URI:
   DIR Return Create A Forum - Home
       ---------------------------------------------------------
       kitap
  HTML https://kitap.createaforum.com
       ---------------------------------------------------------
       *****************************************************
   DIR Return to: Kitabın Bölümleri
       *****************************************************
       #Post#: 221--------------------------------------------------
       21(a). Kıssalar I
       By: yazar Date: December 22, 2021, 11:25 pm
       ---------------------------------------------------------
  HTML https://i.ibb.co/WgbGRvP/sayfa21a.png
       38.1 Âdil olanlar topluluğu ortaya
       çıktıklarında, günahkârlar işledikleri
       günahlar yüzünden yargılanacaklar ve yeryüzünden
       kovulacaklar.[68]
       38.2 Hakk / Gerçeğin kaynağı ve Belirleyicisi,
       âdil olarak seçilenlerin gözü önünde belirdiğinde, o
       kimselerin amelleri Rûhların Sahibi tarafından
       tartılır. Ayrıca nur / yaşam
       ışığı dünyada yaşayan âdil
       olanlara ve seçilmiş olanlara tezahür ettiğinde,
       günahkârların yurtları / konak yeri neresi olacak,
       Rûhların Sahibini inkâr edenlerin dinlenme yeri neresi
       olacak? Onlar hiç doğmamış olsalar daha iyi
       olurdu.
       38.3 Âdil olanların gizleri (sahip olacakları) ortaya
       çıktığında, günahkârlar
       cezalandırılacaklar ve Allah'ın
       karşısında küfür içinde bulunanlar, âdil
       olanların ve seçilmiş olanların önünden
       kovulacaklar.
       38.4 O zamana kadar dünyayı zapt edenler (artık) güçlü
       veya soylu olmayacaklar, ne de âdil olanların yüzüne
       bakabilecekler. (Çünkü) Rûhların Sahibinden gelen
       ışık, Allah'a ait olanların, sadık /
       hak sahiplerinin ve seçilmişlerin yüzünde /
       algısındadır.
       38.5 Kuvvetli hükümdarlar o zamanlarda ortadan kaybolurlar. Bu
       hükümdarlıklar Allah'a ait olanların ve sadık /
       hak sahiplerinin eline verilirler.
       38.6 Ve o zamandan sonra hiç kimse yaşamları
       bittiği için Rûhların Sahibinden merhamet bekleyemez /
       affını dileyemez.
       39.1 O zamanlarda olan olacak ve seçilmiş Allah'a ait olan
       alttakiler / çocuklar (nebiler, resuller) aşağı
       inecekler ve onların soyları âdemoğullarıyla
       birlikte bir olacak.
       39.2 O günlerde Hânokh ateşlilik /
       aşırılık, öfke, huzursuzluk ve sürgünün
       kayıtlarını teslim aldı ve Rûhların
       Sahibi şöyle buyurdu: Onlar rahmete dahil olmayacaklar.
       39.3 O an bir bulut fırtınası, bir hortum beni
       kavrayarak yeryüzünden kaptı ve semanın sonuna
       taşıdı.
       39.4 Orada başka bir görüntü ile
       karşılaştım. Âdil olanların
       bulundukları ve Allah'a ait olanların dinlendikleri
       yerleri gördüm.
       39.5 Burada gözlerim onların meleklerle birlikte
       bulundukları ve Allah'a ait olanlarla birlikte
       dinlendikleri yerlere şahit oldu. Onlar
       âdemoğullarının namına talep ediyor,
       temennide bulunuyor ve dua ediyorlardı. Onların
       huzurunda adalet su misali akıyor ve rahmet de yerdeki çiyi
       andırıyordu. Dolayısıyla o (rahmet / adalet)
       ebediyen onların arasındaydı.
       39.6 O günlerde gözlerim âdil olan ve sadâkat ölçüsü / îmân
       içerisinde bulunanların yerini, onların günlerinde
       adaletin nasıl olacağını, sayısız
       sadık / hak sahiplerinin ve seçilmişlerin O'nun
       huzurunda ebediyen olacaklarını gördü.
