URI:
   DIR Return Create A Forum - Home
       ---------------------------------------------------------
       kitap
  HTML https://kitap.createaforum.com
       ---------------------------------------------------------
       *****************************************************
   DIR Return to: Kitabın Bölümleri
       *****************************************************
       #Post#: 225--------------------------------------------------
       18. Ağaçlar
       By: yazar Date: December 22, 2021, 11:28 pm
       ---------------------------------------------------------
  HTML https://i.ibb.co/3dKCRnS/sayfa18.png
       24.1 Oradan arzın başka bir yerine gittim, Raguel
       gündüz ve gece parlayan ateşten / enerjiden bir dağ
       silsilesini bana gösterdi.
       24.2 Ona doğru gittim ve yedi tane ihtişamlı
       dağ ile karşılaştım. Hepsi bir
       diğerinden farklıydı. Muhteşem ve güzel
       kayalıklar / taşlar, bir bütün olarak görkemliler /
       hepsi (birbirinden) değerli, iyi görünümlere sahipler ve
       yüzey şekilleri çok güzeldi. Doğuya doğru olan üç
       tanesi, bir diğerinin üzerinde, güneye doğru olan üçü
       de, bir diğerinin üzerinde ve (aralarında) derin ve
       esintilerle dolu vadiler, hiçbiri ötekisiyle birleşmiyor.
       24.3 Bunların ortasında yedinci dağ, ayrıca
       o (dağ) yükseklik bakımından onlardan
       (diğerlerinden) daha üstün, kürsüye /
       hükümdarlığa ait üyeliği / merkezi
       andırıyordu. Mis kokulu ağaçlar kürsünün
       etrafını çevrelemiş (haldeydiler).
       24.4 Onların arasında daha önce hiç kokusunu
       duymadığım bir ağaç vardı. Ne bu
       ağaçların arasında, ne de dışardakiler
       de, onun benzeri bir koku yoktu. Her güzel kokudan daha hoş
       kokuyor, yaprakları çiçekleri ve ağacı ebediyen
       solmuyordu. Meyvesi güzel görünümlü, salkımları da
       hurma ağacında yetişen meyveyi
       andırıyordu.
       24.5 O anda dedim ki: Şu güzel ağaca da bak! O düzgün
       yapraklarıyla tomurcuklanmasının / meyvesinin
       hoş görüntüsüne bakmak ne kadar da güzel.
       24.6 Allah'a ait meleklerden, benimle olan Mikail onlardan
       sorumluydu.
       25.1 Bana cevap vererek şöyle dedi: Hânokh, neden bana bu
       ağacın kokusu hakkında soruyorsun ve neden bilgi
       edinip (gerçeği) öğrenmek istiyorsun?
       25.2 Sonra ben Hânokh, şu şekilde
       yanıtladım: Her şey hakkında öğrenmeyi
       arzu ederim ama özellikle de bu ağacın hakkında
       öğrenmek isterim.
       25.3 Ve bana cevap verdi: Bu gördüğün yüksek büyük yer,
       Rabbinin hükümdarlığının zirvesi gibidir.
       Çok Yüce, Azametli, Sonsuz Saltanatın ve Üstünlüğün
       Yegane Sahibi (Azîm'e) ait kürsünün bulunduğu, O 'arzı
       hayırlı şeyler ile birlikte ziyaret etmek için
       aşağıya geldiğinde / yeryüzünü iyilik üzere
       yıktığı zaman' duracağı yerdir.
       25.4 Bu güzel ve hoş kokulu ağaca hiçbir bedenli
       canlının dokunma yetkisi yoktur, ta ki büyük
       yargılama zamanı gelinceye dek. Ve her şeyin
       bedeli ödenerek, ebedi olarak tamamlanması
       sağlandığı zamana müteakiben o
       bölüştürülmüş olacak ve sadık / hak sahipleriyle
       alçak gönüllü olanlara (ondan) verilecek.
