URI:
   DIR Return Create A Forum - Home
       ---------------------------------------------------------
       kitap
  HTML https://kitap.createaforum.com
       ---------------------------------------------------------
       *****************************************************
   DIR Return to: Kitabın Bölümleri
       *****************************************************
       #Post#: 219--------------------------------------------------
       21(c). Kıssalar III
       By: yazar Date: December 22, 2021, 11:23 pm
       ---------------------------------------------------------
  HTML https://i.ibb.co/6wszcDh/sayfa21c.png
       58.1 Hak sahibi ve seçilmiş kişiler ile ilgili olarak,
       üçüncü kıssadan bahsetmeye başladım.
       58.2 Ne mutlu / şükürler olsun sana! Sen âdil olan ve
       seçilen, ölçün / payın fevkalade güzel olduğu üzere.
       58.3 Hak sahibi güneşin ışınlarında ve
       seçtiğim de sonsuz hayatın nurunda. Orada onların
       yaşamlarına ait günlerin sonu yoktur. Allah'a ait
       sayısız günlerde olacaklar.[100]
       58.4 Onlar nuru arayacaklar ve Rûhların Sahibi ile birlikte
       doğruluğu / adaleti bulacaklar. Âdil olanlar için
       huzur olacak, Âlemlerin Rabbi ile birlikte.
       58.5 Bundan sonra semalarda Allah'a ait olanlara şu
       denecek: O güneş gibi doğduğu ve karanlıkta
       kaybolup gittiği üzere, onlar doğruluğun
       (bilinmeyen getirilerini) ve îmânın payını,
       mirasını istemeliler.
       58.6 Önce karanlık ortadan kaldırılacak
       olduğu için, orada kesintiye uğramayan bir
       ışık / aydınlık var edilecek, gündüzler
       bir limite asla ulaşmayacak. Allah'ın önünde pek çok
       ışık olacak ve doğruluğun /
       dürüstlüğün nuru, Rûhların Sahibinin huzurunda
       ebediyen güçlü olacak.[101]
       60.1 Hânokh'un hayatının beş yüzüncü
       yılının yedinci ayına ait on dördüncü gündü.
       Bu kıssada, semalara ait göğün şiddetle
       titreyerek / çalkalandığını, En Yüce
       ('Elaya) ait olan o orduların, meleklerin bir binin
       binlercesi, on bininin on binlercesi olanların büyük (bir)
       canlanmayla harekete geçtiklerini gördüm.
       60.2 Sonrada Günlerin Önünde Olanı şanına ait
       tahtta otururken gördüm. O melekler ve sadık / hak
       sahipleri O'nun etrafında duruyorlardı.
       60.3 Bir büyük titreşim beni yakaladı ve korkuya
       kapıldım. Bel omurlarım çöktü / eğildi ve
       gevşetildiler, bana ait tüm varlığım
       tamamıyla bir arada eridi ve yüzüstü kapaklandım.
       60.4 Allah'ın meleklerinden Mikail, Allah'a ait
       olanların içerisinden diğer bir meleği (bana)
       gönderdi. O da beni ayağa kaldırdı. O beni
       kaldırdığında nefesim geri geldi. Bu orduya
       ve titreyen, çalkalanan semaların manzarasına
       dayanarak / katlanabilmem mümkün olmamıştı.
       60.5 Ve Allah'a ait olan Mikail bana şöyle dedi: 'Neyin
       manzarası seni böyle rahatsız etti? / Neyin görüntüsü
       yüzünden böyle bir titreşim / dalgalanma mı (oldu)?'
       O'nun merhametine ait günler, bugüne kadar süregeldi. O, dünya
       üzerinde yaşayaşayanlara karşı öfkesini
       bastırdı, sabır ve merhamet gösterdi.
       60.6 Ama ne zaman ki, o günde, Rûhların Sahibinin onlar
       için hazırladığı güç, cezalar ve hükümler
       gelir. Onların adaletin hükmüne eğilmeleri, adaletin
       hükmünü görmezlikten gelen / doğru karara güvenmeyenler ve
       O'nun namını anlamsız sananlar için, o gün
       seçilmiş olanlar için bir antlaşma ve günahkârlar için
       ise bir test / soruşturma hazırlandı.
