URI:
   DIR Return Create A Forum - Home
       ---------------------------------------------------------
       kitap
  HTML https://kitap.createaforum.com
       ---------------------------------------------------------
       *****************************************************
   DIR Return to: Kitabın Bölümleri
       *****************************************************
       #Post#: 208--------------------------------------------------
       Hikmet Kavramı
   DIR By: yazar
       Date: December 22, 2021, 11:13 pm
       ---------------------------------------------------------
       [center]
  HTML https://i.ibb.co/ZW49gpS/hk.png[/center]
       Furkan'da Hikmet:
       (Kıssalar Kitabı 1)
       21a. Kıssalar I, 41.9 Hiçbir melek engel olamaz veya hiçbir
       güç engel olma kapasitesine sahip değildir,
       dolayısıyla Hakîm olan hepsinin (ne
       yaptığını) görür ve hepsine kendi önünde
       hükmünü uygular. 42.1 Hikmet kalıp / duracağı bir
       yer bulamadı ve ona barınabileceği bir yer
       semalarda verildi. 42.2 Âdemoğullarının
       arasında barınmak için geldi (ama),
       barınabileceği hiçbir yer / hane bulamadı. Hikmet
       kendi yerine geri döndü ve meleklerin arasındaki yerini
       aldı. 42.3 Adaletsizlik kendi haznesinden /
       belleğinden, gizlendiği yerden dışarı
       çıktı. Onları o buldu, onu aramayanları /
       çıkarmaya çalışmayanları ve onlarla
       barındı. Çöldeki bir yağmur misali, veya
       susamış topraktaki bir çiy misali
       21b. Kıssalar II, 49.1 Hikmet su gibi aktığı
       için onur / saygınlık / hale kesilmez, her şey
       O'nun huzurunda ebediyen. 49.2 O, adaletin tüm bilinmeyenlerini
       yetkisinde barındırdığı üzere,
       haksızlık bir gölge gibi göçüp gidecek ve hiçbir
       kalıcılık gösteremeden son bulacak. Çünkü
       seçilmiş olan (Âdem) Rûhların Sahibinin huzurunda
       durmaktadır. Onun şanı her şeye doğru
       ebediyen, onun enerjisi / gücü tüm oluşumlar / nesiller
       için. 49.3 O'nun içinde hikmetin rûhu / emri barınır,
       ona ait bu rûhtan kim anlayış gösteriyorsa ona pay
       verir, ilmin ve gücün rûhu, bu kimselerin rûhu /
       şuûrları, adalet / doğruluk üzerine uyur.
       Kur'ânda Hikmet Ayetleri:
       [right]وَمَا
       كَانَ
       لِبَشَرٍ
       اَنْ
       يُكَلِّمَهُ
       اللّٰهُ
       اِلَّا
       وَحْيًا
       اَوْ مِنْ
       وَرَاۤئِ
       حِجَابٍ
       اَوْ
       يُرْسِلَ
       رَسُولًا
       فَيُوحِيَ
       بِاِذْنِه۪
       مَا
       يَشَاۤءُ
       اِنَّهُ
       عَلِيٌّ
       حَك۪يمٌ
       وَكَذٰلِكَ
       اَوْحَيْنَاۤ
       اِلَيْكَ
       رُوحًا
       مِنْ
       اَمْرِنَا
       مَا كُنْتَ
       تَدْر۪ي
       مَا
       الْكِتَابُ
       وَلَا
       الْا۪يمَانُ
       وَلٰكِنْ
       جَعَلْنَاهُ
       نُورًا
       نَهْد۪ي
       بِه۪ مَنْ
       نَشَاۤءُ
       مِنْ
       عِبَادِنَا
       وَاِنَّكَ
       لَتَهْد۪يۤ
       اِلٰى
       صِرَاطٍ
       مُسْتَق۪يمٍ
       [/right]
       Şura 42/51-52 Allah, bir beşerle sadece vahiy yoluyla
       ya da perde arkasından konuşur; yahutta bir resûl
       gönderir de, izni kapsamında ne tercih ediyorsa (onu)
       vahyeder. O, En Yüce Olan (Aliy), Hikmet Sâhibi (Hakim)'dir.