       39.7 Rûhların Sahibine ait kanatların / korumanın
       altında onların barınacakları yeri gördüm.
       Bütün sadık / hak sahipleri ve seçilmiş olanlar O'nun
       huzurunda nurun ışığıyla
       bezenmişlerdi. Ağızları duayla dolu,
       dudaklarıyla Rûhların Sahibinin namını
       zikrediyorlardı. O'nun huzurunda doğruluk / adalet
       sona ermeyecektir.
       39.8 Orada kalmayı diledim ve rûhum bu yerin özlemini
       çekti. Bundan dolayı Rûhların Sahibinin huzurundaki bu
       yer, bana dair kader / takdir olarak
       kararlaştırıldı.[69]
       39.9 O günlerde beni nimetiyle desteklediği ve
       methettiği için Rûhların Sahibine şükrettim ve
       hamd ederek O'nun ismini yücelttim, dualarla ve zikirlerle.
       39.10 Uzun bir süre gözlerim bu yere baktı ve O'na dua
       ettim ve dedim ki: Şanı yücedir / mübarektir O,
       başlangıçtan sonsuza dek O'na hamd olsun.
       39.11 O'nun önünde sona ermek diye bir kavram yoktur. Âlem var
       olmadan önce de onun ne olacağını ve nesilden
       nesle olacağını biliyordu.
       39.12 Hatta uyuyanlar (bile) zikrederler, Senin nurunun /
       şanının / görkeminin önünde ayakta dururlar,
       dualar ederek, şükrederek, överek şunu söylerler:
       Kutsal / Allah'a ait! Allah'a ait! Allah'a ait! arzı
       rûhlarla / emirlerle dolduran Rûhların Sahibi.
       39.13 Burada gözlerim hiç uyumayanlara şahit oldu, O'nun
       huzurunda duran şükredenler şöyle dediler: Mübareksin
       Sen, şanı yücedir Rabbe ait adın her şeye
       doğru ebediyen.[70]
       39.14 Göremez hale gelinceye dek algım (bir)
       değişime tabi oldu.
       40.1 Bundan sonra bir binin binlercesi, on binin binlercesi
       (sayısız) olan kimseleri Rûhların Sahibinin
       nuruyla huzurunda duran, bir uçsuz bucaksız hesaplanamaz
       çoğunluğu gördüm.
       40.2 Baktığımda orada duranlardan farklı
       olarak, Rûhların Sahibinin dört tarafında dört tane
       varlık / şahsiyet gördüm ve isimlerini öğrendim.
       Çünkü benimle birlikte yol alan melek isimlerini bana bildirdi
       ve saklı şeylerin tamamını gösterdi.
       40.3 Cennetin / Hale'nin Sahibinin huzurunda şükreden dört
       varlığın seslerini işittim.
       40.4 İlk ses Rûhların Sahibine dua ediyordu; her
       şeye doğru ebediyen.
       40.5 İkinci duyduğum ses, seçilmiş olanı
       (Âdem'i) ve Rûhların Sahibinde beklemete olan seçilmiş
       olanları zikrediyordu.[71]
       40.6 Üçüncü duyduğum ses, toprak üzerinde yaşayanlar
       için istirhamda bulunuyor, dua ediyor ve Rûhların Sahibinin
       hakkı için temennide bulunuyordu.[72]
       40.7 Ve dördüncü duyduğum ses ise, arzda
       yaşayanları suçlamak için gelen şeytanları,
       Rûhların Sahibinin huzurundan uzak tutuyordu.
       40.8 Bundan sonra benimle birlikte yol alan ve bana tüm
       saklı şeyleri gösteren huzurun meleğine sordum:
       Sözlerini duyarak kelimelerini kayıt ettiğim ve
       gördüğüm bu dört sima / önemli şahısta kim?