       60.7 O gün iki canavar / yaratık düzenlenecek / biri
       diğerinden ayrılacak. Birinin ismi Leviathan, ki bu
       dişi olandır. Denizlerin derinliklerinde ve su
       kaynaklarının üzerinde kalıp / beklemesi için.
       60.8 Erkek olanın ismi (ise) Behemoth, o gövdesini, hacmini
       saklar / o yüreğiyle işgal eder. Bahçenin
       doğusunda (bulunan) terk edilmiş Dendâin adında
       bir çölde / ıssız yerde. Orası,
       seçilmişlerin ve sadık olan / hak sahiplerinin
       bulunacakları yerdir. Büyük babam, (bana) gelene kadar
       yedinci (olan), Rûhların Sahibinin ilk yaratmış
       olduğu Âdem oradan çıkarıldı.
       60.9 Ve ben de diğer bir meleğe o canavarların
       gücünü bana göstererek nasıl onların bir günde
       (birbirlerinden) ayrıldığını, birinin
       denizin derinliklerinin içine ve diğerininde
       ıssız yere atılıp / indiğini
       göstermesini istedim.
       60.10 O da bana şöyle dedi: Sen âdemoğlu, senin burada
       bilmeyi arzuladığın şey bir
       sırdır.[102]
       60.24 Benimle yol alan huzurun meleği bana dedi ki: Bu iki
       canavar doyurulmak üzere hazırlandı. Allah'ın
       azametine uygun olarak, Allah tarafından
       (başlarına) gelen cezaları anlamsız
       olmayacak, onların evlatları kendi
       yaratıklarıyla öldürülecek, evlatları da kendi
       babalarıyla birlikte öldürülecekler.
       60.25 Rûhların Sahibinin cezası onların üzerinde
       kaldığı zaman, o sürekli bir kalış
       olacak, böylelikle Rûhların Sahibi tarafından gelen
       cezalar, onların üzerinde anlamsız hale gelmeyecek.
       Bundan sonra O'nun merhametine ve sabrına uygun olarak bir
       karar olacak.
       61.1 O zamanlarda, o meleklere uzun şeritlerin
       verildiğini gördüm. Onlar kendi kanatlarını
       (ortaya) çıkardılar ve kuzeye doğru uçtular.
       61.2 Meleğe sordum: Neden bunlar uzun şeritler
       aldılar ve uzaklara gittiler? O da bana dedi ki: Ölçmek
       üzere gittiler.
       61.3 Bunlar âdil olanların ölçülerini / sicimlerini ve
       birbirlerine olan bağlarını getirecekler,
       böylelikle Rûhların Sahibinin namı üzerine güvenebilir
       / kendilerini destekleyebilirler, her şeye doğru
       ebediyen.
       61.4 Seçilmişler (diğer) seçilenler ile birlikte
       barınmaya / yaşamaya başlayacak, bu ölçüler îmân
       / bağlılık üzerine olana verilecek ve adaletin
       kelimesini güçlendirecek.
       61.5 Bu ölçüler, yeryüzünün derinliklerine /
       karanlıklarına ait tüm bilinmeyenleri ortaya
       çıkaracak, kimlerin çölde yok edildiğini ve kimlerin
       denize ait balıklar, hayvanlar tarafından
       yendiğini bildirecek. Böylece seçilmiş olanın
       gününde geri gelebilir ve kendilerine destek çıkabilirler.
       Hiç kimse Rûhların Sahibinin huzurunda yok edilmeyecek ve
       hiç kimse yok edilmeye güç yetiremez.
       61.6 Ve bunun üzerine semaların yükseklerinde
       bulunanların hepsine bir emir bildirilerek / komut verildi.
       Bir güç, bir ses, bir ışık, bir ateş /
       enerji misali onlara verildi.
       61.7 Öncelikli olarak hikmet ile birlikte dua ettiler, övdüler /
       yere göğe sığdıramadılar, hamd ettiler.
