URI:
   DIR Return Create A Forum - Home
       ---------------------------------------------------------
       kitap
  HTML https://kitap.createaforum.com
       ---------------------------------------------------------
       *****************************************************
   DIR Return to: Kitabın Bölümleri
       *****************************************************
       #Post#: 212--------------------------------------------------
       27. Simgeler
   DIR By: yazar
       Date: December 22, 2021, 11:17 pm
       ---------------------------------------------------------
  HTML https://i.ibb.co/PwYV3LL/sayfa27.png
       85.1 Sonra diğer bir rüyayı gördüm ve hepsini sana
       anlatacağım evladım.
       85.2 Hânokh sesini yükseltti ve oğlu Mâthuşelah'a
       seslendi: Sana söylüyorum evladım, kelimelerimi duy, senin
       babana ait rüyanın görüntüsüne kulağını ver.
       85.3 Annen Ednâ'yı almadan önce kanepede (uyurken) bir
       görüntü gördüm. Bir öküz / boğa topraktan doğru
       (dışarı) çıktı ve bu boğa
       beyazdı.[132] Ondan sonra aynı cinsten genç bir inek
       oraya geldi. Ve inekle birlikte iki erkek buzağı /
       tosun geldi. Onlardan biri siyah, diğeri ise
       kırmızıydı.[133]
       85.4 Siyah tosun kırmızı tosuna boynuz vurdu ve
       onu yere / toprağa doğru takip etti ve o andan
       itibaren kırmızı olanı bir daha
       göremedim.[134]
       85.5 Siyah olan büyüdü ve bir dişi inekte onla birlikte
       gitti. Ve o dişi olandan birçok boğa /
       sığırlar doğdu. Doğanlar ona
       benziyorlardı ve hepsi onu takip etti.
       85.6 Ve ilk olan o inek, ilk olan boğanın huzurundan,
       o kırmızı olan tosunu arayarak geldi, ama onu
       bulamadı. Daha sonra acıklı bir şekilde
       inledi ve onu aramaya devam etti.
       86.7 İlk boğa dişi olanın (yanına)
       gelip onu teskin edinceye kadar izledim. Ve dişi inek o
       andan itibaren bağırmadı.
       85.8 Bundan sonra o dişi olan beyaz bir tosun doğurdu
       ve bundan sonrada birçok tosun ve siyah inekler
       (doğurdu).[135]
       85.9 Rüyamda o (yeni doğan) beyaz tosunun nasıl bir
       şekilde büyüdüğünü, hem de iri yapılı bir
       beyaz boğaya dönüştüğünü gördüm. Ve ondan birçok
       beyaz tosunlar geldi. Onlar (yeni doğanlar) onun gibiydi.
       85.10 Doğanlar birçok beyaz tosunun babası oldular ve
       onlar (doğanlar), onlara (babalarına)
       benziyorlardı. Biri diğerini takip etti.
       86.1 Tekrardan uyurken gözlerimle şahit oldum,
       yukarıdan semalardan bir yıldız düştü,
       ayağı kalktı ve yedi, o boğaların
       arasında otladı.
       86.2 Bundan sonra iri ve siyah boğalar (geldi), işte!
       onların hepsi ağırdaki kendilerine ait bölümleri,
       otlarını ve kendi ineklerini değiştirdiler.
       Biri bir diğerinden sonra inlemeye başladı.
       86.3 Tekrardan görüntünün içinde fark ettim, yukarı
       doğru semalara baktım ve işte! birçok
       yıldızın ve onların nasıl
       aşağıya indiklerini gördüm. O birinci / ilk
       yıldıza doğru hepsi semalardan
       aşağı atıldılar ve o genç ineklerin ve
       boğaların arasına düştüler. Orada onlarla
       birlikteydiler, onların arasında otluyorlardı.
       86.4 İnen yıldızlara doğru baktım ve
       işte! hepsi atları andıran şahsi
       taraflarını çıkardılar. Boğalara ait
       olan inekleri örtmeye / ineklere binmeye başladılar. O
       ineklerin hepsi de hamile kaldı ve filleri, develeri ve
       eşekleri doğurdular.
       86.5 Boğarların hepsi onlardan korktular ve
       onların önünde dehşete kapıldılar. Filler,
       develer ve eşekler kendi dişleri ile
       ısırmaya, hırsla yiyip yutmaya ve
       boynuzlarıyla ittirmeye / vurmaya başladılar.
       86.6 Onlar böylelikle o boğaları mahvettiler /
       hırsla yiyip yuttular ve işte! Toprağa ait
       evlatların / genç olanlarının tamamı
       titreyerek, onların önünde sarsılmaya ve onlardan
       kaçmaya başladılar.
       87.1 Tekrardan onların birbirlerine toslamaya
       başladıklarını fark ettim. Birbirlerini
       mahvederken / hırsla yiyip yutarken gördüm. Toprak /
       Yeryüzü feryat etmeye başladı.
       87.2 Gözlerimi tekrardan semalara kaldırdım ve görüntü
       içine baktım, işte! semalardan, oradan geldiler ve
       varlıkları beyaz adama benziyordu. Bir tanesi o yerden
       dışarı çıktı ve (diğer) üçü onunla
       birlikteydi.
       87.3 O son gelen üçü, benim elimden tuttular ve beni
       toprağa ait nesillerinden yukarıya alarak, yüksek bir
       yerin üzerine kaldırdılar. Dünyanın
       yukarısındaki yüksek bir kuleyi bana gösterdiler. Ve
       bütün tepeler (bulunduğum yere göre) daha
       aşağıda kalıyordu. Onlar bana şöyle
       dediler: Ta ki o fillerin, o develerin ve o eşeklerin
       başlarına, yıldızların ve
       boğaların üzerine gelecekleri görünceye dek burada
       kal.[136]
       88.1 Önceden dışarı çıkmış, o dört
       taneden biri olanı gördüm. O semalardan ilk
       düşmüş olan yıldızı aldı. Onun
       ellerini ve ayaklarını bağlayarak, onu bir
       boşluğun içerisine koydu. Bu boşluk, dar, derin,
       korkunç ve karanlıktı.
