DIR Return Create A Forum - Home
---------------------------------------------------------
kitap
HTML https://kitap.createaforum.com
---------------------------------------------------------
*****************************************************
DIR Return to: Kitabın Bölümleri
*****************************************************
#Post#: 210--------------------------------------------------
29. Sadıklar
DIR By: yazar
Date: December 22, 2021, 11:15 pm
---------------------------------------------------------
HTML https://i.ibb.co/CHtPBYm/sayfa29.png
94.1 Artık size sesleniyorum çocuklarım, adaleti sevin
ve onun içinde yürüyün. Adaletin yolları değerlidir ve
kabul görür, haksızlığın yolları da
ansızın tükenir ve gözden kaybolur.
94.2 Gelecek bir neslin belirli insanlarında, şiddete
ve ölüme ait yollar tecelli edip / ortaya çıkacaktır.
Onlar adaletin yollarından geri dönerek / sapacak ve
onları takip etmeyecekler.
94.3 Şimdi size sesleniyorum âdil olanlar: Kötülük veya
şiddetin yolunda ve ölüme ait yolların içinde
yürümeyin. Onlara yaklaşmayın yoksa küle döner /
yıkıma uğrarsınız.
94.4 Ama kendiniz için hakkı / adaleti arayın ve
memnuniyet verici bir hayatı seçin. Huzura ait yollar
içinde yürüyün, böylelikle (düzgün) yaşamış ve
başarıyı yakalamış olursunuz.
94.5 Bana ait kelimelere sıkı sıkıya tutunun
ve onları kalplerinize ait düşünceler içerisinde
muhafaza edin. Onların kalplerinizden silinip gitmesine
izin vermeyin. Bildiğim üzere yasa tanımaz
günahkârlar, hikmeti şeytani / nefret dolu kılmak için
insanları kandıracaklar ve hikmet
(barınabileceği) bir yer bulamayacak. Her çeşit
ayartmaların / baştan çıkarmaların ardı
arkası kesilmeyecek.
94.6 Ey[182] adaletsizliği inşa edip, şiddeti
oluşturanlar ve hileyi / düzenbazlığı /
yalancılığı bulmuş /
çıkarmış olanlar, hüsrandasın. Onların
ansızın kökleri kazınacağı /
çökertilecekleri için, hiçbir huzur da bulamayacaklar.
94.7 Ey meclislerini günah içinde (haksız kazançla)
inşa edenler, hüsrandasın. Onların kendilerine
ait temellerden kökleri kazınacağı üzere
kılıç tarafından kesilecekler. Altın ve
gümüş edinen / sahip olanlar, aniden (gelecek bir) karar
tarafından mahvolup küle dönüp / gözden
kaybolacaksınız.
94.8 Ey serveti çok olanlar, hüsrandasın. Siz kendi
zenginliğinize / zenginlerinize güvendiniz. Ama
zenginliğinizden ayrılacaksınız, çünkü
zenginliğinize sahip olduğunuz günler boyunca En Yüce
/ En Üst Derece Olan ('Elaya'yı) aklınıza
getirmediniz.
94.9 Allah'ın dinine küfür ve haksızlık ettiniz!
Hazırlanmıştınız siz, kan dökme gününe,
karanlığın gününe ve büyük karar / kıyam(et)
günü için (olana)!
94.10 Size sesleniyor ve bildiriyorum, O sizi yarattı ve O
sizi temelden yıkıma uğratıp /
aşağı fırlatacak. Orada düşüşünüz
esnasında hiçbir merhamet / acıma duygusu olmayacak ve
Yaratıcınız yıkılmanız
esnasında memnuniyet duyacak.
94.11 Sizin adaletiniz (verdiğiniz haksız hükümler),
Allah'a karşı saygısız olanların /
kâfirlerin ve günahkârların yönüne doğru bir utanç /
bir yerin dibine geçişi olacak.
95.1 Ah o gözlerim, suların bir bulutu olsa da böylece
sizin üzerinize damlayabilsem. Gözyaşlarımı bir
yağmur bulutu misali üzerinize düşürebilsem, böylece
de kalbime ait kederden nefes alıp / huzur bulabilsem.
95.2 Kim izin verdi size, nefret edin ve kötülüğü
uygulayın diye? Günahkârlar! Kıyame(t) size isabet
edecek.
95.3 Ey âdil olanlar, günahkârlardan korkmayın, Allah
onları tekrardan sizin avuçlarınızın
içerisine verecek. Böylece onlara arzu ettiğiniz gibi ceza
/ karşılık verebilirsiniz.
95.4 Ey lanetli şeyleri söyleyerek / ileri sürüp
onları (dillerinden) salıveremeyenler,
hüsrandasın. Sizin kendi günahlarınızdan
dolayı kalplerinizin şifa bulması sizden
ırak olacak.
95.5 Ey komşusunun
karşılığını /
alacağını kötülükle / zararlı bir biçimde
verenler, hüsrandasın. Yaptığınız
ameller size geri dönecek.
95.6 Ey yalan yere şahitlik yapan ve
haksızlığı tartı sanan / ölçü tutanlar,
hüsrandasın. Siz ansızın küle dönüp / gözden
kaybolacaksınız.[183]
95.7 Ey günahkârlar, âdil olanları kovalayıp / eziyet
eziyet ettiğiniz için, siz teslim edilecek ve
kovalanmış / eziyet görmüş olacaksınız.
