URI:
   DIR Return Create A Forum - Home
       ---------------------------------------------------------
       kitap
  HTML https://kitab.createaforum.com
       ---------------------------------------------------------
       *****************************************************
   DIR Return to: EK Çalışmalar
       *****************************************************
       #Post#: 49--------------------------------------------------
       Menora[h]
       By: yazan Date: December 22, 2021, 10:37 pm
       ---------------------------------------------------------
       Menora[h] (İbranice:
       מְנוֹרָה),
       Tanakh Şemot'ta geçen, saf altından yapılan ve
       Musa tarafından doğada hazırlanarak
       kullanılan ve Musa döneminden 300 yıl sonra Kudüs'teki
       bir tapınağa taşınmış olan,
       altı koldan ve dekoratif kandil ve çanaklardan oluşan,
       eski çağlara ait şamdan olarak tanımlanır.
       Onu yakmak için her gün en saf kalitede zeytinyağı
       kullanılmıştır. Menora eski çağlardan
       beri süre gelen bir simgedir.
       [center]--------------------------------------------------------
       ----------------------------------------------------------------
       ---------------------------------[/center]
       [center][font=andale mono]Nûru Daim Kılan: Menora
  HTML https://i.ibb.co/QrHrtvX/menora.jpg
       o, yaşam ışığı olan
       hayattır[/font][/center]
       [center](B'adem/Adem Kapsamındaki Hayat
       Ağacı)[/center]
       [center]--------------------------------------------------------
       ----------------------------------------------------------------
       ---------------------------------[/center]
       Tanakh'ta Elah'ın menoranın tasarımını
       Musa'ya bildirdiğini belirtir ve menoranın
       yapısını şu şekilde tarif
       edilmiştir,
       Şemot 25:31-40 (Mısır'dan
       Çıkış)[font=times new roman]
       לא
       וְעָשִׂית&
       #1464;
       מְנֹרַת,
       זָהָב
       טָהוֹר;
       מִקְשָׁה
       תֵּעָשֶׂה
       הַמְּנוֹר&
       #1464;ה,
       יְרֵכָהּ
       וְקָנָהּ,
       גְּבִיעֶי&
       #1492;ָ
       כַּפְתֹּר&
       #1462;יהָ
       וּפְרָחֶי&
       #1492;ָ,
       מִמֶּנָּה
       יִהְיוּ
       לב
       וְשִׁשָּׁ&
       #1492;
       קָנִים,
       יֹצְאִים
       מִצִּדֶּי&
       #1492;ָ:
       שְׁלֹשָׁה
       קְנֵי
       מְנֹרָה,
       מִצִּדָּה&
       #1468;
       הָאֶחָד,
       וּשְׁלֹשׁ&
       #1464;ה
       קְנֵי
       מְנֹרָה,
       מִצִּדָּה&
       #1468;
       הַשֵּׁנִי
       לג
       שְׁלֹשָׁה
       גְבִעִים
       מְשֻׁקָּד&
       #1460;ים
       בַּקָּנֶה
       הָאֶחָד,
       כַּפְתֹּר
       וָפֶרַח,
       וּשְׁלֹשׁ&
       #1464;ה
       גְבִעִים
       מְשֻׁקָּד&
       #1460;ים
       בַּקָּנֶה
       הָאֶחָד,
       כַּפְתֹּר
       וָפָרַח;
       כֵּן
       לְשֵׁשֶׁת
       הַקָּנִים,
       הַיֹּצְאִ&
       #1497;ם
       מִן-הַמְּנ
       ֹרָה
       לד
       וּבַמְּנֹ&
       #1512;ָה,
       אַרְבָּעָ&
       #1492;
       גְבִעִים:
       מְשֻׁקָּד&
       #1460;ים--כַּפְת
       ֹּרֶיהָ,
       וּפְרָחֶי&
       #1492;ָ
       לה
       וְכַפְתֹּ&
       #1512;
       תַּחַת
       שְׁנֵי
       הַקָּנִים
       מִמֶּנָּה,
       וְכַפְתֹּ&
       #1512;
       תַּחַת
       שְׁנֵי
       הַקָּנִים
       מִמֶּנָּה,
       וְכַפְתֹּ&
       #1512;,
       תַּחַת-שְׁ
       נֵי
       הַקָּנִים
       מִמֶּנָּה-