       İşte sana da emrimizden bir rûh vahyettik. Sen, kitap
       nedir, îmân nedir bilmiyordun. Elbette ki biz onu, bir nur /
       aydınlatıcı / yaşam
       ışığı kıldık (ki),
       yaşamı seçmiş kullarımızı, onun
       kapsamında yola getirip / hidâyete
       ulaştıralım. Şüphesiz sen, doğru yolu
       gösteriyorsun.
       [right]اَتٰىۤ
       اَمْرُ
       اللّٰهِ
       فَلَا
       تَسْتَعْجِلُوهُ
       سُبْحَانَهُ
       وَتَعَالٰى
       عَمَّا
       يُشْرِكُونَ
       يُنَزِّلُ
       الْمَلٰۤئِكَةَ
       بِالرُّوحِ
       مِنْ
       اَمْرِه۪
       عَلٰى مَنْ
       يَشَاۤءُ
       مِنْ
       عِبَادِه۪ۤ
       اَنْ
       اَنْذِرُوۤا
       اَنَّهُ
       لَاۤ
       اِلٰهَ
       اِلَّاۤ
       اَنَاۨ
       فَاتَّقُونِ
       [/right]
       Nahl 16/1,2 Allah’ın emri geldi. Onun için aceleci
       olmayın. O, ortak koştukları şeylerden,
       noksanlıklardan münezzehtir, Yücedir. Kullarından
       tercih ettiğine, emrinden olan rûh kapsamındaki
       melekleri “Uyarıda bulunun, Benim dışımda
       İlah yok, o halde Benden sakının." diye indirir.
       [right]ذٰلِكَ
       مِمَّاۤ
       اَوْحٰىۤ
       اِلَيْكَ
       رَبُّكَ
       مِنَ
       الْحِكْمَةِ
       وَلَا
       تَجْعَلْ
       مَعَ
       اللّٰهِ
       اِلٰهًا
       اٰخَرَ
       فَتُلْقٰى
       ف۪ي
       جَهَنَّمَ
       مَلُومًا
       مَدْحُورًا
       [/right]
       İsra 17/39 Rabbinin sana, hikmetten (yaşama ait
       emirden) vahyetmiş olduğu şeyler bunlardır.
       Allah’ın yanına başka bir İlah bir koyma!
       Yoksa derecelerin alçaltılarak / kınanmış ve
       kovulmuş bir halde cehennemi boylarsın.
       [right]اِنَّاۤ
       اَنْزَلْنَاهُ
       ف۪ي
       لَيْلَةِ
       الْقَدْرِ
       وَمَاۤ
       اَدْرٰيكَ
       مَا
       لَيْلَةُ
       الْقَدْرِ
       لَيْلَةُ
       الْقَدْرِ
       خَيْرٌ
       مِنْ
       اَلْفِ
       شَهْرٍ
       تَنَزَّلُ
       الْمَلٰۤئِكَةُ
       وَالرُّوحُ
       ف۪يهَا
       بِاِذْنِ
       رَبِّهِمْ
       مِنْ كُلِّ
       اَمْرٍ
       سَلَامٌ
       هِيَ
       حَتّٰى
       مَطْلَعِ
       الْفَجْرِ
       [/right]
       Kadir 97/1-5 Biz onu Kadir gecesinde indirdik. Sana Kadir
       gecesini idrak ettiren nedir? Bin aydan daha hayırlı,
       Kadir gecesi. Melekler ve Rûh Rablerinin izni kapsamında
       (aldıkları) her emre yönelik olarak onda iner! Tan
       vakti ağarıncaya dek, huzur ve esenlik var!