       Ve kendilerine ait hitaplarında ve yaşamın
       rûhunda, kendilerini zeki / akıl sahibi olarak gösterdiler.
       61.8 Ve Rûhların Sahibi seçtiği kişiyi
       şanına ait tahtın üzerine yerleştirdi. O
       yüksek semalarda bulunan Allah'a ait olanların bütün
       amellerini yargılayacak ve onların işlerini ölçek
       üzerinde tartacak.[103]
       61.9 Rûhların Sahibinin namına ait kelimeye uygun
       olarak onların bilinmeyen yönlerini yargılamak üzere
       kontrolünü yükselttiği an, onların yolları /
       yönleri Yüceliğin Sahibi ('Elaya) ait olanın âdil /
       doğru kararının yönüne göre olur. Sonra
       onların hepsi tek ses olarak konuşacaklar, dua
       edecekler, şükredecekler, Rûhların Sahibinin
       namını yere göğe sığdıramayacaklar
       ve övecekler.
       61.10 Sonrada (O), semalarda bulunan bütün birlikleri /
       askerleri çağıracak, yukarıda bulunan Allah'a ait
       olanların tümünü, Rabbe ait olan çoğunluğu:
       Kerub'ları, Seraf'ları, Ofan'lar ve gücün her
       denetimini yapan egemenliğin meleklerini, seçtiği
       kişiyi, ayrıca arz ve sular üzerinde olan diğer
       güçleri o gün çağıracak.[104]
       61.11 Bir bütün olarak bir ses yükseltecekler, dua edecekler ve
       övecekler, zikredecek ve yere göğe
       sığdıramayacaklar, îmânın rûhunda / emrinde,
       hikmetin emrinde, sabrın emrinde, merhametin emrinde,
       (âdil) yargılanmanın ve huzurun emrinde ve
       iyiliğin emrinde (olarak) tamamı tek ses olup
       şunu söyleyecekler: Rab'dir O, mutlu eden O'dur /
       mübarektir O, şanı yücedir Rûhların Sahibine ait
       olan namın, ebediyen ve ilelebet.
       61.12 Yüksek semalarda bulunarak uyumayanların tümü O'na
       dua edecekler, semalarda Kendisine ait olanların
       tamamı O'na dua edecekler, seçilmiş olanların
       tümü, yaşamın bahçesinin içinde bulunanlar ve
       ışığa ait her varlığın dua
       edebilmesi mümkün olacak. Hamd edecekler, yere göğe
       sığdıramayarak diyecekler: Allah'a ait! Senin
       mukaddes ismine doğru, ırkların /
       insanlığın tamamı fazlasıyla
       Namına şükredecek ve dua edecekler her şeye
       doğru ebediyen.
       61.13 Rûhların Sahibinin merhameti çok büyük olduğu, O
       sabırlı / öfkeyi bastıran olduğu üzere bütün
       işler O'nundur. Bütün güçte O'nundur. Ne kadar
       yarattıysa, Rûhların Sahibinin hakkı için âdil
       olanlara ve seçilmişlere bildirdi.
       62.1 Böylece Rab hükümdarlara, gücü elinde bulunduranlara, asil
       / soylu olanlara, yeryüzünde bulunanlara emretti ve şöyle
       dedi: Gözlerinizi açın, boynuzlarınızı
       kaldırın, bakalım seçilmiş olanı
       tanıyabilecek / doğruluğunu kabul edebilecek
       misiniz?[105]
       62.2 Ve Rûhların Sahibi onu şanına ait
       tahtın üzerine oturttu. Adaletin / hakkın
       varlığı onun (Âdem'in) üzerinden akıyordu.
       Ağzının kelimeleri, tüm günahkârları ve
       Allah'a karşı saygısızlık içinde
       bulunanları öldürdü. Onlar, onun yüzünün önüne gelmeden
       önce küle döndüler / yıkıma uğradılar.