Hak, kanun tanımaz olan kişiler, âdil olanların
bağı sizin üzerinizde ağır olacak / âdil
olanların sizin üzerinize (vuracağı)
bukağıları ağır /
sıkıntı verici olacak.[184]
96.1 Ey âdil olanlar, umudunuzu kaybetmeyin, günahkârlar sizin
önünüzde küle dönecek / gözden kaybolacaklar ve onların
üzerindeki güç kontrolü, sizin istediğiniz gibi olacak.
96.2 Günahkârların endişeye kapılacağı
/ sıkıntıya uğrayacağı /
başlarına bela olacağı o günde, sizin
gençleriniz kartallar gibi çoğalacak ve yükselecekler. Yuva
yaptığınız yerler şahin yuvasından
bile daha yüksekte olacak ve yukarıya çıkacak /
yükseleceksiniz. Âdil olmayanların / kanun
tanımayanların gözleri önünde, sincaplar misali
yeryüzünün iç taraflarına / gizli yerlerine ve değerli
taşlara (kayalıklara) ait yarıkların /
çukurların içerisine doğru ebediyen gideceksiniz.
Onlar sizden dolayı dövünecek, ayrıca yarı insan
yarı keçi gibi ağlayıp / inleyecekler.
96.3 Acıya, işkenceye maruz kalanlar korkmayın.
Sizin (kalpleriniz) için bir şifa var edilecek, ilaveten
aydınlık verici bir ışık sizin için
parlayıp / sizin yolunuzu aydınlatacak. Geride
kalanların seslerini de semadan işiteceksiniz.
96.4 Ey günahkârlar, zenginliğiniz sayesinde âdil biri gibi
mi gözüktünüz! Ancak kalpleriniz, sizin günahkâr olduğunuzu
kendi şuûrlarınıza ispat eder ve bu kelimeler,
sizin kendi kötü amellerinizi hatırlamanız için, size
karşı birer delil olacak.
96.5 Ey buğdayın en kalitelisini hırsla yiyip
tüketen ve (su) kaynağının toptan
akımını bitirenler, hüsrandasın. Siz kendi
yetkiniz ile aşağılarcasına ezerek /
çiğnediniz.[185]
96.6 Ey her zaman suyu bitiren / israf edenler,
hüsrandasın. Hesabınız aniden görülecek, siz
yaşamın kaynağını terk
ettiğinizden ötürü kuyuyacak ve çürüyeceksiniz.
96.7 Ey adaletsizliği, yıkımı ve dine
karşı küfrü uygulayanlar, hüsrandasın. Orada size
karşı (işlediğiniz) kötülüklerin bir
hatırlatıcısı olacak.
96.8 Ey iktidar / güç / hükümdarlık sahipleri,
hüsrandasın. Siz gücünüzle âdil olanları
aşağıya atıp / ezdiniz. Sizin küle dönüp /
mahvolacağınız o gün gelecek. Size ait karar
gününde, o zaman dahilinde birçok nimet âdil olanlara
ulaşacak.
97.1 Ey âdil olanlar, güvenip / inanın ki, günahkârlar
utanç içerisinde / rezilliğe ait bir obje olacaklar ve
karar / kıyam gününde küle dönüp / gözden kaybolacaklar.
97.2 En Yüce ('Elaya) sizin ölüp / küle dönmenizi unutmaz ve
melekler de yıkılmanıza / küle dönmenize memnun
olurlar, bu da sizin için bilinen / anlaşılan (bir
şey) olacak.
97.3 Ey günahkârlar, âdil olanlara ait duanın sesini
duyduğunuz da ne yapacaksınız, ayrıca
kıyam(et) gününde nereye kaçacaksınız?
97.4 Evet şunlar gibi olacaksınız, bu kelimeler
olanlara karşı bir ifade olacak: Siz,
günahkârların yoldaşı olmuştunuz.[186]
97.5 O zamanlarda size ait hükmün gelebilmesi için âdil
olanların duası Rabbe ulaşacak.
97.6 Haksızlığa ait tüm kelimeler, Hizmet edilen
/ Tapılası Tek Kudretin (İlah'ın) huzurunda
okunarak sayılıp dökülecek, ayrıca sizin
yüzleriniz utançla dolacak, adaletsiz olarak görülen her amel
dışlanmış olacak.
97.7 Ey Rabbin (doğal) yasasını ihlal eden /
günahkâr olarak denizin ortasında yahut yeryüzünde olanlar,
hüsrandasın. Denizin ve karanın hafızası /
kayıt ettikleri sizin için zararlı olacak.[187]
97.8 Hüsran! altını ve gümüşü haksız
yollarla elde edenler, şöyle mi diyorsunuz?: Biz çok zengin
olduk ve servetlerimiz var, her makamı / malı mülkü /
dünya nimetini elde ettik ve arzu ettiğimiz her şeye
sahip olduk.
97.9 Ayrıca biz neye niyet etmişsek artık onu
yapacağız. Topladık gümüşün hepsini,
servetlerimiz doldu taştı ve evlerimizde /
cemaatlerimizde su gibi çok çalışanlarımız
var.