       [right]وَقَالَ
       الَّذ۪ينَ
       كَفَرُوا
       لَوْلَا
       نُزِّلَ
       عَلَيْهِ
       الْقُرْاٰنُ
       جُمْلَةً
       وَاحِدَةً
       كَذٰلِكَ
       لِنُثَبِّتَ
       بِه۪
       فُؤَادَكَ
       وَرَتَّلْنَاهُ
       تَرْت۪يلًا
       [/right]
       Furkan 25/32 Gerçeği örtenn / nankör / kâfiler dediler ki:
       "Kur'ân ona toptan, bir kerede indirilmesi gerekmez mi?" Böyle
       yaptık ki, onunla senin kalbini tane tane okuyarak
       sabitleyelim.
       [right]اِنَّا
       نَحْنُ
       نَزَّلْنَا
       عَلَيْكَ
       الْقُرْاٰنَ
       تَنْز۪يلًا
       [/right]
       İnsan 76/23 Bizzat Biz (Rûh / Allah'ın emri +
       melekler) indirdik o Kur'ân'ı sana parçalar halinde!
       [right]وَلَوْلَا
       فَضْلُ
       اللّٰهِ
       عَلَيْكَ
       وَرَحْمَتُهُ
       لَهَمَّتْ
       طَاۤئِفَةٌ
       مِنْهُمْ
       اَنْ
       يُضِلُّوكَ
       وَمَا
       يُضِلُّونَ
       اِلَّاۤ
       اَنْفُسَهُمْ
       وَمَا
       يَضُرُّونَكَ
       مِنْ
       شَيْءٍ
       وَاَنْزَلَ
       اللّٰهُ
       عَلَيْكَ
       الْكِتَابَ
       وَالْحِكْمَةَ
       وَعَلَّمَكَ
       مَا لَمْ
       تَكُنْ
       تَعْلَمُ
       وَكَانَ
       فَضْلُ
       اللّٰهِ
       عَلَيْكَ
       عَظ۪يمًا
       [/right]
       Nisa 4/113 Allah'ın rahmeti senin üzerine olmasaydı,
       mutlaka onların bir bölümü seni saptırmaya
       yeltenecekti. Ama onlar, nefslerinin / birbirlerinin
       dışında kalanı saptıramazlar.
       Ayrıca sana zarar da veremezler. Allah sana Kitab'ı ve
       hikmeti indirmiş, ilaveten sana bilmediğin
       şeyleri öğretmiştir. Allah’ın sana olan
       lütfu büyüktür.
       [right] تَعْرُجُ
       الْمَلٰۤئِكَةُ
       وَالرُّوحُ
       اِلَيْهِ
       ف۪ي يَوْمٍ
       كَانَ
       مِقْدَارُهُ
       خَمْس۪ينَ
       اَلْفَ
       سَنَةٍ[/right]
       Mearic Suresi 70/4 Melekler ve Rûh, miktarı elli bin
       yıl olan bir günde / devir içerisinde O'na doğru
       çıkar / yükselirler.
       
       Ademe Hikmetin Verilişi:
       Sad 38/71-74
       [right]اِذْ
       قَالَ
       رَبُّكَ
       لِلْمَلٰٓئِكَةِ
       اِنّ۪ي
       خَالِقٌ
       بَشَرًا
       مِنْ
       ط۪ينٍ[/right]
       Bir vakit Rabbin meleklere dedi ki: "Ben çamurdan bir beşer
       yaratacağım."
       [right]فَاِذَا
       سَوَّيْتُهُ
       وَنَفَخْتُ
       ف۪يهِ مِنْ
       رُوح۪ي
       فَقَعُوا
       لَهُ
       سَاجِد۪ينَ
       [/right]
       "Onun tasarımını tamamladığım ve
       içine rûhumdan üflediğim an, ona secde ederek /
       üstünlüğünü kabul edin."
       [right]فَسَجَدَ
       الْمَلٰٓئِكَةُ
       كُلُّهُمْ
       اَجْمَعُونَۙ[/right]
       Meleklerin tamamı toplu halde secde ettiler.
       [right]اِلَّٓا
       اِبْل۪يسَۜ
       اِسْتَكْبَرَ
       وَكَانَ
       مِنَ
       الْكَافِر۪ينَ[/right]
       İblis dışında kaldı. O, kibirlenerek
       büyüklük tasladı ve kâfirlerden / hakikate ait güvenin
       üzerini örtenlerden oldu.