       40.9 Bana seslendi: İlk olan merhametli ve öfkeyi
       bastıran / uzun süre kahır çeken, Allah'a ait olan
       Mikail'dir. İkincisi, beşeriyete ait çocukların
       tüm rahatsızlıkarından ve incinmiş
       (rûhlardan) sorumlu olan İsrafil'dir. Üçüncüsü, tüm
       kuvvelerden sorumlu olan Allah'a ait Cebrail'dir. Ve dördüncüsü,
       ebedi hayata varis olacakların umut ve tövbelerinden / af
       kayıtlarından sorumlu olan Fanuel'dir.[73]
       40.10 Ve bunlar, o günlerdeki dört (ayrı) sesini
       işittiğim, En Yüce (olan) İlah'a ait dört
       melektir.
       41.1 Bundan sonra semaların tüm sırlarını,
       hükümdarlığın nasıl
       paylaştırılacağını ve
       insanların amellerinin nasıl dereceler üzerinde
       tartılacağına şahit oldum.[74]
       41.2 Orada seçilmişlerin barınaklarını ve
       Allah'a ait olanların dinleneceği yeri gördüm.
       Gözlerim ile nasıl tüm günahkârların oranın
       çevresinden uzaklaştırıldıklarını
       ve onları Rûhların Sahibinin namını inkâr
       ettiklerinden ötürü sürüklenerek
       uzaklaştırılmış olduklarını
       gördüm. Artık onlar için bir dinlenme olmayacak, çünkü
       çarptırıldıkların cezaları
       Rûhların Sahibi tarafından devam ettirilecek.
       41.3 Orada gözlerim, yıldırım ve gök gürültüsünün
       aydınlatan çakışındaki sırları,
       rüzgârların gizemlerini, nasıl yere dinmek için
       parçalandıklarını, bulutlara ve çiye ait
       bilinmeyenleri gördü. Aynı zamanda oradan hangi yere devam
       ettiklerini (bu yerin içine nereden gönderildiklerini), Nereden
       de yeryüzünün toz parçacıklarının
       doyurulduğunu gördüm.
       41.4 Orada akımların kapalı haznelerini / zengin
       kaynaklarını ve onlardan dışarı
       doğru akımların
       ayrıştırıldığını,
       dolunun / yağışın haznesini,
       karartının / sisin haznesini, bulutlarının
       haznesini ve dünyanın başlangıcından beri
       yer üzerinde süzülerek süre gelen o bulutu gördüm.
       41.5 Güneşin ve ayın yörüngelerini takip etmesini,
       nerden gelerek nereye döndüklerini, onların mükemmel
       dönüşlerini, nasıl birinin öbürkünden daha saygı
       değer / üstün olduğunu, onların belirlenmiş
       seyir yollarını nasıl yönlerini
       değiştirmeden, güzergâhlarına bir şey
       eklemeden ve eksiltmeden, birbirlerine sadâkatlerini muhafaza
       ederek onların yeminlerini kararlılıkla
       sürdürdüklerini gördüm.[75]
       41.6 Rûhların Sahibine ait emre uygun olarak, güneş
       ilk çıkar / geçer, kendi yörüngesinde yol alır.
       Dayanıklı / Güçlü onun namıdır, her
       şeye doğru ebediyen.
       41.7 Bundan sonra saklı ve gözle görünür olan ayın
       seyri, kendisine ait izlediği yolu hem gündüz hem gece
       (olarak) tamamlıyor. Biri diğerinin
       karşısında, Rûhların Sahibinin huzurunda
       dinlenmeden şükranlar sunarak zikrederler. Onların
       şükretmesi kendilerinin dinlenmesi mahiyetindedir.
       41.8 Güneşin parıltıları /
       ışınları birçok dönüşüm meydana
       getirir, bir bereket veya bir felaket / ilenç olarak. Ayın
       seyrine ait (olan) yörüngenin ışığı,
       sadık / hak sahibi için nur, yasa tanımaz /
       günahkârlar için ise karanlık olur. Rabbinin hakkı
       için O'nun ışığı (gündüzü) ve
       karanlığı (geceyi) yaratması,
       insanların rûhunu / şuûrlarını bölüp /
       ayrıştırması ve âdil olanların
       nefeslerini desteklemesi, O'nun adaletinin namı
       içindir.[76]
       41.9 Hiçbir melek engel olamaz veya hiçbir güç engel olma
       kapasitesine sahip değildir, dolayısıyla Hakîm
       olan hepsinin (ne yaptığını) görür ve
       hepsine kendi önünde hükmünü uygular.