97.10 Sizin yalanlarınız su gibi akıp gidecek,
servetiniz / paranız / dünya malınız sizinle
birlikte barınmayacak / devam etmeyecek. Ama o sahip
olduklarınızı sandıklarınız sizin
yüzünüzden hızlıca artacaklar. Çünkü onların
tümünü haksızlık içerisinde elde ettiniz ve büyük bir
lanete / dışlanarak mahkumiyete doğru
bırakılacaksınız.
98.1 Şimdi size yemin ederim ki, yeryüzünde hem
mantıklı ve hem de abes birçok şey göreceksiniz.
98.2 Erkekler için (söyleyeceklerim), onlar kendi üzerlerine
kadınlara istinaden daha çok takı / ziynet
eşyası takacak, ayrıca kızlara istinaden
daha renkli giysiler giyecekler. Kendilerini heybetli,
ayrıcalıklı, güçlü olarak gösteren şeyleri
ve de gümüşle, altınla, küstahça (kendilerini)
şan / şeref sahibi gibi gösteren şeyleri giyip
takacaklar, ayrıca yiyecekleri de su gibi dökülecekler.
98.3 Bu yüzden onlar (hiçbir) bilgi
dağarcığına / anlayışa ve dirayete
sahip olmayacaklar, dolayısıyla kendi servetleriyle
beraber yıkıma uğrar / mahvolurlar. Onlar bütün
görkemlerini ve saygınlıklarını, rezillik
ile, kan dökme ile, mahrumiyet ile ve kendi
varlıklarıyla birlikte ateşe ait bir
ocağın içerisine atılmış bulacaklar.
98.4 Günahkârlar, size yemin ederim ki, bir dağ (onlara)
sahip olup da bir kula dönüşemez, ne de bir kadın
hizmetçi olarak bir tepeye sahip olabilir. Böylelikle
(anlayın ki) günah yeryüzüne gönderilmedi, fakat
insanoğlu kendi başına günahı
oluşturdu. Günahı işleyenler büyük bir lanete
tâbi olacak / büyük bir belâya maruz kalacaklar.[188]
98.5 Kısırlık bir kadına verilmiş
değildir. Onun kendi ellerine ait amelleri yüzünden o çocuk
sahibi olmadan vefat eder.[189]
98.6 Günahkârlar size yemin ederim ki, Hizmet Edilen /
Tapılası Tek Kudret (İlah) tarafından her
kötü / şeytani ameliniz semalar içerisinde meydana
dökülmüştür, size ait kötülük / haksızlık /
hiddet / tecavüz / zorbalık içeren hiçbir işinizin
üzeri örtülmüş veya saklı değildir.
98.7 Görmediğiniz, bilmediğiniz bir şey ile
alakalı kalben düşünerek, kalben konuşmayın,
her günah semada En Yüce ('Elaya'nın) önünde gündelik
olarak kayıt altına alınıyor.
98.8 Bundan böyle haberiniz olsun ki, her gün
yaptığınız kötülük / haksızlık /
tecavüz / zorbalık, karar / kıyam(et) gününüze dek
kaydediliyor.
98.9 Ey kafasını kullanmayanlar, hüsrandasın.
Aptallığınız yüzünden ölüp / küle
dönmüş olacaksınız. Akıllı / bilge
olanları dinlemezsiniz, ayrıca iyi olan hiçbir
şeye de katkı sağlamazsınız.
98.10 Artık haberiniz olsun ki, yıkım gününüz
için hazırlandınız ve hayatta
kalacağınızı da umut etmeyin. Ey
günahkârlar, ayrılacak ve öleceksiniz. Bir fidye ile
kurtulmak için (bir kimseyle) ilişkiniz de olmayacak.
Hazırlanmıştınız siz büyük
kıyamete ve sıkıntı / belâ gününe,
ayrıca rûhunuz / şuûrlarınız için (olan)
büyük utanca / rezilliğe!?
98.11 Ey kötülük yaparak kanı yiyip yutan ve siz kalpleri
katılaşanlar, hüsrandasın. Nereden faydalı
yiyecek ve içecekler elde eder, doyar / tatmin olursunuz?
Rabbiniz En Yüce ('Elaya) her faydalı / taze şeyi
toprak üzerinde bereket içerisinde serdi, bu yüzden siz hiçbir
huzuru / rahatlığı / sakinliği elde
edemeyeceksiniz!
98.12 Ey haksızlığın amellerini sevenler,
hüsrandasın. Niçin kendiniz için hayır ümit ediyor /
iyilik bekliyorsunuz? (İyi) bilin ki, âdil olanların
avuçlarının içerisine teslim edileceksiniz. Onlar da
sizi boğazlayacak, tahrip edip / katledecekler, ayrıca
size hiçbir merhamet de göstermeyecekler.
98.13 Ey âdil olanların sıkıntısından /
belaya maruz kalmasından zevk alanlar, sizin için (huzur
içinde uyuyacağınız) kazılı mezarlar
olmayacak.
98.14 Ey âdil olanların kelimelerini geçersiz kılan /
boş görenler, yaşama ait hiçbir umuda sahip
olmayacaksınız.