       62.3 O gün bütün hükümdarlar, güçlü olanlar, büyüklük içerisinde
       bulunanlar ve dünyaya egemen olanlar ayağa kalkacaklar ve
       onun nasıl şanına ait tahta oturduğunu
       görecekler ve bilerek / doğruluğunu kabul edecekler.
       Sadık / Hak sahipleri, onun huzurunda adalet içerisinde
       yargılanacaklar, böylece onun huzurunda hiçbir gereksiz
       kelime olmayacak.[106]
       62.4 Ve acı / azap onların üzerine gelecek, doğum
       sancısı çeken bir kadın gibi veya çok zor
       doğum yapan biri gibi. Evlat annesinin kanalına
       girdiği zaman, o doğum esnasında acı çeker
       (misali).
       62.5 Onlara ait payın / miktarın biri diğerine
       bakacak, titreyecekler ve onların yüzleri
       aşağı düşecek. Âdemoğlunun saygın
       olan tahtının üzerinde oturduğunu gördükleri
       zaman korkuya / acıya kapılacaklar.
       62.6 Güçlü hükümdarların ve dünyayı elinde
       bulunduranların tamamı onu şereflendirecek, ona
       dilekte bulunacak ve onu övecekler ve hepsini o kontrol edecek,
       o saklı olan.
       62.7 Başlangıçtan beri (o) âdemoğlu saklı
       olduğundan, En Yüce ('Elaya) onları kendi gözünün
       önünde muhafaza etti ve sadece seçilmiş olanlara onu
       bildirdi.
       62.8 Allah'a ait olanların cemaati ve seçilmiş olanlar
       (tohum misali) ekilmiş olacaklar. Bütün seçilmiş
       olanlar, o gün O'nun huzurunda bulunacaklar.[107]
       62.9 Bütün kuvvetli hükümdarlar ve asil / soylu olanlar,
       dünyayı yönetenler onun önünde yüzleri üzerine
       düşecekler. İbadet / hizmet edecek ve o
       âdemoğlundan medet umarak ondan talepte bulunacak ve
       merhamet bekleyecekler.
       62.10 Rûhların Sahibi, onları sadece
       sıkıştırıp / bastıracak, böylece
       onlar çabucak onun huzurunu terk etsinler. Ve onların
       yüzleri utançla dolacak ve karanlıkta onların yüzleri
       üzerinde kümelenecek.
       62.11 O, kuvvetli hükümdarları ve soylu olanları
       cezayı gerçekleştirecek olan meleklere doğru,
       onlardan intikam almaları için teslim edecek. Çünkü onlar,
       O'nun çocuklarını ve O'na ait seçilmiş
       olanları kötü amellerine alet ettiler.
       62.12 Onlar, adil olan ve O'nun seçtiği kişi için
       gülünç bir manzara oluverecekler, onlar (adil ve cennetlik
       olanlar) onların üzerinde bayram edecekler, çünkü
       Rûhların Sahibinin gazabı onlara dayanacak. Ve onlar
       Rûhların Sahibinin kudreti ile sarhoşa
       dönecekler.[108]
       62.13 Adil olan ve seçilmiş olanlar o gün
       kurtarılacaklar ve o günden itibaren günahkâr ve adaletsiz
       olanların yüzünü görmeyecekler.
       62.14 Rûhların Sahibi onların üstünde ebedi (olarak)
       kalacak ve o âdemoğlu ile birlikte hayat sürecekler,
       (ayrıca) yiyecekler, uzanacaklar ve onunla beraber tekrar
       doğacak / ayağa kalkacaklar, her şeye doğru
       ebediyen.
       62.15 Adil olan ve seçilmiş olanlar yerden doğmuş
       / çıkarılmış / yükselmiş olacaklar.
       Onların üzüntüleri / sıkıntıları sona
       ermiş olacak, onlar yaşamın giysisi / örtüsüyle
       giydirilmiş olacaklar.[109]
       62.16 Rûhların Sahibinin, huzurunda yaşamın
       giysileri bunlar olacak ve giysileriniz eskimeyecek,
       mutluluğunuz Rûhların Sahibinin huzurunda azalmayacak.