       Hicr 15/28-31
       [right]وَاِذْ
       قَالَ
       رَبُّكَ
       لِلْمَلٰۤئِكَةِ
       اِنّ۪ي
       خَالِقٌ
       بَشَرًا
       مِنْ
       صَلْصَالٍ
       مِنْ
       حَمَإٍ
       مَسْنُونٍ[/right]
       Bir vakit Rabbin meleklere dedi ki: "Ben, kurumaya yüz
       tutmuş, zamanla koyulaşmış balçıktan
       bir beşer yaratacağım."
       [right]فَاِذَا
       سَوَّيْتُهُ
       وَنَفَخْتُ
       ف۪يهِ مِنْ
       رُوح۪ي
       فَقَعُوا
       لَهُ
       سَاجِد۪ينَ[/right]
       "Onun tasarımını tamamladığım ve
       içine rûhumdan üflediğim an, ona secde edin."
       [right]فَسَجَدَ
       الْمَلٰۤئِكَةُ
       كُلُّهُمْ
       اَجْمَعُونَ[/right]
       Meleklerin tamamı toplu halde secde ettiler.
       [right]اِلَّاۤ
       اِبْل۪يسَ
       اَبٰىۤ
       اَنْ
       يَكُونَ
       مَعَ
       السَّاجِد۪ينَ
       [/right]
       İblis dışında kaldı. O, secde edenlere
       katılmamakta direndi.
       Bakara 2/30-34
       [right]وَاِذْ
       قَالَ
       رَبُّكَ
       لِلْمَلٰۤئِكَةِ
       اِنّ۪ي
       جَاعِلٌ
       فِي
       الْاَرْضِ
       خَل۪يفَةً
       قَالُوۤا
       اَتَجْعَلُ
       ف۪يهَا
       مَنْ
       يُفْسِدُ
       ف۪يهَا
       وَيَسْفِكُ
       الدِّمَاۤءَ
       وَنَحْنُ
       نُسَبِّحُ
       بِحَمْدِكَ
       وَنُقَدِّسُ
       لَكَ قَالَ
       اِنّ۪يۤ
       اَعْلَمُ
       مَا لَا
       تَعْلَمُونَ
       وَعَلَّمَ
       اٰدَمَ
       الْاَسْمَاۤءَ
       كُلَّهَا
       ثُمَّ
       عَرَضَهُمْ
       عَلَى
       الْمَلٰۤئِكَةِ
       فَقَالَ
       اَنْبِؤُۧن۪ي
       بِاَسْمَاۤءِ
       هٰۤؤُۨلَاۤءِ
       اِنْ
       كُنْتُمْ
       صَادِق۪ينَ
       قَالُوا
       سُبْحَانَكَ
       لَا عِلْمَ
       لَنَاۤ
       اِلَّا مَا
       عَلَّمْتَنَا
       اِنَّكَ
       اَنْتَ
       الْعَل۪يمُ
       الْحَك۪يمُ
       قَالَ
       يَاۤ
       اٰدَمُ
       اَنْبِئْهُمْ
       بِاَسْمَاۤئِهِمْ
       فَلَمَّاۤ
       اَنْبَاَهُمْ
       بِاَسْمَاۤئِهِمْ
       قَالَ
       اَلَمْ
       اَقُلْ
       لَكُمْ
       اِنّ۪يۤ
       اَعْلَمُ
       غَيْبَ
       السَّمٰوَاتِ
       وَالْاَرْضِ
       وَاَعْلَمُ
       مَا
       تُبْدُونَ
       وَمَا
       كُنْتُمْ
       تَكْتُمُونَ
       وَاِذْ
       قُلْنَا
       لِلْمَلٰۤئِكَةِ
       اسْجُدُوا
       لِاٰدَمَ
       فَسَجَدُوۤا
       اِلَّاۤ
       اِبْل۪يسَ
       اَبٰى
       وَاسْتَكْبَرَ
       وَكَانَ
       مِنَ
       الْكَافِر۪ينَ[/right]
       Bir vakit Rabbin meleklere dedi ki: "Ben, yeryüzünde bir halife
       / ardı sıra gelen / muhalifi görevlendireceğim."