98.15 Ey yalan sözlerle Allah'a karşı
saygısız olan / dinsizliğe ait kelimeleri
yazanlar, hüsrandasın. Melekler onlara ait yalanları
kaydettikleri üzere, onlar işitilmiş / ifadesi
alınmış olurlar ve ahmaklıkları
unutulmaz. Onlar aniden ölecek, hiçbir huzur da bulamayacaklar.
99.1 Ey siz, fesat çıkarıp isyankâr olanlar ve yalan
kelimeleri överek sayan / saygın gösterenler,
hüsrandasın. Siz küle dönecek / gözden
kaybolacaksınız, hiç iyi / sağlıklı bir
hayata da sahip olmayacaksınız.
99.2 Ey doğruluğun kelimelerini değiştiren
ve ebedi kanunu saptıran / (doğal) yasaya ait
sınırları aşanlar ve kendilerini namı
değer günahkâr olarak vasıflandırmayanlar,
hüsrandasın. Onlar toprakta / arzda ayaklar altında
çiğnenmiş olacaklar.
99.3 Ey âdil olanlar o zamanlara kendinizi hazırlayın,
(Allah'ı) anma kapsamındaki dualarınızı
/ birbirinize desteklerinizi arttırın ki, meleklerin
önünde onları bir kanıt olarak sergileyebilesiniz.
Böylelikle melekler de En Yüce ('Elaya'nın) huzurunda
günahkârlara ait günahları bir ispat olarak sunabilsinler.
99.4 O zamanlarda, kavimler rahatsız edilmiş /
karışıklığın içerisine
atılmış olacaklar ve kavimlere ait ırklar
kıyamet gününde doğup / ayağa kalkacaklar.
99.5 Ayrıca o zamanda rahmin meyvesini almış
(kadınlar), kendi çocuklarını tutup atacaklar,
sonrasında onları terk edecekler, onların
çocukları da onlar yüzünden ölecek. Yavruları onlardan
kayacak / düşecek. Yavruları halen emzirme
dönemindeyken, onları başlarından atarak terk
edecek ve asla geri dönmeyecekler. Onların sevdiklerine
karşı da hiçbir şefkati / acıması
olmayacak.[190]
99.6 Günahkârlar, size yeniden yemin ederim ki,
aralıksız / bitip tükenmeyen kan dökülmesine / soy
serpilmesine ait bir gün için o günah
hazırlanmıştır.
99.7 Ayrıca onlar (değer verdikleri) taşlara
tapacak ve diğerleri de kilden, tahtadan, gümüşten,
altından ve taştan görüntüler / şekiller
oyacaklar. Bağzılarıda bilgiden yoksun olarak pis
varlıklara, şeytani olanlara ve her türlü puta, hatta
tapınaklardaki putlara dahi taparak / hizmet edecekler.
Fakat onlardan hiçbir fayda elde edemeyecekler.
99.8 Ve kendi kalplerinin ahmaklığı yüzünden
onlar, Allah'a karşı
saygısızlığın / küfrün / gerçeği
örtmüş bir tavrın içinde batacaklar. Onların
gözleri, kalplerindeki korku ve rüyalarında / hayallerinde
var olan görüntü tarafından kör olacak.
99.9 O gözler nedeniyle onlar küfürbaz / yalancı /
saygısız ve korkmuş / paranoyak olacaklar. Çünkü
kendilerine ait tüm amelleri yalan ile ve bir taşa /
taşlara taparak yaparlar.[191] Onlar bir anda helak olup /
gözden kaybolacaklar.
99.10 Ancak o zamanda mutlu / huzurlu olanların /
şükredenlerin hepsi hikmete ait kelimeleri alacak ve
onları anlayacaklar. Ayrıca En Yüce ('Elaya) ait
yolları takip edecek ve doğruluğun / adaletin
yollarında yürüyecekler. Sapkınların
davrandığı gibi eğri büğrü /
saygısızca davranmadıkları için onlar
kurtarılacaklar.
99.11 Ey komşuları arasında kötülük yaparak /
fesat yayanlar, hüsrandasın. Şeol'un içerisinde
defteriniz dürülecek / mahvedilecekceksiniz.
99.12 Ey günah ve düzenbazlık üzerine bir tesis kurarak,
yeryüzünde acıya sebep olanlar, hüsrandasın. Acı
tarafından tamamen tüketilecek / yakılıp kül
edileceksiniz, öylece onlar bir son bulacaklar.
99.13 Ey kendi evlerini diğer insanların emekleriyle /
ahlarını alarak inşa edenler, hüsrandasın.
Sizin inşa etmede kullandığınız
tuğla ve taşlar, günahtan başka bir şey
değiller. Size söylüyorum / anlatıyorum, huzur
bulamayacaksınız![192]
99.14 Hüsran ölçüyü kabul etmeyerek, hiç bitmeyen baba
miraslarını çarçur edip / boşa harcayanlar[193]
ve nefislerini putlara / dalâlete kaptırmış
olanlar, dinlenmeyecek / rahatlayamayacaksınız!
99.15 Vay hallerine onların, haksızlığı
uygulayarak zulmedenlere destek verirler ve büyük kıyamet
gününe kadar kendi yanında olanları /
komşularını öldürüp / katlederler!