       25.5 Onun meyvesi cennet ehline / seçilmişlere verilecek ve
       bu ağaç kuzeye doğru Allah'a ait / ayrı tutulan
       bir yerde, Sonsuz Saltanatın Sahibine ait mabedin /
       cemaatin yakınlarında dikili olacak.
       25.6 Onlar o mukaddes olan mekâna girecek, neşe ve sevinç
       ile (birbirlerini) kutlayacaklar. İliklerine / hücrelerine
       kadar o güzel kokunun işlemesine izin verecekler. Onlar
       için ileride birbirine bağlı uzayda / boşlukta
       yaşam (olacak). Eski atalarının
       yaşadığı gibi çok uzun bir hayat sürecekler.
       Onlara ait günlerde keder, dert / sıkıntı
       olmayacak, onlara üzüntü / drama ve acı asla
       yaklaşmayacak.
       25.7 Sonra Cennetin / Hale'nin Sahibine, bunlara benzer
       şeyler hazırladığı ve bu gibi
       şeyleri yaratarak sadık olan / hak sahiplerine
       vereceğim diye söz verdiği için şükrettim.
       26.1 Oradan arzın orta yerlerine, mübarek ve verimli / çok
       sulak olan kesik bir ağaçtan filizlenmiş canlı
       dalların, ağaçlarla birlikte olduğu bir yere
       gittim.
       26.2 Orada parlak / ışıl ışıl
       (olan) bir dağ ile karşılaştım,
       dağın altında doğuya doğru yer alan ve
       oradan güneye doğru akmakta olan bir akarsuyu (yaşam
       akıntısını) gördüm.
       26.3 Doğu istikametine doğru başka bir dağ
       ile karşılaştım. Lâkin, bir öncekinden daha
       büyüktü. Ve onların arasında, dağın alt
       tarafında bir akarsuyun aktığı, derin ve dar
       bir vadi / dağ geçidi vardı.
       26.4 Bunun batısında, bir öncekine göre daha kısa
       ve az bir yükseltiye sahip başka bir dağ vardı.
       Ve onların arasında derin ve çorak / kıraç bir
       vadi vardı. Orada diğer üç dağın, en uzak
       noktalarında derin ve çorak dağ geçitleri vardı.
       26.5 Bütün dağ geçitleri derin ve dardı, kireçli /
       sert kayalara sahiptiler. Ve onların üzerinde ekili
       ağaçlar yoktu.
       26.6 O kayalıklardan dolayı hayrete düştüm, o
       dağ geçitlerinden dolayı da hayrete düştüm ve çok
       şaşırdım.
       27.1 Sonra dedim ki: Bu tamamıyla ağaçlarla dolu olan
       kutsanmış yerin arasında berbat / lanetli bir
       biçimde duran vadinin anlamı nedir?
       27.2 Allah'a ait meleklerden olan Ûriel benimleydi, bana cevap
       vererek dedi ki: Bu lanetli vadi, ebedi olarak lanetlenenler
       içindir. Allah'a ve O'nun şanına karşı
       yakışık almaz, sert ithamla
       konuşanların hepsinin bir araya getirilecekleri yer
       burası olacaktır. Burada toplanacaklar ve bu yer
       onların üzerinde hükme bağlanacak.
       27.3 Son günlerde hak sahiplerinin gözü önünde doğru hükmün
       onlara bağlandığının ebediyen (bir)
       görüntüsü olacak. Burada merhamete dahil olanlar, Cennetin /
       Hale'nin Sahibine ve Sonsuz Melik'e dua edecekler.
       27.4 Kendilerine ait karar gününde hesaplarının rahmet
       görmesi ve O'nun onlara atadığı kaderden /
       ölçüden dolayı O'na dua edip / şükredecekler.
       27.5 Ben de bunun üzerine Cennetin / Hale'nin Sahibine yöneldim
       ve azametine uygun şekilde O'nu anarak, O'na dua edip /
       şükettim.