       42.1 Hikmet kalıp / duracağı bir yer
       bulamadı ve ona barınabileceği bir yer semalarda
       verildi.[77]
       42.2 Âdemoğullarının arasında barınmak
       için geldi (ama), barınabileceği hiçbir yer / hane
       bulamadı. Hikmet kendi yerine geri döndü ve meleklerin
       arasındaki yerini aldı.
       42.3 Adaletsizlik kendi haznesinden / belleğinden,
       gizlendiği yerden dışarı çıktı.
       Onları o buldu, onu aramayanları / çıkarmaya
       çalışmayanları ve onlarla barındı.
       Çöldeki bir yağmur misali, veya susamış
       topraktaki bir çiy misali.
       43.1 Yeniden yıldırım / ışın yolu
       ile semaların yıldızlarını /
       ışıklarını gördüm. O'nun nasıl
       hepsini kendi adlarıyla
       çağırdığını anladım ve Onu
       işittim.
       43.2 Onlara ait adaletin dengesinin (nasıl)
       tartıldığını gördüm / anladım.
       Onların nasıl ışınlarına göre,
       kendilerine ait olan yerin enine göre ve ortaya
       çıktıkları güne göre olduklarını
       gördüm. İlaveten nasıl seyir ettikleri yola
       (yörüngelerine) göre, yıldırım /
       ışın yolu medyana getirdiklerini, bir
       ışın yolunun bir diğerini
       tetiklediğini, onların izledikleri yolun / sürecin
       meleklerin sayısına göre olduğunu gördüm ve
       onların hepsinin kendi aralarındaki sadâkatlerini /
       îmânlarını muhafaza ettiklerini (anladım).
       43.3 Benimle yol alan, bana saklı olanı gösteren
       meleğe sordum: Nedir bunlar?
       43.4 O da bana şöyle dedi: Rûhların Sahibi sana
       onların parabolik bir resmini gösterdi. Bunlar: 'Allah'a
       ait olanların / İlah'ın dostlarının,
       âdil olanların' namlarıdır. Arzda barınan ve
       Rûhların Sahibine ait isme güvenmeye devam edenlerdir, her
       şeye doğru ebediyen.
       44.1 Çakan yıldırıma / ışın yoluna
       ilişkin olarak başka bir şeye daha şahit
       oldum. Yıldızlardan nasıl
       doğduklarını, ışın yolu haline
       geldiklerini ve kendilerinin yeni şekilleri ile birlikte
       ayrılamaz olduklarını gördüm / kendileriyle
       birlikte arkalarında hiçbir şey
       bırakmadıklarını gördüm.
       -------------------------------------------------------
       [68] Ek-bilgi: Metinin çevirisinde, "sadık", "hak sahibi" -
       "âdil olan" sözcükleri, adalet - doğruluk üzerine olan ve
       kul hakkı yemeyen, gerçeğe samimiyetini koruyan kimse
       manasına gelmektedir ve aynı manayı ifade etmek
       için kullanıldı. İlaveten "günahkarlar", tabiata
       zarar veren, doğanın yasalarını
       tanımayan ve her türlü ferdi veya toplumsal günahı
       işleyenleri kapsamaktadır.
       [69] Meryem 19/56-57
       [70] Enbiya 21/19-20
       [71] Ali İmran 3/33
       [72] Şura 42/5
       [73] Necm 53/5
       [74] Enbiya 21/47
       [75] Enbiya 21/33 – Yasin 36/40 – Rad 13/2
       [76] Yunus 10/5
       [77] Şura 42/52 – Nahl 16/1,2 Ek-bilgi: Hikmet, Allah'a ait
       olan ve meleklerin arasında var olan bir rûh/emir
       kavramı. Aynı zamanda Adem'e üflenen rûh olarakta
       ilahi metinlerin içerisinde geçmekte. Kendi bünyesinde gücü
       (yaşamı) ve ilmi barındırır.
       *****************************************************