       88.2 Onlardan biri kılıcını çekti. Ve
       kılıcı fillere, develere ve eşeklere verdi.
       Onlarda birbirleriyle çarpışmaya başladı ve
       tüm toprak onlardan dolayı sarsıldı.
       88.3 Görüntüde gördüğüm gibi, işte! o dört taneden
       biri semalardan olta atarak aşağıya indi. Büyük
       yıldızları, onların şahsi
       taraflarını, atları andıran şahsi
       taraflarını ve (onların) hepsini yakaladı,
       ayrıca onların tümünü ellerinden ve ayaklarından
       bağlayarak onları arzın yarılarak
       açılmış bir boşluğun içerisine
       fırlattı.
       89.1 O dört taneden biri beyaz boğaya gitti. Beyaz
       boğa korkuya kapıldığı esnada, ona bir
       bilinmeyeni (gelecek tufanı) öğretti. O
       doğuştan bir boğaydı, ama bir beşere
       dönüşü verdi ve kendi için büyük / geniş bir gemi
       yaptı. Yaptığı geminin içinde
       barınıp / yaşadı. Üç boğa da onunla
       birlikte o geminin içerisine gitti ve onların üzeri gemi
       vasıtasıyla korunmuştu.[137]
       89.2 Gözlerimi tekrardan semalara doğru
       kaldırdım, yüksek bir çatı / dam ile birlikte,
       onun üzerinde yedi tane su kanalı / bent kapağı
       gördüm ve o su kanalları, fazla miktarda suyu bir
       açıklığın / kapsam içerisindeki bir boş
       alanın içine boşalttılar.
       89.3 İşte! tekrardan yerin üzerindeki su
       kaynaklarının, o büyük boşluğun içerisine
       (doğru) açıldıklarını gördüm. Su
       fokurdamaya ve su (seviyesi) yerin yukarısına
       yükselmeye başladı. Ta ki tüm yeryüzü suyla kaplanana
       ve yer / toprak gözden kayboluncaya dek.
       89.4 Su, karanlık ve sis onun üzerinde arttı ve su
       seviyesinin yüksekliğine baktım. Bu su yerin üzerinde
       yükselmişti, yerin üzerine boşaldı ve toprak
       üzerinde durdu.
       89.5 Üstü açık alanda bulunan boğaların hepsi
       toplandı. Böylelikle onların, o suyun içerisine hemen
       nasıl battarak sıfıra indiklerini ve yok
       edildiklerini gördüm.[138]
       89.6 Ancak o gemi suyun üzerinde yüzdü, yeryüzündeki
       boğaların, fillerin, develerin, eşeklerin hepsi
       ve (diğer) tüm hayvanlar battı ve onları
       (artık) göremedim. Onların (sudan) çıkmaları
       mümkün değildi, ama yok edildiler / yıkıma
       uğradılar ve boşluğun içerisine
       battılar.[139]
       89.7 Tekrardan görüntüde o su kanalları / bent
       kapakları yüksek damdan kaldırılıp,
       toprağa ait su kaynakları kuruyuncaya ve diğer
       boşluklar açılıncaya kadar baktım.
       89.8 Sonra sular, bu boşlukların içerisine
       aşağısına doğru toprak
       kaplanmamış olana dek aktılar. Ve o gemi
       toprağa vardı / oturdu. Karanlık geri çekilerek
       ışığa / aydınlığa
       dönüştü.[140]
       89.9 Ki beşere dönüşmüş o beyaz boğa gemiden
       dışarı çıksın diye ve üç tosunda onunla
       birlikteydi. O üç tosundan biri, beyaz boğa gibiydi.
       Onlardan bir tanesi kan gibi kırmızı ve biri (de)
       siyahtı. O beyaz olan tosun onlardan ayrıldı ve
       uzaklara gitti.
       89.10 Ve onlar çöl hayvanlarını ve kuşları
       ortaya çıkmasına yol açtılar, böylelikle onlardan
       her türlü zengin bir çeşitlilik kaynaklanabilecekti.
       Aslanlar, panterler, köpekler, kurtlar, sırtlanlar, yaban
       domuzları, tilkiler, sincaplar, domuzlar, şahinler,
       akbabalar, kartallar, kuzgunlar / kargalar ve onların
       arasında doğmuş beyaz bir boğa.
       89.11 Ve onlar birbirlerini ısırmaya
       başladılar, ancak onların arasında
       doğmuş olan beyaz boğa, onla birlikte bir yaban
       eşeğinin ve beyaz bir boğanın babası
       oldu ve yaban eşekleri çoğaldılar.
       89.12 Fakat ondan doğmuş olan o beyaz boğa, siyah
       bir yaban domuzunun ve beyaz bir koyunun babası oldu ve bu
       yaban domuzu, birçok erkek domuzun babası oldu, ama o koyun
       on iki tane koyun yetiştirdi / on iki koyunun babası
       oldu.
