, Yayılan Aydınlığa /
       Işımaya ait Azametin Simgesi Olan (Nûr) kürsünün
       üzerine oturdu, parlak giysisi güneşten daha
       ışıl ışıl ve herhangi bir doludan
       / kar tanesinden daha beyazdı.
       14.21 O Bütün Övgülerin Muhatabı Olan ve Dilediğini
       Öven (Hamîd'in) simasına ait görüntüye / yapıya hiçbir
       melek veya hiçbir bedenli varlık / beşer içeri girerek
       bakamazdı.
       14.22 Parlak / Şiddetli bir enerji denizi O'nu
       çevreliyordu, büyük bir enerjide O'nun (tam) önündeydi.
       Çevresinde bulunanlardan hiçbiri O'na yaklaşamazdı. On
       bin kişi, on bin kez (sayısız olarak) O'nun
       huzurunda ayakta bulunmaktaydı, buna rağmen O'nun
       kendine ait bir konseye de ihtiyacı yoktu.
       14.23 O'nun yanında bulunan Allah'a ait olanların pek
       çoğu, akşamleyin de O'nu bırakmadılar ve
       O'ndan ayrılmadılar.
       14.24 O zamana kadar yüzümde bir perde var olmasına
       rağmen titredim. Rabbim kendi ağzıyla beni
       çağırdı ve bana şöyle dedi: Buraya gel
       Hânokh, Bana ait olan kelimeye![47]
       14.25 Beni yukarı (doğru) kaldırdı ve
       kapının yakınına getirdi ve yüzümü
       aşağıya eğdim.
       15.1 Ve bana geri dönerek, kendi sesiyle seslendi: Duy! korkma
       Hânokh, âdil kulsun ve adaletin katibisin, buraya gel,
       yaklaş ve kelimelerimi duy.[48]
       15.2 Onlara, kendi adlarının duaları için seni
       gönderen semanın gözcülerine git ve de ki: Siz
       gerektiğinde insanların adına dua etseniz, daha
       iyi yapmış olursunuz, insanlar sizin adınıza
       dilemesinler.
       15.3 Neden siz kutsal ve farklı olan yüce ve ebedi
       semalardan ayrıldınız? Kadınlarla uzanarak
       Âdem'in kızları ile kendinizi kirli / ahlaksız
       hale getirdiniz, kendiniz için eşler aldınız,
       tıpkı toprağın evlatlarının
       yaptığı gibi ve ucube / gaddar evlatlara baba
       mı oldunuz?
       15.4 Oysa siz yükseklerde çok boyutlu, belirli bir zamana ait
       olmayan / ebedi hayatı yaşıyordunuz ve
       kadınların soyu ile kirlendiniz. Neden (kendinizi)
       beşeriyetin soylarıyla
       karıştırdınız?
       İnsanlığın çocuklarını taklit etme
       bünyesinde, niçin o ölerek gözden kaybolanlar gibi et~ beden ve
       kandan sonra şehvete / arzularınıza
       kapıldınız?
       15.5 Adamlara kadınları / eşlerini verdim ki,
       onların içine tohum eksinler. Bu şekilde onlardan
       çocukları doğabilsin, böylelikle bağzı
       ameller dünyada tamamlanabilir.
       15.6 Fakat vaktiyle siz rûhani / emir boyutundaydınız
       ve ebedi olarak âlemin tüm nesillerinden farklı, ölümün
       olmadığı bir hayat yaşıyordunuz.
       15.7 Bu nedenden dolayı Ben sizin için eşler /
       dişiler düşünmedim, çünkü varlıksal / güç
       yapısında olanların konakladıkları yer
       semalardadır.
       15.8 Şimdi et bedende doğan gaddarlar dünyada
       şeytani rûhlar / güçler olarak
       çağırılacaklar.
       15.9 Şeytani rûhlar kendi bedenlerinden
       dışarı çıkacaklar, 'çünkü yukarıda
       yaratılmışlardı, başlangıç
       (noktaları) ve kökenleri kutsal gözcüler (Ar'lar)dı. /
       çünkü kökenleri hem beşerden hem de Ar'lardan meydana
       geldi, sonra gelen (beşerler) ayrı varoluş
       içindi, ama şimdi başlangıç noktaları
       birbirine karıştı.' Şeytani rûhlar dünyada
       olacaklar ve kötü olan kimselerin varlıkları olarak
       anılacaklar.
       15.10 Semaya ait rûhların konakladığı yer
       semalar, her kim toprakta doğar ise onların
       konakladığı yer toprak olacak.
       15.11 Gaddarların rûhları yer üzerinde başa bela
       olup, hataya düşecek / yozlaşacak / eziyet edecekler,
       saldıracak / alt üst edecek, savaş çıkarıp
       yok etmek (üzere) çalışacak / kedere neden olacaklar.
       Onların yemeye ihtiyaçları yoktur, yine de hâlâ
       acıkır ve susarlar, onlar rahatsız eder /
       incitir, farkına varılmaz / izlenemezler.
       15.12 Bu rûhlar âdemoğluna karşı (her zaman)
       ayaklanacaklar ve kadınlara karşıda, çünkü
       yıkım ve katliam günlerinde onlardan geldiler /
       doğdular.
       16.1 Katliamın, yok edilişin ve bu gaddarların
       ölüm günlerinden itibaren varlıkları bedenlerinden
       dışarıya çıkacak ve onların bedenleri
       (bir) karar olmaksızın çürüyecek. Nitekim
       belirlenmiş tüm âlemleri kapsayacak olan büyük kıyamet
       gününe kadar, gözcüler ve Allah'a karşı
       saygısızlık içinde olanlar muazzam çağ ile
       mahvedilmiş olacaklar. Hatta (o güne dek) onlar büsbütün
       yakılarak kül edilecekler.
       16.2 Şimdi kendi adları üzerine dileklerini seninle
       gönderen, vaktiyle semada olan Ar'lara gelince,
       16.3 Diyorum ki: Siz semalarda iken gereksiz gizemler
       bilirdiniz, fakat (hakikatin) tüm sırları size daha
       açıklanmamıştı. Bu da kadınların
       sizi böyle, kalplerinizin katılığı /
       inatçılığı ile tanımasına neden
       oldu, bu sır perdesinden dolayı da kadınlar ve
       erkekler dünyada kötülüğün artmasına neden oldular.
       16.4 Onlara bu nedenlerden dolayı şunu söyle: Huzur
       Bulamayacaksınız!
       ----------------------------------------------------------------
       -------
       [45] Cin 72/8-10
       [46] Ek-bilgi: Sesin görüntüyle ilişkisine örnek olarak,
       kâinatta mevcut olan dalga boyu - frekans
       bağlantısı.
       [47] Şûra 42/51
       [48] Bakara 2/253
       *****************************************************