       Şunu söylediler: "Orada bozgunculuk yapan, kan akıtan
       birini mi görevlendireceksin? Biz her koşulda Seni över,
       boyun eğip / tesbih ve takdis ederken mi?" Allah dedi ki:
       "Sizin bilmediklerinizi Ben bilmekteyim." Ve Âdem'e (aleme ait
       meleklerin / formların / vb.) isimlerin tamamını
       öğretti. (rûha ait ilmin verildiği an) Sonra
       onların (isimlerini) meleklerle yüzleştirerek dedi ki:
       "Eğer sadık / doğru söyleyen / hak sahibiyseniz,
       şunların isimlerini siz bana bildirin." Şunu
       dediler: "Noksanlıktan münezzeh olduğundan, boyun
       eğip / tesbih ederiz Seni. Bize öğrettiğin
       (şeyler) dışında mevcut bilgimiz olmaz. Her
       şeyi Bilen (Alîm'sin), Hikmet Sahibi (Hakîm'sin)." Allah
       dedi ki: "Ey Âdem, onlara şunların isimlerini bildir."
       Âdem de onlara isimlerini bildirince, Allah şunu dile
       getirdi: "Demedim mi size, semaların ve arzın
       gaybını Ben bilirim diye, açığa
       çıkardıklarınızı ve (iç âleminizde)
       gizlediklerinizi de bilmekteyim diye." O vakit Biz meleklere,
       "Âdem'e secde edin." dedik de, onlar secdeye vardılar,
       İblis dışında kaldı, kibirlenerek
       büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu.
       İsra 17/84-85
       [right]قُلْ
       كُلٌّ
       يَعْمَلُ
       عَلٰى
       شَاكِلَتِه۪
       فَرَبُّكُمْ
       اَعْلَمُ
       بِمَنْ
       هُوَ
       اَهْدٰى
       سَب۪يلًا[/right]
       De ki: "Herkes, kendi hüviyeti / karakteri üzeredir. Rabbiniz
       doğru yolda gideni en iyi şekilde bilendir."
       [right]وَيَسْـَٔلُونَكَ
       عَنِ
       الرُّوحِ
       قُلِ
       الرُّوحُ
       مِنْ
       اَمْرِ
       رَبّ۪ي
       وَمَاۤ
       اُوۧت۪يتُمْ
       مِنَ
       الْعِلْمِ
       اِلَّا
       قَل۪يلًا[/right]
       Ve sana rûhtan sorarlar. De ki: "Rûh, Rabbime ait emirden. Ve
       size pek azı dışındakiler verilmedi
       ilimden."
       Hikmet: Allah'a ait olan, Meleklerin arasında güç / enerji
       olarak bulunan ve süre gelen yaşamı temsil eden
       rûh/emirdir. Aynı zamanda o, Kur'ânda bahsedilen Adem as.ma
       verilmiş "rûh"tur. Meleklerin sahip olduğu yaşama
       (güce) ek olarak, ademoğullarının bünyesinde ilmi
       (doğru bilgiyi / gerçeği) barındırır.
       (bk. 2/32,33)
       Son-not: Başlangıçta emir yok ise, sonucu gösteren
       hüküm de olmaz. İnsan vücudu kapsamında iki organ
       rûhun / emrin devamlılığını
       sağlar, biri akla hakim olan ve ilmi bulan beyin,
       diğeri ise kanı pompalayarak yaşamı daim
       kılan kalptir. Melekleri Adem'e secde ettiren unsur, Adem'e
       üflenen / verilen rûhtur, yani hikmettir (yaşam ve ilim).
       Huzur ve esenlik olsun.
       -------------------------------------------------------------
       -------------------------------------------------------------
       *****************************************************
       Page 1 of 1