       63.1 O günlerde dünyayı elinde bulunduran güçlü
       hükümdarlar, onlara gönderilmiş olan cezanın
       meleklerine istirham edecekler, onlara (kendilerine) bir mühlet
       vermeliler diye, böylelikle Rûhların Sahibinin huzurunda
       saygıyla eğilip ibadet / hizmet edip değer
       üretsinler.
       63.2 Onlar Rûhların Sahibine dua edecek ve hamd ederek
       Allah'ı yücelterek şunu dile getirecekler:
       şanı yücedir / mübarektir Rûhların Sahibi,
       hükümdarların sahibi, güçlülerin sahibi, yönetenlerin
       sahibi, şan ve şerefin / görkemin sahibi, hikmetin
       sahibi!
       63.3 Bilinmeyen her şey apaçık senin önünde, senin
       gücün tüm nesiller için ve Senin şanın / görkemin her
       şeye doğru ebediyen, derin ve sayılamaz senin
       bütün bilinmeyen (yönlerin) ve senin adaletin
       hesaplaşmanın da ötesinde.
       63.4 Şimdi anladık ki , Yönetimin Yüce Sahibi (Melik)
       olana dua etmeliyiz ve zikretmeliyiz. (Çünkü) hükümdarların
       tümü üzerinde yönetici olan O'dur.
       63.5 Ve şöyle diyecekler: Bize bir süre verilmeli
       değil miydi, böylece biz (de) zikredebilecek,
       şükredebilecek ve dua edebilecektik ve O'nun
       şanının / görkeminin huzurunda, bizde güvenen
       kişiler / mümin olacaktık.[110]
       63.6 Şimdi ise biz bir süre arzu ederiz, ama
       bulamayız, bizler uzaklaşıp gittik ve elde
       edemiyoruz! Işık, bizim önümüzden göçüp gitti ve
       karanlıkta barınağımız olacak, her
       şeye doğru ebediyen.[111]
       63.7 O'nun önünde bizler güvenmedik / teslim olmadık. Ne de
       En Yüce ('Elaya) isminin kıymetini bildik. Bütün
       yaptıklarından dolayı, Egemen / Sahip Olan
       (Mâlik'e) saygı duyup / şükretmedik. Ayrıca
       bizlerin umudu da, kendimize ait saltanatta ve kendi
       şanımızın asasındaydı.
       63.8 Bizlerin yargılandığı ve üzüntümüz /
       huzursuzluğumuz olan o günde, O bizi kurtarmadı.
       Rabbimizin bütün işleri doğruluk / dürüstlük ile, O'na
       ait tüm hükümler ve O'nun adaleti içerisinde
       yaptığına teslim olmak / güvenmek için
       (artık) sürede bulamayız. Öyle, O'nun hükmü
       kişilere itibar etmez / bakmaz.
       63.9 O'nun önünden göçüp gittik, çünkü bütün işlerimiz ve
       bütün günahlarımız tam olarak sayıldı.
       63.10 Şimdide onlar, onlara (âdil olanlara) seslenecekler:
       Bize ait nefes / gönüllerimiz, adaletsizlik sayesinde sahip
       olduğumuz yüklere doydu, fakat bizim cehennemin azap edici
       ateşine girmemize engel olamadılar.
       63.11 Sonra da onların yüzleri âdemoğlunun önünde,
       karanlık ve utanç ile dolacak ve onlar, onun önünden
       dışarı atılacaklar ve onunla yüz yüze
       gelmelerinden önce, tahribat onların içinde barınacak.
       63.12 Bunun için Rûhların Sahibi şöyle buyurur: Bu,
       Rûhların Sahibinin önünde dünyayı elinde tutan,
       kudretiyle hükümdar olan ve asil / soylu geçinenlere ait karar
       ve hükümdür.
       64.1 O yerde başka saklı yüzlerede müşahit oldum.
       64.2 Ve meleğin sesini işittim, şunu diyordu:
       Bunlar o melekler, semalardan dünyaya inmiş olanlar.