       89.13 Bu on iki koyun büyümüş olduklarında kendi
       sayılarından birini eşeklere devrettiler. Sonra
       bu eşekler de o koyunu kurtlara verdiler, böylelikle o
       koyun kurtların arasında yetişti.[141]
       89.14 Efendi / Rab, o on bir koyunu kurtların arasında
       yetişmiş koyun ile birlikte yaşamaları için
       ve onla birlikte kurtlar arasında otlamaları için
       getirdi. Onlar çoğalarak / ürediler ve birçok koyun sürüsü
       oluşturdular.[142]
       89.15 Ve kurtlar korkmaya başladı ayrıca kurtlar
       onları ezip / kahrettiler, ta ki koyunların
       yavrularını yok edinceye kadar ve koyunlar kendilerine
       ait yavruyu çok gür akan / suyu bol bir nehrin içine
       attılar. Ancak bu koyunlar kendilerine ait kuzudan
       dolayı yüksek bir ses ile ağlamaya başladı
       ve onlar (tek olan) Rablerine sızlanarak /
       yakarışta bulundular.[143]
       89.16 Bir koyun kurtlardan kurtulmuş olaraktan kaçtı
       ve yaban eşeklerine doğru firar etti. (Sonra) tüm
       koyunları acı çekip / inlerken, feryat ederek kendi
       dermanlarıyla Rablerine istirham ederken gördüm, ta ki
       koyunların Rabbi yüksek bir haneden koyunların sesine
       / cağrısına (doğru) aşağı
       ininceye kadar. (O) geldi ve onlara baktı / onları
       idare etti.[144]
       89.17 Ve (koyunların) Rabbi kurtlardan kaçmış
       olan o koyunu çağırdı ve kurtlar hakkında
       onla konuştu. Böylece o koyun kurtlara nasihat verdi ve
       koyunlara dokunulmaması için uyardı.[145]
       89.18 O koyun Rabbine ait kelimeler gereğince kurtlara
       gitti. Diğer bir koyun, o koyunla
       karşılaşıp onla birlikte gitti ve
       onların ikisi birlikte o kurtların meclisine girdiler.
       Onlarla konuştular ve onları uyardılar ki, o
       andan itibaren koyunlara dokunmasınlar.[146]
       89.19 Bundan sonra kurtların, koyunlara nasıl tüm
       güçleriyle daha sert bir baskı uygulayarak
       davrandıklarını gördüm ve koyunlar yüksek sesle
       çağrıda / yakarışta bulundular.[147]
       89.20 Onların Rabbi o koyuna doğru geldi ve o,
       kurtları dövmeye başladı. Kurtlarda acı
       çekmeye, inlemeye başladılar. Fakat koyunlar
       sessizleşti ve o andan itibaren feryat edip /
       bağırmadılar.[148]
       89.21 Koyunlar kurtlardan kaçıp kurtuluncaya dek onlara
       doğru baktım. Ancak kurtların gözleri
       karartılmış / kör olmuştu ve o kurtlar tüm
       güçleriyle o koyunların izini sürmek üzere yola
       koyuldular.[149]
       89.22 Ve koyunların Rabbi onlarla birlikte gitti, onlara o
       (koyun) yol gösterdi ve tüm koyunlar onu takip ederek /
       izlediler. Onun yüzü parlıyordu, o koyunun görüntüsü
       ürkütücü ve görkemli / asildi.[150]
       89.23 Ama kurtlar o koyunların izini sürmeye devam ettiler,
       ta ki suya ait genişliğin / denizin kenarında,
       onlar ile karşılaşıp / onlara
       ulaşıncaya kadar.
       89.24 Suyun genişliği / deniz (ikiye) bölündü. Su bir
       o tarafta dikildi, bir diğer tarafa onların yüzlerinin
       önünde dikili verdi. Onların Rabbi koyunlara yol gösteriyor
       ve aynı zamanda onlarla kurtların arasında
       duruyordu.[151]
       89.25 Kurtlar koyunları daha görmemişken, koyunlar
       suya ait genişliğinin ortasına (doğru)
       gittiler. Ama kurtlar koyunları takip ettiler ve kurtlar
       denize ait suyun içerisine, onların arkasından
       koşturdular.[152]
       89.26 Fakat koyunların Rabbini gördükleri anda, O'nun
       yüzünün görüntüsünden / algısının şeklinden
       kaçmak üzere geri döndüler, ama suya ait denizin bu
       kısmı kendini toparladı ve birden doğal
       yapısını tekrardan aldı. Su kabardı ve
       o kurtları kaplayıncaya dek yükseldi.[153]
       89.27 O koyunları takip etmiş kurtların tümü yok
       edilip batıp / boğuluncaya dek baktım.[154]
       89.28 Fakat koyunlar sudan kurtuldu ve bir çöle gittiler. Orada
       su ve yeşillik yoktu, koyunlar gözlerini açmaya ve görmeye
       başladılar. Koyunun Rabbi onları otlatıyor
       ve onlara su ve yeşillik veriyorken gördüm. O koyun gidiyor
       ve diğerlerine öncülük ediyor / yol gösteriyordu.
       89.29 Ve o koyun yüksek bir taşın tepesine
       (doğru) yukarı çıktı ve koyunların
       Rabbi o koyunu onlara yolladı.[155]
       89.30 Bundan sonra koyunların Rabbini onların önünde
       dururken gördüm. O'nun varlığı korkunç ve çok
       güçlü / heybetliydi. Tüm koyunlar O'na (doğru)
       baktılar ve O'nun yüzünün önünde korktular.[156]
       89.31 Onların hepsi korktu ve O'nun önünde ürpererek /
       titrediler. Onların arasında olan diğer bir
       koyuna doğru, Rableriyle birlikte olan o koyunun
       arkasından şöyle ağladılar: Bizler
       Rabbimizin önünde var olamıyoruz, ne O'na bakabiliyoruz /
       ne de O'nun farkına varabiliyoruz.[157]
       89.32 Onlara yol gösteren o koyun geri döndü ve o kayanın
       zirvesine (doğru) yukarı çıktı. Ama koyunlar
       kendi gözleriyle kör olmaya başladılar ve onlara
       gösterilmiş o yoldan saptılar. Fakat o koyun bunu
       bilmiyordu.[158]
       89.33 Koyunların Rabbi onlara çok fazla öfkelendi ve o
       koyun (olanları) öğrendi. Kayanın zirvesinden
       aşağıya indi ve koyunlara doğru geldi.
       Onların büyük bir kısmını kendi gözleriyle
       kör olmuş ve O'nun yolundan
       sapmışlardı.[159]
       89.34 O koyunu gördükleri zaman, onun yüzünün önünde korktular
       ve ürpererek / titrediler. Kendi aile ocaklarına / soy
       ağaçlarına geri dönmeyi istediler.