       28.1 Oradan doğuya doğru gittim, sıra
       dağlar, ıssız terk edilmiş yerin
       ortasındaydı ve boş araziyle / ekilmemiş
       toprakla karşılaştım.
       28.2 Orada kendi başına (yaşayan), üzeri
       ağaçlar ve yapraklarla dolu bir yer vardı.
       Yukarısında su fışkırıyordu.
       28.3 Su hızlıca / şiddetli akan bir kanal gibi
       kuzeybatıya doğru aktı, ayrıca bulutlar / su
       buharı ve çiy / serpinti her tarafın üzerine yükseldi.
       29.1 Bu sıra dağların doğusunun
       yakınlarında, ıssız yerin içinde diğer
       bir mekâna vardım.
       29.2 Orada aromalı ağaçlarla
       karşılaştım, bunlar yayılan tütsü /
       buhur ve mürün hoş kokularının
       çıkarıyor / nefes veriyorlardı. Bu ağaçlar
       badem ağacına benzer yapıdaydılar.
       30.1 Bunların ötesine doğuya doğru çok uzaklara
       gittim ve diğer bir mekâna vardım, suyla dolu /
       düşmeyen, kurumayan sudan (buzuldan) bir vadi.
       30.2 Güzel bir ağaçla karşılaştım, onun
       hoş kokusu sakız ağaçlarını
       andırıyordu.
       30.3 Vadilerin kenarları boyunca tarçın kokusuyla
       karşılaştım. Ve bunların ötesine
       doğuya doğru ilerledim.
       31.1 Başka dağları gördüm, onların üzerinde
       ağaçlara ait bahçeler vardı. Orada nektar gibi akan
       sudan (beslenen) ağaçlar vardı, isimleri tespih
       (ağacı) / zamzalak ve kasnıydı.
       31.2 Ondan sonra bu dağların ötesinde, arzın
       sonlarının doğusunda, başka bir dağ
       karşıma çıktı ve onun üzerinde
       sarısabır ağaçları vardı ve tüm
       ağaçlar sarı sakız reçinesiyle doluydu,
       görüntüleri badem ağacının sert meyvelerini
       andırıyordu.
       31.3 Onlardan biraz yaktım ve o herhangi bir güzel kokudan
       daha hoş kokuyordu.
       32.1 Bu rayihalardan sonra dağların üzerinden kuzeye
       doğru baktım. Hint sümbülü, tarçın ve biberin
       hoş kokulu ağaçları ile kaplanmış yedi
       (tane) dağı gördüm.
       32.2 Oradan tüm bu dağların zirvesine
       çıktım, arzın doğusunun uzaklarına
       doğru (gittim) ve Kızıldeniz'in üzerinden geçtim.
       Kızıldeniz'den uzaklaştım ve Zotîêl isimli
       meleği geçtim.
       32.3 Böylece Adaletin / Sadâkatin Bahçesinin içerisine
       vardım. Ve uzaklarda bu ağaçlardan sayıca çok
       daha fazla yetişmekte olan ağaçları gördüm. Ancak
       orada geniş (gövdeli) iki ağaç vardı. Hoş
       kokuya sahip, ihtişamlı, güzel ve
       olağandışı / muazzam görüntüleri vardı.
       Hem de bilgelik ağacı ile
       karşılaştım, ondan yiyenler çok büyük bir
       anlayış sahibi olurlardı.
       32.4 Onun meyveleri bir sarmaşığın üstündeki
       üzüm demetlerini andıran, kokusu çok uzaklara
       yayılarak hissedilebilen bir nevi keçiboynuzu
       ağacıydı.
       32.5 Şöyle dedim: Bu ağaç çok güzel! Ne kadar güzel ve
       tatlı bir görüntüsü var.