       İnsanların evlatlarına saklı şeyleri
       bildirdiler ve insanların doğru yoldan sapmasına
       neden oldular. Böylelikle onlar da günah işlediler.[112]
       68.2 O günde Allah'a ait olan Mikail, İsrafil'e cevap
       vererek şöyle dedi: Rûhun / Emrin gücü zorluyor /
       baskılıyor ve titretiyor beni. Meleklerin üzerindeki
       karar, saklı olan her şeyin hükmünün sertliği /
       ciddiyetinden dolayı. O sertlikteki (bir) hüküm işleme
       konulduğunda kim dayanabilir? Öncesinde korkudan erimezler
       mi?
       68.3 Allah'a ait olan Mikail tekrar cevap verdi ve
       İsrafil'e dedi ki: O da kim! Kim kalbini yumuşatmaz
       onla ilgili olarak, kimin kontrolü / zihni sarsılmaz /
       rahatsızlık duymaz, bu hükmün kelimesinden
       dolayı. Onlara karşı bir hüküm çıktı.
       Çünkü onlar (melekler), onların
       (âdemoğullarının) dışarı
       çıkmasına / sınırları
       aşmasına neden oldular.[113]
       68.4 O, Rûhların Sahibinin huzurunda durduğu zaman
       olan oldu. Allah'a ait Mikail İsrafil'e söyledi: Rabbimin
       bakış açısı altında onların bir
       parçası olmayacağım, Rûhların Sahibi onlara
       karşı öfkelendi. Çünkü onlar, kendileri Rablermiş
       / Sistemi Yöneten / Büyük Olanlarmış gibi
       davrandılar.
       68.5 Bu yüzden saklı olan kıyamet ilelebet
       onların başına gelecek. Bu nedenden dolayı
       ne melek, ne de insan kendi pay almayacak / onların maruz
       kaldığına uğramayacak. Fakat yalnız
       onlar kendi kıyametlerine maruz kalacaklar, her şeye
       doğru ebediyen.
       69.1 Bu karardan sonra (diğer melekler), onları
       dehşete düşürerek tir tir titretecekler çünkü bunu
       dünyada yaşayanlara onlar gösterdiler.
       69.2 İşte o meleklerin isimleri ve bunlar da
       onların namları, onların ilk olanı
       Şem(s)îâzâz, ikinci Arâkîba, üçüncü Armên, dördüncü
       Kôkabîêl, beşinci Tâmîêl, altıncı Râmîêl, yedinci
       Dânîêl, sekizinci Êzêqîêl, dokuzuncu Barâqîêl, onuncu Asâêl, on
       birinci Armârôs, on ikinci Batârîêl, on üçüncü Anânîêl, on
       dördüncü Zaqîêl, on beşinci Samsâpîêl, on altıncı
       Satarêl, on yedinci Tûrîêl, on sekizinci Yômîêl, on dokuzuncu
       Asrâdêl'dir.[114]
       69.3 Bunlar (da) o meleklerin elebaşlarının ve
       yüzün üzerinde onlara öncülük edenlerin, ellisinin üzerinde
       onlara ait liderlerin, onlarcasının üzerindeki onlara
       ait öncülük edenlerin isimleridir.
       69.4 Birincisinin ismi Yeqûn, o Allah'a / En Yüce ('Elaya) ait
       meleklerin / zürriyetin kötülüğe / yanlışa
       düşüren, dünya üzerine aşağıya gelmelerine
       ve insanoğlunun kızları vasıtasıyla
       doğru yoldan sapmalarına neden olan.
       69.5 İkincisinin ismi Asbe'êl, Allah'a ait olan meleklere
       şeytani yöntemi / bilgiyi öğreten şahıs.
       Böylelikle onların, insanoğlunun kızları ile
       birlikte kendilerini lekelemelerine / mahvetmelerine yol açan.
       69.6 Üçüncüsünün ismi Gâdreêl, âdemoğluna tüm ölümcül
       patlamaları anlatan, yaşamı / Havva'yı
       saptıran, insanların evlatlarına ölüme ait
       silahları anlatan; Zırh, kalkan, savaşmak için
       kılıç ve her öldürücü silahı insanların
       evlatlarına anlatarak / bildiren şahıs.