       89.35 O koyun diğer koyunları yanına aldı ve
       o hataya düşüp / sapan koyunlara doğru gitti.
       Sonrasında diğer koyunları öldürmeye
       başladı. Koyunlar onun simasından korktular.
       Böylelikle o koyun, sapan koyunları geriye döndürdü. Ve
       sapan koyunlar, kendi aile ocaklarına / soy
       ağaçlarına geri döndüler.[160]
       89.36 Orada görüntünün içinde, o koyun bir beşere
       dönüşünceye ve koyunların Rabbi için bir ev / meclis
       inşa edip, tüm koyunları o meclisin içine
       yerleştirinceye dek baktım.
       89.37 O koyuna (doğru) bakmaya devam ettim ta ki dinlenmeye
       koyarak / yatırdığı o koyunlar ile
       karşılaşıp uykuya dalıncaya kadar. Tüm
       iri (yaşlı) koyunlar tükenip, onların yerlerine
       ufak (genç) kuzular gelinceye kadar izledim. Ufak olanlar bir
       meraya geldiler ve suya ait bir nehrin civarına
       yaklaşıp / çekildiler.[161]
       89.38 Ve onlara öncülük eden / yol gösteren beşere
       dönüşmüş olan koyun, onlardan ayrılıp uykuya
       daldı.[162] Koyunların hepsi onu aradılar ve onun
       ardından acıklı bir şekilde göz
       yaşı döktüler.
       89.39 Koyunların, o koyunun ardından sessizleşip
       gözyaşlarını dindirerek suya ait bir nehrin
       karşısına geçinceye kadar izledim. Sonrada uykuya
       dalmış / onlardan ayrılmış, her zaman
       onlara liderlik etmiş olan (iki koyunun) yerine başka
       (bir) koyun ortaya çıktı ve diğer koyunlara
       öncülük etti.
       89.40 Ayrıca o koyunlar bereketli bir bölgenin içine
       gelinceye dek baktım. İç açıcı ve muazzam
       bir yerin içerisinde o koyunlar doyuncaya dek izledim. O meclis
       onların ortasında yeşil ve güzel (bir) yerde
       durdu.
       89.41 Bazen koyunların gözleri açıldı, bazen de
       gözleri kör oldu. Ta ki diğer bir koyun ortaya çıkarak
       onlara öncülük edip hepsini geri getirinceye kadar. O,
       onların hepsini geri götürdü, koyunların gözleri
       (tekrardan) açıldı.[163]
       89.42 Köpekler, tilkiler ve yaban domuzları, o
       koyunları hırsla yiyip yutmaya başladılar,
       ta ki koyunların Rabbi onlara öncülük eden diğer bir
       erkek hayvanı / koçu ortaya çıkarıncaya dek.[164]
       89.43 Ve o koç, köpeklere, tilkilere ve yaban domuzlarına
       her taraftan toslamaya / boynuz vurmaya başladı. Ta ki
       onların hepsini yok edinceye dek.
       89.44 O koyun gözlerini açmıştı ve
       koyunların arasında olan bu koçun, o koyunlara
       toslamaya başladığını, onları
       ayaklar altına aldığını, uygunsuz bir
       biçimde (onları) yürüterek yol adlığını
       ve kendisine ait olan haysiyetten
       ayrıldığını gördü.
       89.45 Koyunların Rabbi o koyunu diğer bir koyuna
       gönderdi ve onu yüksek bir konuma getirerek bir koç haline
       getirdi. Saygınlığını yitirmiş /
       itibarını boşa çevirmiş koyunun yerine, o
       koyun onlara yol göstererek / öncülük etti.[165]
       89.46 Ve o, o koyuna giderek onunla yalnız olarak
       konuştu ve onu koç olması için yetiştirdi.
       Ayrıca onu (diğer tüm) koyunların lideri ve
       prensi yaptı. Ancak bütün bu zaman boyunca köpekler,
       koyunları inlettiler.
       89.47 Ayrıca birinci olan koç, ikinci koçu takip etti.
       İkinci gelen koç ortaya çıktı ve ilk koçun
       gözünün önünden kayboldu / koçun önünden kaçtı. Köpekler
       ilk koçu (yere) düşürünceye kadar izledim.
       89.48 İkinci koç ortaya çıktı ve ufak koyunlara
       öncülük etti. O koç birçok koyunun babası oldu ve uykuya
       daldı. Ufak koyunlardan bir tanesi onun yerine koç haline
       geldi ve o koyunların lideri ve prensi oldu.[166]
       89.49 O koyunlar büyüdü ve sayılarını
       arttırdılar. Ayrıca tüm köpekler, tilkiler ve
       yaban domuzları korkmuş olarak ondan kaçtılar.
       Ayrıca o koç vahşi hayvanların hepsine
       tosladı / boynuz attı ve onları öldürdü. Ta ki o
       vahşi hayvanların koyunlar üzerinde hiçbir
       etkinliği kalmayıncaya dek. İlaveten
       koyunları herhangi bir şey için daha fazla
       soyamadılar.[167]
       89.50 O meclis ihtişamlı ve geniş / göze çarpan
       bir hale geldi, o koyunlar için yapılmıştı.
       O meclisin üzerine geniş / yüksek bir kule koyunların
       Rabbi için inşa edildi. Meclis / cemaat
       aşağıda kalıyor, ancak kule yükseklere
       varıyor ve (uzaklardan bile) göze çarpıyordu.
       Koyunların Rabbi, o kulenin üzerinde durdu, ayrıca
       koyunlar da dolu bir masayı O'nun önüne
       yerleştirdiler.
       89.51 Yine o koyunların tekrardan hataya düşerek /
       saptıklarını gördüm ve kendilerine ait meclisi
       bırakıp, birçok farklı yolda yürüdüler.
       Koyunların Rabbi onların arasından
       bağzılarını çağırdı ve
       onları koyunlara gönderdi, ancak koyunlar onları
       öldürmeye başladılar.