99.16 Vay hallerine onların, zulmedip / katletmiş
olduğunuz, sizin şanınızı
aşağıya atıp / devirecek ve kalplerinize
hastalık yerleştirecek, kendi öfkesine ait
varlığı körükleyip / ayağa kaldıracak
ve sizin hepinizi kılıç ile birlikte yıkıma
uğratacak. Âdil olanlar ve Allah'a ait olanlar, sizin
günahlarınızı hatırlayacaklar.
100.1 O zamanlarda babaları, oğullarıyla birlikte
bir yerin içerisinde toplanmış ve dövülerek /
katledilmiş olacaklar. Kardeşleri diğerleriyle
birlikte ölüme düşecek, ta ki nehirler onların
kanlarından / soylarından bir akıntı misali,
akıncaya dek.[194]
100.2 Bir kimsenin evlatlarını ve
torunlarını öldürmekten, elini merhamet içinde
alı koyması (diye bir şey) olmayacak ve
günahkârlar da kendi şanlı kardeşlerinden
ellerini alı koymayacaklar, güneşin
doğuşundan, güneşin batışına kadar
birbirlerini öldürecekler.
100.3 (O) at da[195], yasa tanımaz günahkârların
kanları / soyları içinde yüreğe kadar yürüyüp /
yaklaşacak ve bir deveranda onun yüksekliğine
doğru batacak.
100.4 O zamanlarda melekler, bilinmeyen yerlerin içerisinden,
aşağı inecekler. Ayrıca günah yüklenmiş
olanların hepsini, bir yerin içerisinde toplayacaklar. En
Yüce ('Elaya) o günde günahkârların hepsine, büyük hükmü
gerçekleştirmek için ortaya çıkar.
100.5 Ancak O kendine ait olan melekleri, bekçiler (olaraktan)
tüm âdil olan ve Allah'a ait olanların üzerine, onları
bir gözbebeği gibi korumaları için yerleştirecek,
Ta ki kötülükler ve tüm günahlar bir son buluncaya dek. Âdil
olanlar uzun bir uykuda olsalar bile, onlara orada hiçbir korku
yoktur.
100.6 Toprağın çocukları / insanlar arasında
akıllı olanlar gerçeği görecekler ve bu
kitabın her kelimesini anlayacaklar. Ayrıca kendi
zenginliklerinin, onları kurtarmaya veya
günahlarını üzerlerinden atmaya güç
yetiremeyeceğini de bilecekler.
100.7 Ey günahkârlar, eğer âdil olanlara eziyet eder,
ateş ile yakarsanız, büyük ızdırap gününde
kendi amellerinize göre karşılık bulmuş
olacaksınız.
100.8 Ey kalbi katılaşmış olanlar, siz
kötülüğü tasarlayarak gözleyenler / kötülüğün
yolları içinde saptırmak için gözleyenler, korku sizin
üzerinize gelecek ve orada size yardım edecek hiç kimse de
olmayacak.
100.9 Ey günahkârlar, kendi ağızlarınıza ait
kelimelerin hesabı için ve kendi işlediğiniz
ellerinize ait amellerin hesabı için, siz Allah'a
karşı saygısızlık içinde bulunanlar,
alevlendirilmiş ateşe ait bir havuzun içerisinde
yanacaksınız!
100.10 Ayrıca şimdi bilin ki, melekler
günahlarınız kapsamındaki amellerinizi, semadaki
güneşten, aydan ve yıldızlardan
araştırıp soruşturacaklar. Çünkü yeryüzünde
âdil olanların üzerine (haksız) hükümler vererek /
yargıladınız.
100.11 Ve O (Allah) her bulutu, sisi, çiyi, yağmuru size
karşı şahitlik yapması için
çağıracak. Onların hepsi sizden esirgenecekler ve
böylece sizin üzerinize aşağı (toprağa)
inmeyecekler. Ayrıca onlar, size ait günahlar hakkında
düşünmeyecekler mi?
100.12 Yağmura belgeler / hediyeler sunun, o da sizin
üzerinize aşağıya inmeyi esirgemesin, aynı
şekilde çiyde. İlaveten sizden altın veya
gümüş / değer aldıklarında böylelikle
aşağıya inmeleri mümkün olur.
100.13 Kırağı, kar ve onlara ait serinlik, kara
ait tüm rüzgârlar ile birlikte, onların her salgın
hastalığı sizin üzerinize
alçaldığında, onlara dayanmanız mümkün
olmayacak.
101.1 Siz semalara ait olan çocuklar, semaların
farkına varın (gözlemleyin) ve En Yüce ('Elaya) ait
tüm işleri (görün). Ayrıca Ondan korkun ve O'nun
önünde kötülük yapmayın.
101.2 Eğer O, semaların pencerelerine kilit vurur ve
sizin hesabınızdan dolayı, yağmurun ve çiyin
yer üzerine aşağı inmesini engellerse
sonrasında ne yapacaksınız?
101.3 Eğer O, öfkesini size ve size ait amellerin üzerine
salarsa, (o andan itibaren) O'na tövbe (de) edemezsiniz, çünkü
O'nun adaleti hakkında kibirli ve küstahça konuştunuz.
Huzur ve esenliğe sahip olmayacaksınız!