       69.7 Ve onun yardımıyla dünya üzerinde
       yaşayanlara, o günden (başlayarak) ebediyen
       karşı çıktılar.
       69.8 Dördüncüsünün ismi Pênêmûe, o
       âdemoğullarının çocuklarına acıyı
       ve tatlıyı öğretti ve meleksi varlıklara ait
       ilmin / anlayışın tüm gizli bilgisini gösterdi.
       69.9 O insanlara mürekkep ve kalem ile yazmaktan haberdar etti.
       Dolayısıyla birçoğu günah işledi,
       ebediyetten ebediyete doğru ve bugüne kadar.
       69.10 İnsanlar bir kalem ve mürekkep ile îmânlarına
       bağlılıklarını güçlendirmek gibi bir
       amaç için tasarlanmadı / yaratılmadılar.
       69.11 İnsanlar aynen melekler gibi
       yaratılmış oldukları için âdil / dürüst ve
       saf kalmayı amaç edinmeliydiler. Ve ölüm, her şeyi
       öldürerek / tüketen onlara dokunamaz / onları ele
       geçiremezdi. Ama onların bu bilgileri yüzünden nefeslerini
       / canlarını teslim eder / ölümü tadarlar. Bu yüzden o,
       onları tüketiyor.
       69.12 Beşincisinin ismi Kâsdejâ, o da
       âdemoğullarının çocuklarına, pis rûhlu
       kalplerle demonik varlıkların, bütün zarar verici
       vuruşlarını sergileyendi. Rahimdeki cenini
       darbeleyip / embriyoyu hayal
       kırıklığına uğratarak
       (kadınların) düşük yapmalarını
       sağladı. Nefesin / Gönlün çarpıntısı,
       sürüngenin öğleyin ısırıp sokmasıyla
       gerçekleşen güneş çarpmaları, engereğin
       Tabââ‘ĕt (dayanıklı) namını
       taşıyan oğlu tarafından bunlar ortaya
       serilip / sahnelendi.
       69.13 Bu da Kâsba'êl'in görev alanı, (edilen) yeminin
       lideri, Allah'a ait olanlara yeminin
       başlangıcını gösteren, o yüksek
       ışık halkasında
       barındığı / yaşadığı
       zaman onun ismi Bêqâ'ydı.
       69.14 Bu (melek) Allah'a ait olan Mikail'e gizli olan ismi
       göstermesini talep eden. Böylece onlar gizli ismi görebilecek ve
       bu ismi yeminlerinde anacaklardı. Böylelikle o ismin ve
       yeminin önünde titreyerek / dalgalanacaklardı ki,
       âdemoğullarının cocuklarına bütün gizli
       saklı olan şeyleri gösterebilsinler.
       69.15 Bu o yeminin gücü / yetki alanı: O bu yemini
       Mikail'in idaresindeki Akâe'ye yerleştirdi. Bu şekilde
       yemin etkin ve dayanıklı / değişmeden devam
       etsin diye.
       69.16 Bunlar, o yeminin sırları: Onlar güçlü hale bu
       yemin sayesinde geldiler, dünya yaratılmadan önce semalar
       kesintiye uğradı / durduruldu ve ebediyen /
       kıyamete kadar.
       69.17 Onun vasıtası ile yer / arz su üzerine kuruldu.
       Dağların bilinmeyen yerlerinden yaşam için
       şifalı sular gelir. Âlemin
       yaratılışından ebediyete kadar.
       69.18 Bu yeminin vasıtasıyla deniz oluşturuldu ve
       onun temellerini O yerleştirdi. Kumu (da) öfkenin
       zamanı olması için, (böylelikle) o (öfke) onun ötesine
       geçmeye cesaret edemez. Âlemin
       yaratılışından ebediyete kadar.
       69.19 Bu yemin vasıtasıyla derinlikler /
       yoğunluklar sağlamlaştırıldı.
       Kendilerine ait olan yerlerde sabit dururlar, hareket etmezler,
       ebediyetten ebediyete kadar.