       89.52 Onlardan biri kurtarılmış,
       öldürülmemişti. Ama o (uzağa) kaçtı ve
       koyunların aleyhinde feryat etti. Koyunlar da onu öldürmek
       istediler, ama koyunların Rabbi onu koyunların elinden
       kurtardı. Ayrıca onu bana doğru getirdi ve
       (burada) kalmasını / barınmasını
       sağladı.[168]
       89.53 Ve O (koyunların Rabbi) diğer birçok koyunu, o
       koyunları uyarıp / öğüt vermesi ve
       arkalarından yas tutmaları için onlara gönderdi.
       89.54 Bundan sonra onların nasıl koyunların
       Rabbine ait meclisi, O'na ait kuleyi terk ettiklerini ve tamamen
       yoldan saptıklarını izledim. Onların gözleri
       kör olmuştu. Onların arasında birçoğunun,
       her bir sürü içinde (bulunanların) koyunların Rabbi
       tarafından ölümlerine sebebiyet verildiğini gördüm. Ta
       ki o koyunlar, bu şekilde bir ölümü bile
       çağırıncaya ve kendi Rablerine ait meclise ihanet
       edinceye dek izledim.
       89.55 Ve O, onları aslanların, kaplanların,
       kurtların, çakalların, tilkilerin ve tüm vahşi
       hayvanların avuçlarının içerisine
       bıraktı. Bu vahşi hayvanlar da o koyunları
       parça parça etmeye başladılar.
       89.56 Koyunların kendilerine ait olan meclisi ve kuleyi
       nasıl bıraktıklarını, koparıp /
       parçalasın ve onları hırsla yiyip yutsunlar diye
       aslanların ve de tüm vahşi hayvanların
       avuçlarının içerisine verdiklerini gördüm.
       89.57 Ben de tüm gücümle ağlamaya / haykırmaya
       başladım. Koyunların Rabbine seslendim, ilaveten
       tüm vahşi hayvanlar tarafından koyunların
       parçalanıp yutuldukları bu (olayı), O'na
       belirttim / resmettim.
       89.58 Ama O, bu olayı görerek sessizliğini muhafaza
       etti, onların parçalanarak hırsla yenmesinden / bitip
       tükenerek yutulmasından ve onların alınıp
       götürülmesinden mutmain oldu. Ve onları tüm vahşi
       hayvanların avuçlarının içine yiyecek olarak
       bıraktı.
       89.59 Ayrıca O yetmiş çobanı, o koyunları
       bir kenara koyması / bırakması için
       çağırdı. Böylelikle çobanlar koyunları
       güdebileceklerdi. Ayrıca O, çobanlara ve onların
       yandaşlarına seslendi ve dedi ki: Şimdiden
       itibaren her biriniz, koyunları güdecek ve ne emredersem
       onu yapacaksınız.
       89.60 Bir sayı (hesabına) göre onları size teslim
       edeceğim, onların (içlerinden) hangisinin ortadan
       kaldırılacağını ve kimlerinde
       onları öldüreceğini size bildireceğim.
       89.61 Ve O, koyunları onlara teslim etti. (İçlerinden)
       diğer birini çağırarak ona şöyle dedi: Benim
       onlara emrettiğimden daha fazlasını öldürecekleri
       için, çobanların bu koyunlara istinaden
       yapacaklarını iyice izle ve her şeyi gör.
       89.62 Çobanların bunlara istinaden yapacağı tüm
       aşırılığı / ölçüsüzlüğü ve
       kıyımı yaz. Ne kadarının benim emrim
       dahilinde öldürüldüğünü ve ne kadarının da
       onların (kendi) arzuları tarafından
       öldürüldüğünü, her birinin ölümünü, her bir koyun için
       ayrı ayrı olaraktan kaydet.
       89.63 Benim önümde koyunların kaç tanesinin onların
       kendi hesabına göre yok edildiğini ve kaç tanesinin de
       çobanlara imha etmeleri için verildiğini tam
       sayılarına göre ezberle ki, bu Benim için onlara
       karşı bir ispatım olsun. Böylece çobanların
       koyunlar için verdiği her ameli bileceğim ve
       onların (koyunlara) ne yaptıklarını
       göreceğim, onlara verdiğim emirleri yerine getirip
       getirmediklerini bileceğim.
       89.64 Ayrıca onlar bunu bilmemeli ve sen de onların
       bunu bilmesine izin vermemelisin, ne de onları (bu konuda)
       uyaracaksın. Ancak çobanların tüm imha ettiklerini,
       her biri için kendisine ait zaman diliminde (olaraktan) kaydet
       ve her şeyi Benim önümde sunup / sergile.
       89.65 O çobanların kendi zamanları içerisinde
       (koyunları) güttüğünü ve kendilerine emredilenden daha
       fazlasını öldürmeye başlayıp, yok
       ettiklerini izledim ve o koyunları aslanların eline
       bıraktılar.
       89.66 Aslanlar ve kaplanlar, o koyunların büyük bir
       kısmını hırsla yiyerek yutup /
       çiğnediler. Yaban domuzları da onlarla birlikte bir
       çırpıda hırsla yiyip bitirdiler, ayrıca o
       kuleyi yaktılar ve o meclisi / cemaati yıktılar.
       89.67 O kule hakkında bir hayli kederlendim, çünkü o
       koyunların meclisi yıkılmıştı.
       Ondan sonra o koyunların o meclise girip girmediğini
       bundan böyle göremedim.
       89.68 Çobanlar ve onların yoldaşları o
       koyunları tüm vahşi hayvanlara, onları yiyip
       bitirmeleri için teslim ettiler ve onlardan her biri kendine ait
       zaman diliminde belirli bir sayı aldı. Onların
       her birisi için ve biri diğerinden sonra (olarak),
       onların ne kadarının yok edildiği bir
       kitabın içerisinde kaydedildi.