101.4 Gemilerin kaptanlarını görmez misin? Nasıl
ki gemiler dalgalar tarafından aksi yöne atılır,
rüzgârlar tarafından sallanır ve (o an)
sıkıntıya düşmezler mi?
101.5 Denizin onları yutması mümkün olduğundan
kalplerinde (kötü bir) sıkıntı duyarlar.
Kendileriyle birlilikte onların her dünya malı /
hazineleri, denizin dibine gideceği için ve onlar denizde
(öylece) gözden kaybolurlar diye onlar korkuya
kapılırlar.
101.6 Bütün deniz(ler), onun tüm suları ve ona ait bütün
hareket edişler, En Yüce ('Elaya'nın) bir işi
değil mi? Ona ait hareketlere limitler koymamış
mı, hepsi kum ile sınırlı olaraktan?
101.7 O'nun sitemi / tehdidi onu kurutur ve o su korkar.
Denizlere ait balıklar ve içerisindeki her şey ölür.
Ve siz yer üzerinde olan, (doğal) yasayı ihlal eden
günahkârlar, O'ndan korkmazsınız!
101.8 Semayı ve arzı ve onların içerisindeki her
şeyi O yaratmadı mı? Kim size yeryüzünde ve
denizlerde hareket eden her şey için anlayış ve
ilim verdi?
101.9 Gemilerin kaptanları denizden korkmaz mı? Ama
siz günahkârlar, En Yüce ('Elaya'dan) korkmazsınız!
102.1 Ayrıca o zamanlarda ağır / acı verici
bir ateşi O üzerinize getirdiği zaman nereye kaçacak
ve kendinizi nerede koruyacaksınız? Kendisine ait
kelimeyi sizin üzerinize getirdiği zaman / O size
karşı sesini yükselttiği an, ödünüz koparak
dehşete düşmeyecek misiniz?
102.2 Bütün ışık veren cisimler
(yıldızlar), büyük bir korku içerisinde titreyecekler
ve yeryüzünün tamamı ödü kopmuş olarak titreyerek
sarsılacak ve alarm verip / ses çıkaracak.
102.3 Ve meleklerin tümü, kendilerine verilmiş emirleri
yerine getirecekler ve O'nun huzurunda kendilerini saklamak
isteyecekler. Yayılan Aydınlığa /
Işımaya ait Azametin Simgesi Olan (Nûr'un) huzurunda,
toprağın çocukları titreyip sarsılacaklar.
Ayrıca siz günahkârlar ebediyete doğru
lanetlenmiş olarak, hiçbir huzur ve esenliğe sahip
olmayacaksınız!
102.4 Siz âdil olanların nefesleri korkmayın ve
kendinizin öleceği güne dair adaleti umut edin.
102.5 Ve nefesleriniz aşağa doğru Şeol'un
içerisine sıkıntı, feryat, üzüntü ve acı
içerisinde inecek diye kedere kapılmayın.
Yaptığınız iyiliklere göre bedenleriniz hak
ettiği mükâfatı (bu) hayatta bulmadı diye
(üzülmeyin), onun yerine yasa tanımaz günahkârların
kıyameti olan, lanetin ve cezanın gününü bekleyin.
102.6 Ayrıca günahkârlar, öldüğünüz zaman sizin
hakkınızda şu kelimeleri sarf edecekler: Âdil
olanlar öldüğü gibi bizde öldük, onlar kendi amelleri
içerisinde ne elde ettiler / yarar sağladılar ki?
102.7 İşte bizim gibi onlarda kaygı ve
karanlık içinde öldüler. Onlar bizden fazla neye sahipler /
bize oranla ne avantajları var ki? Bundan sonra / Ölüm
sonrası biz (onlarla) eşitiz.
102.8 Onlar neye sahip olacak ve ebediyen ne görecekler (ki)?
İşte bak! Onlar da öldüler, şimdiden itibaren
ebediyete kadar onlar da ışığı
görmeyecekler.
102.9 Günahkârlar size anlatıp / açıklıyorum:
Yemek, içmek, bir adamı soyup soğana çevirmek,
hırsızlık yapmak, günah işlemek, servet
edinmek ve hayırlı günleri görmek sizin için kâfiydi.
102.10 Âdil olanların ölene dek hiçbir zulmün /
şiddetin / zorbalığın / tecavüzün
(kaydının) onların bünyesinde
bulunmadığını ve bundan dolayı, onlara
ait sonun, nasıl huzura erdiğini gördünüz mü?
102.11 İlaveten onlar (günahkârlar), küle dönüp / gözden
kayboldular, (sanki) hiç var olmamış gibiydiler,
rûhları sıkıntı içinde Şeol'a
(doğru) aşağıya indi.
103.1 Ve şimdi âdil olanlar, O'nun büyük şanı ve
şerefine, muazzam hükümdarlığına ve
azametine uygun olarak size yemin ederim ki:
103.2 Bu sis perdesini / gizemi biliyorum ve onu semaya ait
levhaların içerisinden okudum. Ayrıca Allah'a ait
olanların kaydını / kitabını okudum,
onların hesabına kazılı olarak
yazılmış onun içerisindeki (kitabeyi)
buldum.[196]
103.3 Kimler için tüm iyiliğin, neşenin ve taktirin
hazırlandığını ve kimlerin nefeslerinin
adalet / sadâkat (ölçüsü) içinde öldüğünün
yazılmış olduğunu, sizin ürettiklerinize
karşın bir ödül misali, birçok nimetin
verileceğini ve böylece ölçünüzün / kaderinizin (şu
anki) yaşama ait ölçüden daha iyi olacağını
(gördüm).