       32.6 Allah'a ait meleklerden olan İsrafil benimleydi ve
       bana cevap vererek dedi ki: Bu (bilgileri anlama) bilgelik
       ağacıdır, senden önce gelen babanın ve
       annenin ataları bu ağaçtan yiyerek (iyinin
       yanında kötü bilgiyi içeren) bilgeliğe sahip oldular.
       Evet onların gözleri açıldı ve kendilerinin
       çıplak olduklarının fark ettiler. O yüzden (bu)
       bahçeden sürülerek / çıkarıldılar.
       33.1 Buradan yeryüzünün sonlarına / uç noktalarına
       (doğru) gittim ve orada çok geniş (yapılı)
       yaratılmış canlılar / hayvanlar ile
       karşılaştım. Her biri diğerinden
       farklıydı, ayrıca da kuşlar hepsi
       değişik yapılarda, güzellikteydiler ve hepsinin
       çıkardıkları sesler bir diğerinden
       farklıydı.
       33.2 Bu hayvanların doğusunda, yeryüzünün uç
       noktalarını ve semaların hareketsiz
       kaldığı yer ile birlikte, semalara ait
       pencerelerin / geçitlerin (buradan) açılır
       (olduğunu) gördüm.
       33.3 Semanın yıldızlarının nasıl
       belirdiklerini gördüm ve her birinin çıktığı
       geçitleri saydım, çıktıkları noktaları
       sayılarına göre tek tek yazdım. Ayrıca
       isimlerini, bağlantılarını /
       burçlarını, pozisyonlarını,
       zamanlarını, aylarını benimle birlikte olan
       Ûriel isimli melek bana gösterdi.
       33.4 Bana hepsini gösterdi, onların isimlerini,
       kanunlarını ve çalışma sistemlerini benim
       için yazdı.
       34.1 Oradan yeryüzünün (bir) ucuna kuzeye / kuzey kutbu
       taraflarına doğru gittim. Orada büyük ve muazzam bir
       sistem ünitesiyle karşılaştım, tüm
       yeryüzünün en uçlarındaydı.
       34.2 Orada semanın üç (su) geçidini gördüm. Onların
       her birinden, kuzey rüzgârları ile soğuk, dolu,
       kırağı, kar, sis ve yağmur eserek
       dışarı çıkıyordu.
       34.3 Bir kapıdan iyice eserdi, fakat diğer iki
       kapıdan daha bir güçlü, yeryüzüne azap edercesine
       şiddetli bir şekilde eserdi.
       35.1 Oradan yeryüzünün batı tarafına yöneldim ve
       doğu tarafındakine benzer üç geçit ve
       çıkış noktaları vardı.
       36.1 Oradan yeryüzünün (bir) ucuna güneye / güney kutbu
       taraflarına doğru gittim. Orada semanın
       açılmış üç tane geçidinden güney rüzgârları,
       sis, yağmur ve rüzgâr geliyordu.
       36.2 Oradan doğuya, semaların tarafına /
       diplerine doğru gittim. Doğu istikametinde
       semanın üç tane geçidi açıktı ve üzerlerinde daha
       küçük geçitler vardı.
       36.3 Her gece onlara gösterilmiş güzergâh olan, tüm bu ufak
       geçitlerden semanın yıldızları gelir ve
       geçer / doğar ve batarlardı.
       36.4 Gördüklerimden dolayı şükrettim. Her zaman
       Cennetin / Hale'nin Sahibine dua edeceğim. O ki büyük ve
       muhteşem mucizeleri yaratarak her işi ne kadar güzel
       bitirdiğini, meleklerle insanların özlerine /
       gönüllerine gösterdi, böylece onlar O'nun yaptıklarına
       şükredebilsinler. Ve bütün yaratılmış
       varlıklar, O'nun büyük gücünün işleyişini idrak
       etsinler. O'nun mükemmel işleyen maharetine
       şükrederek, O'na ebedi olarak dua etsinler.
       *****************************************************