       89.69 Onlardan her biri kendisine izin verilenden daha
       fazlasını öldürdü ve (onların) yok edilmeleri
       nedeniyle koyunlardan dolayı ağlamaya ve
       fazlasıyla acı çekmeye / dövünmeye başladım.
       89.70 Ayrıca görüntünün içinde her bir (koyunun), o
       çobanlar tarafından yok edildiğini o katip[169]
       gündelik olarak kaydetti ve tüm kayıtları
       koyunların Rabbine doğru yukarı
       taşıdı ve (kitabı) açtı, onların
       tüm yaptıklarını, ayrıca çobanların
       tamamının her bir koyunu (nasıl) ortadan
       kaldırdığını ve her birini (nasıl)
       yok edilişe teslim ettiğini gösterdi.
       89.71 Ve kitap, koyunların Rabbinin huzurunda okundu, O
       kitabı eline aldı, okudu, mühürledi ve kenara koydu.
       89.72 Ondan sonra çobanların nasıl on iki saat boyunca
       güttüklerini izledim ve işte! o üç koyun geri dönerek
       geldiler ve içeri girdiler ve o yıkılmış
       meclisten geriye kalan her şeyi (yeniden) inşa etmeye
       başladılar. Ama yaban domuzları onların
       (bunu) yapmasına engel olmak için
       çalıştılar.
       89.73 Ve tekrardan eskisi gibi inşa etmeye
       başladılar, o kuleyi havaya kaldırdılar ve
       o, yüksek kule olarak adlandırıldı. Tekrardan
       kulenin önüne bir masa yerleştirmeye başladılar,
       ancak onun üzerindeki bütün ekmekler temiz ve saf değildi.
       89.74 Tüm bunlardan dolayı (da) o koyunların gözleri
       kör olmuştu, bu yüzden de göremediler ve onların
       çobanları da (koyunlarla) aynı durumdaydı.
       Koyunların büyük bir kısmı yok edilmek üzere
       çobanlara teslim edildi, çobanlar da onları
       ayaklarıyla ezdiler ve bitirip tükettiler.
       89.75 Koyunların hepsi tarlaya dağıtılarak
       çobanlarla karışıncaya dek koyunların Rabbi
       sessizliğini korudu ve çobanlar koyunları vahşi
       hayvanların ellerinden kurtarmadılar.
       89.76 Kitabı yazmış olan, kayıtları
       koyunların Rabbine ait haneye getirdi, kitabı gösterdi
       ve sesli olarak okudu. Onlar hakkında Rabbine yalvardı
       ve istirhamda bulunduğu esnada çobanlara ait her ameli,
       O'na gösterdi, ayrıca bütün çobanların aleyhine O'nun
       önünde şahitlik etti.
       89.77 Ve o kitabı aldı, Rabbinin yanına koydu ve
       ayrıldı.
       90.1 Otuz beş çobanın, koyunların her birini
       ayrı ayrı olarak aynı şekilde güdüp
       kendilerine ait sürelerini, en baştakilere benzer bir
       şekilde tamamlayıncaya dek baktım. Ve
       diğerleri, kendilerine ait zaman dilimlerinde
       koyunları çobanların ellerinden onları gütmek
       üzere teslim aldılar, her bir çoban kendine ait süre
       dahilinde (olarak).
       90.2 Ve bundan sonra görüntünün içerisinde semaya ait tüm
       kuşların, kartalların, akbabaların,
       şahinlerin ve kuzgunların geldiğini gördüm, ancak
       kartallar tüm kuşlara öncülük ettiler ve onlar
       (kuşlar) o koyunları bitirip tüketmeye
       başladılar, koyunların gözlerini gagaladılar
       ve vücutlarını yiyip bitirdiler.
       90.3 Koyunlar da onların vücutlarının kuşlar
       tarafından yenip bitirildiğinden dolayı feryat
       etti. Rüyamda koyunları güden o çobandan dolayı
       ağladım ve acı çektim.
       90.4 Ta ki o koyunlar, köpekler, kartallar ve şahinler
       tarafından yenerek bitirilinceye dek baktım ve onlar
       koyunların üzerinde ne et, ne deri, ne de kas
       bırakmadılar, ta ki orda (sadece) kemikleri bir
       başına kalıncaya dek ve onların kemikleri
       yere düştü ve de koyunların sayısı
       azaldı.
       90.5 O zamana dek baktım, yirmi üç çoban (onları)
       güttü, elli sekiz defa her biri kendisine ait olan süreyi
       tamamladı.
       90.6 Ama o beyaz koyunlardan, ufak kuzular doğdu ve kuzular
       gözlerini açmaya ve o koyuna doğru ağlamaya
       başladılar.
       90.7 Fakat koyunlar onlara ağlamadılar, onların
       onlara ne dediğini de dinlemediler, ama fazlasıyla
       sağır olmuştular, ayrıca onların
       gözleri aşırı boyutta ve güçlü bir şekilde
       kör olmuştu.
       90.8 Görüntünün içerisinde kuzgunların nasıl o
       kuzuların üzerinde uçtuklarını ve o kuzulardan
       bir tanesini aldıklarını, koyunları
       paramparça ettiklerini ve onları hırsla yiyip
       yuttuklarını gördüm.
       90.9 O kuzularda boynuzlar çıkıncaya dek baktım,
       ama kuzgunlar onların boynuzlarını
       aşağıya indirdiler. Ayrıca o koyunların
       bir tanesinde büyük bir boynuzun büyüdüğünü gördüm ve
       onların gözleri açılmıştı.[170]
       90.10 O (büyük boynuzlu olan) onlara baktı ve onların
       gözleri açılmıştı. O, koyunlara doğru
       ağladı ve koçlar onu gördü, koçların hepsi ona
       koştular.
       90.11 Bütün bunlarla beraber o kartallar, akbabalar, kuzgunlar
       ve şahinler, koyunları parçalamaya devam
       ediyorlardı ve koyunların üzerinde uçuyor, onları
       yiyip bitiriyorlardı ve koyunlar sessiz kaldı, koçlar
       da acı çekip feryat ettiler.