103.4 Ve adalet (ölçüsü) üzerine ölmüş olanların rûhu
/ şuûrları yaşayacaklar ve sizin
varlıklarınız keyiflenerek mutlu olacak, onlara
ait hafızalar ebediyete ait tüm nesiller için Kaadir
Olanın yüzünün huzurunda olacak, bu yüzden
günahkârların sizi taciz edip / ezmesinden / zulmetmesinden
korkmayın.
103.5 Ey yasa tanımaz günahkârlar, hüsrandasın.
Eğer günahlarınız içinde ölürseniz, sizin gibi
olanlar, sizlere dair şunu diyecekler: Ne mutlu onlara,
bütün (yaşayacakları) günleri gördüler.
103.6 Ve artık onlar iyi bir kısmet ve zenginlik /
bolluk içerisinde ölümü tattılar, hayatları boyunca
sıkıntı çekmediler ve bozguna / kıyıma
uğramadılar, şerefli olarak öldüler ve hiçbir
hüküm de onların üzerine uygulanmadı.
103.7 Bilir misin (ki) onların nefesleri / benlikleri,
Şeol'un içine gitmelerine neden olacak ve onlarla birlikte
(orada) hasta / sefil / perişan olacaklar, (maruz
kalacakları) bela büyük değil mi?
103.8 Ayrıca karanlıklar içinde, zincirler içinde, bir
yanan alevin içerisinde varlıklarınız
ağır / feci bir yargılamanın içine
girecekler. Ve bir büyük kıyamet / karar ebediyetin tüm
nesilleri için olacak. Vay halinize sizin, hiç huzura sahip
olmayacaksınız.
103.9 Hayatını sürdüren iyi ve âdil olanlar şöyle
(de) demeyin: İhtiyacımız olduğu günlerde
biz (ağır) çalışmaya / hizmete
katlandık ve tüm ihtiyaçlarımız görüldü, birçok
kötülükle karşılaştık, harcandık ve
ufaldık, bizim varlıklarımız önemsiz
oluverdi.
103.10 Perişan edildik ve kimse bize yardımcı
olmadı, söylemlerimiz karşılık bulmadı
ne de amellerimiz. Güçsüzdük / Yapmaya muktedir olamadık ve
herhangi bir şey elde edemedik. Biz zulme / işkenceye
maruz kaldık ve mahvolduk. Günden güne hayatı görmeyi
de umut etmiyorduk.
103.11 Biz lider olmayı umuyorduk, ama kuyruk olduk,
aşırı derece çalıştık ama bizim
ürettiklerimizin dönüşü / kazancı olmadı. Biz
günahkârlar için (ağızlarında çiğnedikleri)
yiyeceğe dönüştük ve hak / kanun tanımayanlar,
bizim üzerimize ezici boyunduruklar / bağlar vurdular.
103.12 Onlar bizden nefret ettiler ve dövdüler, (ayrıca)
bize yönetici / hükümdar oluverdiler ve bizden nefret edenlere
boyunlarımızı büktük. Onlar bize merhamette
göstermediler.
103.13 Onlardan kaçmak ve dinlenmek üzere ayrılmak istedik
ama, onlardan kaçıp kendimizi güvenceye alabileceğimiz
hiçbir yer bulamadık.
103.14 Sıkıntılarımız,
acılarımız / feryatlarımız içerisinde,
bizi hırsla tüketenlere karşı
hükümdarlarımıza şikâyette bulunduk, ama onlar
bizim ağlayışlarımıza kulak vermediler,
ayrıca bizim sesimizi (dahi) duymak istemediler.
103.15 Ve onlar bizi soyanlara, hırsla tüketenlere, ve bizi
eksiltip / küçültenlere destek verdiler, onların
yanlış işlerinin üzerini örttüler. Böylece
onların bizim üstümüze vurdukları boyundurukları
kaldırmadılar, fakat bizi hırsla tükettiler,
perişan ettiler ve öldürdüler. Bizlerin katledilip /
öldürülmemizin üzerini örttüler, ayrıca bize
karşı ellerini kaldırdıklarını /
bizim aleyhimize güçlerini kullandıklarını
hatırlarına bile getirmediler.
104.1 Size yemin ederim ki âdil olanlar, semalardaki meleklerin
size ilişkin olarak, Yayılan Aydınlığa
/ Işımaya ait Azametin Simgesi Olan (Nûr'un) huzurunda
bir hatırlatması olacak. Sizin isimleriniz Kaadir
Olanın huzurunda yazılmış olacak.
104.2 Umut edin! İlkin siz kötülük ve ızdırap
tarafından utanca / rezilliğe düşmüştünüz,
ama artık semaların yıldızları misali
parlayacak ve görünür olacaksınız ve semaların
kapıları sizin için açılacak.