       69.20 Bu yemin vasıtasıyla güneş ve ay
       seyirlerini tamamlar ve kendilerine ait olan emirlerin
       dışına çıkmazlar, ebediyetten ebediyete
       kadar.
       69.21 Bu yemin vasıtasıyla yıldızlar
       seyirlerini tamamlar. Ve O, onları isimleriyle
       çağrınca O'na cevap verirler, ebediyetten ebediyete
       kadar.[115]
       69.25 Onların üzerinde bu yemin kuvvetlidir. Onun
       vasıtasıyla muhafaza edilirler. Onlara ait yollar
       korunur ve seyirleri yok olmaz.
       69.26 Orada onların arasında çok büyük bir neşe
       vardır. Onlar dua ettiler, hamd ederek (Allah'ı)
       yücelttiler ve övdüler. Çünkü âdemoğlunun namı onlara
       bildirilmişti.
       69.27 O şanına ait tahtın üzerine oturdu ve
       hükümlerin toplamı âdemoğluna verildi ve o, yasa
       tanımaz günahkârların ve âlemiı bozanların
       yeryüzünden kaybolmasına ve yok olmalarına neden
       oldu.[116]
       69.28 Onlar zincirlere bağlı kalacaklar, harap
       olacakların yerin içerisinde bir araya toplanarak
       hapsedilecekler. Ve onların bütün (kirli) işleri
       yeryüzünden göçüp gidecek.[117]
       69.29 Ve o andan sonra karışık / bozulabilir
       hiçbir şey olmayacak. Çünkü o âdemoğlu ortaya
       çıkmıştı ve o kendisini şanına ait
       tahtın üzerine oturttu. Tüm kötülükler onun yüzünün önünden
       kaybolacak ve uzaklaşacak. Ve âdemoğlunun sözü,
       Rûhların Sahibinin huzurunda kuvvetli olacak. Bu Hânokh'a
       ait üçüncü kıssadır.
       -------------------------------------------------------
       [100]Mutaffifîn 83/24
       [101] Aradaki bölüm #59.1 - #59.3, Hazneler (22) sayfasına
       dahil edilmiştir.
       [102] Aradaki bölüm #60.11 - #60.23, Hazneler (22)
       sayfasına dahil edilmiştir.
       [103] Sad 38/71-72 – Hicr 15/28-29 – Bakara 2/34, Şefaat
       kavramı açıklaması #61.8 - #61.10
       [104] Ek-bilgi: Kerub: Su - Sıvı Atom/Hidrojen
       halinde. Sembolü: İcosahedron/Yirmiyüzlü. Seraf: Toprak -
       Katı Molekül / Karbon halinde. Sembolü: Hexahedron /
       Altıyüzlü, Ofan: Hava - Gaz Parçacığı /
       Oksijen halinde. Sembol: Octahedron / Sekizyüzlü, Ar: Ateş
       – Radyasyon / Plazma / Foton halinde. Sembolü: Tetrahedron /
       Dörtyüzlü
       [105] Kehf 18/83
       [106] Nebe 78/37-38
       [107] Teorik olarak, seçilmişlerin mekanı ve cemaat
       "Pleiades" Ülker yıldız kümesidir.
       [108] Bakara 2/212 – Mutaffifîn 83/34
       [109] Kehf 18/31
       [110] Şuarâ 26/203
       [111] Mutaffifîn 83/7-10
       [112] Aradaki bölüm #65.1 - #68.1 sayfa no. 20’ye dahil
       edilmiştir.
       [113] Ek-bilgi: Buradaki "O da kim oluyor" ibaresi, Adem'e secde
       etmeyen iblisi ve onun ordusunu nitelemekte.
       [114] Meleklerin sıralamaları, Müddessir Suresi
       74/31nci ayet kapsamında olarak ve kitaba ait bölüm 12.
       İsyan’daki isimler baz alınarak yeniden düzenlendi.
       [115] Aradaki bölüm #69.22 - #69.24 Hazneler (22) sayfasına
       dahil edilmiştir.
       [116] Kehf 18/98
       [117] Hakka 69/30-32
       *****************************************************