       90.12 O kuzgunlar onunla kavga ederek mücadele ettiler, onun
       boynuzunu ortadan kaldırmak istediler, ama ona
       karşı galip gelemediler.
       90.13 Çobanların, kartalların, o akbabaların ve
       şahinlerin kuzgunlara gelerek koyunun boynuzunu
       kırmaları için sızlandıklarını
       gördüm. Onlar da kavga ederek (o) koçla mücadele ettiler. O da
       onlarla kavga etti ve O'nun (Rabbine ait) yardımın
       kendisine gelmesi için haykırdı.
       90.14 Çobanlara ait isimleri yazan ve onları
       koyunların Rabbinin önüne yukarı taşıyan
       beyaz adam / kişi gelinceye dek baktım. O, bu koça
       yardım etti ve ona her şeyi gösterdi, O'nun
       yardımı aşağıya iniyordu.
       90.15 Koyunların Rabbi onlara doğru öfke içinde gelip,
       onu görenlerin hepsi kaçışıncaya dek izledim ve
       onların hepsi gölgenin içerisine düştüler.
       90.16 Bütün, kartallar, akbabalar, şahinler ve onlarla
       beraber çölün tüm vahşi (asi) koyunları bir araya
       geldiler ve hepsi bir olarak, birbirlerine o koçun boynuzunu
       kırmak üzere yardım ettiler.
       90.17 Ve Allah'ın emriyle o kitabı (Kur'ân-ı)
       yazan beşerin, son on iki çobanın sebebiyet verdikleri
       katliamın kayıtlarını koyunların
       Rabbinin önünde açtığına müşahit oldum. O
       (şahıs), onların öncekilere nazaran daha
       fazlasını öldürdüklerini gösterdi.[171]
       90.18 Koyunların Rabbi onlara doğru gelerek öfkesine
       ait sopayı[172]  eline alıp, arza vuruncaya dek
       seyrettim ve yeryüzü (bölünme içerisinde)
       yıkıldı. Ayrıca tüm hayvanlar, semanın
       kuşları, o koyunlardan uzaklaştılar ve
       arzın içerisinde battılar ve yeryüzü onların
       üzerine kapandı.[173]
       90.19 Büyük bir kılıç koyunlara verilinceye dek
       izledim. Ve koyunlar tüm vahşi hayvanlara doğru
       onları öldürmek üzere geldiler, ilaveten tüm hayvanlar ve
       semanın kuşları, onların önünden kaçıp
       / tüydüler.
       90.20 Arz üzerinde keyif verici bir yerde, bir hükümdarlık
       kuruluncaya dek baktım ve koyunların Rabbi onun
       üzerine istivâ etti, ayrıca onlar mühürlenmiş
       kitapların hepsini aldılar ve o kitapları
       koyunların Rabbinin önünde açtılar.
       90.21 Ve Efendi / Rab, o kimseleri, ilk yedi (içindeki) beyaz
       olanları çağırdı, ayrıca onlara ilk
       yıldızdan başlayarak gizlendikleri yerden
       çıkan, şahsi tarafları atların şahsi
       taraflarını andıran tüm
       yıldızları, O'nun önüne getirmeleri için emretti.
       Aynı zamanda onlar da düşmüş ilk
       yıldızı ve (diğerlerinin) hepsini O'nun
       önüne getirdiler.
       90.22 O'nun önünde kaydetmiş yedi beyazdan biri olan
       kimseye buyurdu: Koyunları teslim ettiğim ve
       kendilerinin yetkisi dahilinde Benim emrettiğimden daha
       fazlasını alıp öldüren yetmiş çobanı
       götür.
       90.23 Ve bak-işte! onların hepsi bağlı
       (olarak), tamamının O'nun önünde ayakta
       durduklarını gördüm.
       90.24 Yargılama ilk yıldızdan başlayarak
       yapıldı, onların hepsi yargılandı ve
       suçlu bulundular ve onlar lanete ait yere doğru gittiler,
       ayrıca yanan ateşlerle dolu ve ateşten kolonlarla
       kaplı bir yerin içerisine atıldılar.
       90.25 İlaveten o yetmiş çoban da yargılandı
       ve suçlu bulundular, keza onlar da o ateşten uçurumun
       içerisine fırlatıldılar.
       90.26 Ve o an, nasıl ateşle dolu benzer bir uçurumun
       arzın (tam) ortasında
       açıldığını gördüm. O kör koyunları
       oraya getirdiler, onların tümü yargılandı ve
       suçlu bulundular, ilaveten ateşe ait öteki (ikinci)
       uçurumun içerisine atıldılar ve yandılar. Öteki
       uçurum, o haneye (istinaden) güneyde kalıyordu.
       90.27 O koyunların ve onların kemiklerinin yanıp
       tutuştuğunu gördüm.
       90.28 O'nun eski haneyi kapattığı zamana kadar
       (net) görmek için ayağa kalktım. O hane ile birlikte
       aynı zamanda içersini sarmaladıkları
       kolonların hepsini, ışınların tümünü ve
       donatıları kaldırıp / çıkardılar,
       ayrıca o haneyi uzaklaştırdılar ve arza /
       genişliğe ait güneyde bir yerin içerisine koydular.
       90.29 Koyunların Rabbi öncekinden daha yüksek ve
       geniş, yeni bir haneyi getirdiği zamana dek
       baktım ve onu ilk kapanmış haneye ait alanın
       üzerine yerleştirdi. Onun bütün kolonları yeniydi,
       süslemeleri / donatıları yeni ve
       kaldırdığı önceki / eski olanlara nazaran
       daha genişti. Koyunların hepsi de hanenin
       ortasındaydı.[174]
       90.30 Ayrılmış olan bütün koyunların, yere
       ait tüm hayvanların, semanın
       kuşlarının, hepsinin çöküp / eğilerek o
       koyunlara aşırı (derece) saygı gösteriyor,
       onlara istirham ediyor ve onların her buyruğunu yerine
       getiriyor (olduklarını) gördüm.