104.3 Tüm sıkıntılarınızın
intikamı, hükümdarlarınızdan ve sizi soyanlara
yardım edenlerden / sizi ezenlere arka çıkanlardan
alınmış olacağı üzere, bir karar /
hüküm / kıyam(et) için
ağlayışınızı sürdürün, o size
doğru belirecek.
104.4 Umut edin! Semalardaki melekler gibi büyük (bir)
neşeye sahip olacağınız için
umutsuzluğa düşmeyin.
104.5 O andan itibaren bunun benzerine sahip olup / tecrübe
edeceksiniz, büyük kıyamet gününde saklanmak zorunda
olmayacaksınız, ayrıca günahkârlar gibi de
bulunmayacaksınız. Âlemlerin tüm nesilleri için süre
gelecek kıyamet sizden çok uzak olacak.
104.6 Artık korkmayın sadık / âdil olanlar,
günahkârları güçlenirken ve kendi arzuları içerisinde
keyiflenirken gördüğünüzde, onlarla ilişki
kurmayın, sadece onlara ait yanlış amellerden
uzak durun. Karşılığında siz cennetin
ev sahiplerinin yoldaşları olacaksınız.[197]
104.7 Siz günahkâr olduğunuz halde şunu dersiniz: Onu
araştırıp ortaya çıkaramazsın, bizim
tüm günahlarımız da kayıt edilmiyor. Ama onlar
(melekler), her gün günahlarınızı devamlı
olaraktan kaydediyorlar.
104.8 Ve artık size onu gösteriyorum, o
ışığı ve karanlığı,
gündüz ve gece olarak, kendinize ait tüm günahları görün /
anlayın.
104.9 Kalplerinizde Allah'a karşı saygısız /
kâfir olmayın, yalan söylemeyin ve doğruluğun /
hakkın kelimelerini değiştirmeyin. Hizmet Edilen
/ Tapılası Tek Kudrete (İlaha) ait kelimelere
(bu) bir yalan diye seslenmeyin, ayrıca idollerinizi /
putlarınızı yüceltmeyin. Zira tüm sizin
uydurmalarınız ve Allah'a
saygısızlıklarınız, sizi haklı
çıkarmaz, ama büyük bir günaha / şirke götürür.
104.10 Ve artık bu sis perdesini biliyorum,
doğruluğa / hakka ait kelimeler
değiştirilmiş olacak ve birçok günahkâr isyan
edip / ayaklanacak, küfür içeren kelimeleri söyleyecekler, yalan
söyleyecekler, ayrıca kendilerine ait kelimeler
hakkında kitaplar yazacaklar.
104.11 Ama bana ait her kelimeyi kendi lisanlarında tam
olarak yazdıklarında, benim sözlerimden herhangi bir
şeyi değiştirip kısaltmayın. Ancak
onları doğruluk içerisinde yazın. (Çünkü) Bütün
bunlara, onlar hakkında ilk ben tanıklık ettim.
104.12 Sonrasında başka bir sis perdesini bilirim, o
kitaplar hak sahiplerine ve aklını kullananlara
neşe, doğruluk / hakkikat ve birçok ilim
(bulmaları) için verilmiş olacak.
104.13 Ve kitaplar onlara verilecek, onlarda, (o) kitaplara
inanacak ve onlar aracılığıyla sevinerek /
keyif duyacaklar. Sonrasında doğruluğun /
gerçeğin / hakkın yollarını onlardan
öğrenenler, (hak ettikleriyle)
mükâfatlandırılacaklar.
105.1 Ve O zamanlarda Rab buyurur: Onlar seslenecek
dünyanın evlatlarına (âdemoğullarına),
kendilerine ait hikmet hakkında tanıklık
edecekler: Siz onların önderleri olarak, Gösterin onu
(hikmeti) onlara ve siz tüm dünya / âlemler üzerine
mükâfatlarsınız.
105.2 Ben ve zürriyetim (nebiler, resuller) olarak, onların
yaşamları içinde ebediyen onlara
(âdemoğullarına) katılacağız. Huzur
bulacak / İslam'a sahip olacaksınız, hakikat /
dürüstlük içinde sevinin doğruluğun / hakkın
çocukları.[198]
-------------------------------------------------------
[182] Kitapta "Ey!" diye çevrilen, uyarı niteliği
taşıyan kelimenin "Vay hallerine veya Hüsran" diye
çevrilmesi mümkündür. Yalnız anlamı kuvvetlendirmek
amacıyla ve uyarıyı tam vermek için "Ey" ilave
edilmiş ve "Hüsranla" paralel düzlem içerisinde metin
çevirisinde yer bulmuştur.
[183] Rahman 55/8
[184] Ra'd 13/5
[185] Kalem 68/10-13
[186] Saffât 37/24-31[
[187] Zilzâl 99
[188] Ahzâb 33/72
[189] Ra'd 13/8
[190] Hac 22/2
[191] Maide 5/90
[192] Bakara 2/286
[193] Necm 53/39
[194] #100.1- #100.5 kadar olan kısım isyankar
gözcülere ve onların evlatlarına gönderme
yapmaktadır.
[195] Horsehead Nebula, Orionda karanlık, at kafalı
bir nebula.
[196] Vâkia 56/75-80
[197] Fussilet 41/31
[198] Bağlantı bölüm no.21a #39.1
*****************************************************
Page 1 of 1