       90.31 Ve bundan sonra o üçü, beyaz giymiş ve ilkin elimden
       tutup beni yukarı getirmiş olan kimseler, onlar koçun
       eliyle / mahareti ile birlikte, diğer bir yandan beni de
       tutuyorlardı ve beni yukarı aldılar, ayrıca
       kıyamet gerçekleşmeden önce beni o koyunların
       ortasına koydular.
       90.32 O koyunların hepsi beyaz, yünleri sıkı ve
       temiz / saftı.
       90.33 Ve yok edilmiş ve serpilmiş olanların
       hepsi, tüm vahşi hayvanlar, semanın bütün
       kuşları, o hanenin içerisinde bir araya toplandı
       ve koyunların Rabbi fazlasıyla keyif duydu çünkü
       onların hepsi iyiydi ve O'nun hanesine geri döndüler.
       90.34 Onlar, koyunlara verilmiş olan o
       kılıcı kenara koyduğu zamana dek
       baktım. Kılıcı o hanenin içerisine geri
       getirdiler ve kılıç, (tek olan) Rablerinin yüzü
       huzurunda kapatıldı. Koyunların hepsi de o
       hanenin içerisine davet edildi. Böylelikle ölüm, koyunlara
       artık zarar veremezdi.
       90.35 Ve onların hepsinin gözleri açıldı, iyi
       olanı gördüler, orada onların arasında görmeyen
       hiçbir kimse yoktu.
       90.36 O hane geniş, açık ve fazlasıyla doluydu.
       90.37 Nasıl beyaz bir öküzün doğduğunu gördüm ve
       onun boynuzları büyüktü, vahşi hayvanların hepsi
       ve semanın tüm kuşları ondan korktular ve ondan
       devamlı olarak istirham ettiler.
       90.38 Onların tüm ırkları dönüşüm
       geçirdiği zamana dek izledim. Onların hepsi beyaz
       boğalar oldular. Onların ilki müthiş bir öküz
       oluverdi ve o çok iyi / azametli bir hayvandı, ayrıca
       onun kafasının üzerinde siyah boynuzlarda vardı.
       Koyunların Rabbi, ona ve tüm boğalara doğru
       sevinç duydu.
       90.39 Ben onların ortasında dinlenmekteydim, her
       şeyi gördüm ve uyandım.
       90.40 Bu uyuduğum esnada gördüğüm görüntüdür,
       kalktım ve Hakkın Sahibi / Gerçeğin Belirleyicisi
       (Hakk) Olan'a şükrederek O'na saygı gösterdim.
       90.41 Ve bundan sonra acıklı bir şekilde
       ağladım, dayanamayacak hale gelene dek
       gözyaşlarım durmadı. İzlerken gördüğüm
       (rüyadan) dolayı onlar döküldüler, beşerlerin tüm
       amelleri, gelip geçecek her şey ve gerçekleşecek
       olanlar, onların sıralaması içinde bana
       gösterildi.
       90.42 Ayrıca o gece, ilk gördüğüm rüyayı
       hatırladım ve ondan dolayı da ağladım
       ve sıkıntı duydum. Çünkü öteki görüntüyü de
       görmüştüm.
       -------------------------------------------------------
       [132] Kehf 18/83
       [133] Bakara 2/35-37 – Mâide 5/27
       [134] Mâide 5/28-30
       [135] A'raf 7/189
       [136] Meryem 19/56-57
       [137] A'raf 7/64
       [138] Yûnus 10/73
       [139] Hûd 11/42
       [140] Hûd 11/44
       [141] Yusuf 12/19-21
       [142] Yusuf 12/4,99-101
       [143] Bakara 2/49 – Kasas 28/3-13 – Tâhâ 20/39-40
       [144] Kasas 28/21-28
       [145] Neml 27/7-13 – Tâhâ 20/24 – Nâziât 79/17-19
       [146] Kasas 28/34,35 – Yûnus 10/75 – Suarâ 26/12,13 – Tâhâ
       20/29-36 – Furkan 25/35
       [147] Muminun 23/45-48 – Tâhâ 20/70-73
       [148] A'raf 7/128-133 – Yûnus 10/84-87
       [149] Tâhâ 20/78
       [150] Tâhâ 20/77
       [151] Şuara 26/63 – Tâhâ 20/77
       [152] Kasas 28/40
       [153] A'raf 7/136
       [154] Yûnus 10/90-91
       [155] Tâhâ 20/80
       [156] Tâhâ 20/81
       [157] Tâhâ 20/90,91– Bakara 2/55 – A'raf 7/142
       [158] Bakara 2/51 – Muhammed 47/23
       [159] A'raf 7/150-155
       [160] Bakara 2/54-56
       [161] Kehf 18/60
       [162] Kehf 18/65-82
       [163] Bakara 2/246-248
       [164] Bakara 2/247
       [165] Bakara 2/251
       [166] Neml 27/16
       [167] Neml 27/17,37 – Enbiyâ 21/81,82
       [168] Sâffât 37/123
       [169] Tevbe 9/30; Üzeyr / Ezra’nın kayıtları:
       kitap.createaforum.com/english-6/records-of-ezra
       [170] İsa a.s'mın ortaya çıkışı
       [171] Hâkka 69/45 – Şura 42/52 – Bakara 2/91-95 – Ali
       İmran 3/18 – Maide 5/12-13
       [172] Kari'a 101
       [173] Ekbilgi: Muhammed a.s'dan sonra gelecekleri rivayet edilen
       mehdi, deccal, İsa a.s'mın dönüşü gerek bu kitap
       ile gerekse Kur'ânla uyuşmaz. Bundan sonraki anlatım,
       kıyameti ve sonrasını içermekte.
       [174] Enbiya 21/104
       *****************************************************
       Page 1 of 1