       -לְשֵׁשֶׁת
       ,
       הַקָּנִים,
       הַיֹּצְאִ&
       #1497;ם,
       מִן-הַמְּנ
       ֹרָה
       לו
       כַּפְתֹּר&
       #1461;יהֶם
       וּקְנֹתָם,
       מִמֶּנָּה
       יִהְיוּ;
       כֻּלָּהּ
       מִקְשָׁה
       אַחַת,
       זָהָב
       טָהוֹר
       לז
       וְעָשִׂית&
       #1464;
       אֶת-נֵרֹתֶ
       יהָ,
       שִׁבְעָה;
       וְהֶעֱלָה,
       אֶת-נֵרֹתֶ
       יהָ,
       וְהֵאִיר,
       עַל-עֵבֶר
       פָּנֶיהָ
       לח
       וּמַלְקָח&
       #1462;יהָ
       וּמַחְתֹּ&
       #1514;ֶיהָ,
       זָהָב
       טָהוֹר
       לט
       כִּכָּר
       זָהָב
       טָהוֹר,
       יַעֲשֶׂה
       אֹתָהּ--אֵ&#1514
       ;
       כָּל-הַכֵּ
       לִים,
       הָאֵלֶּה
       מ  וּרְאֵה,
       וַעֲשֵׂה:
       בְּתַבְנִ&
       #1497;תָם--אֲשֶׁ
       ר-אַתָּה
       מָרְאֶה,
       בָּהָר
       [/font]
       31 Saf altından bir Menora yap. Bu Menora meşâkkatli
       kılınacak. Tabanı ve gövdesi, badem (misali)
       kapları, tomurcukları çiçekler (misali) kendi
       bünyesinde olacak. 32 Menora'nın bir yanında üç dal,
       diğer yanında da üç dal (olarak), yan
       taraflarından altı dal çıkmalı. 33 Bir
       dalda/kolda üç bademsi kap, tomurcuk çiçek (açar misali),
       (diğer) kolda üç bademsi kap, tomurcuk çiçek (açar misali),
       Menora'dan çıkan her dal için aynısı olmalı.
       34 Menora'nın (gövdesi) ise, dört hanemi simgeleyen
       bademlerin tomurcuk ve çiçekleri. 35 Ona ait ikiz/dal çiftinin
       altında bir tomurcuk, ona ait dal çiftinin altında bir
       tomurcuk, ona ait dal çiftinin altında bir tomurcuk olarak
       Menora'dan çıkan altı dal da aynıdır. 36
       Düğüm yerleri ve dalları, onlara ait olanın
       tamamı meşâkkatli (gelin misali), saf altından.
       37 Kandilleri yedi adet yapacaksın ve kandilleri (alev
       alıp) tutuştuğunda onun yüzeyinde
       parlayarak/ışık saçsın. 38 Ve bu kandillere
       ait maşalar ve kanacalar (da) saf altından
       (olmalı). 39 Bu aparatların tamamıyla birlite
       (onu) 1 kikar saf altından yapacaksın. 40 Dağda
       sana gösterilen şemaları gözet ve (o şekilde)
       yap.
       [center]--------------------------------------------------------
       ----------------------------------------------------------------
       ---------------------------------[/center]
       [center][font=andale mono]Çakralar/Enerji
       Çarkları:[/font][/center]
       Sanskritçe çakra kelimesinin mânâsı çark/tekerlek veya
       enerji döngüsünü sağlayan disk anlamına gelir. Yoga,
       meditasyon ve ayurveda'da bu terim vücuttaki enerji
       çarklarını simgeler. Omurganın tabanından
       başın tepesine kadar omurgayı hizalayan yedi ana
       çakra vardır. Vücuttaki bir çakrayı, madde ve bilincin
       buluştuğu, dönen bir enerji çarkı şeklinde
       gözümüzde canlandırabiliriz. Prana ismi ise bu enerjinin,
       insanlardaki mevcut olan yaşam gücüdür.
       [center]
  HTML https://i.ibb.co/zsPqDbY/7wheels.jpg[/center]
       Çakraların Önemi: Bu dönen enerji çarkları, vücuttaki
       büyük sinir merkezlerine karşılık gelir. Yedi ana
       çakranın her biri, psikolojik, duygusal ve şuur
       hâlimizin yanı sıra sinir demetleri ve ana organlar
       ile ilintilidir. Her şey hareket ettiğinden, yedi ana
       çakramızın açık, hizalı ve akıcı
       kalması gerekir. Çakralarda bir tıkanıklık
       varsa, enerji düzgün akamaz. Zihin aktiviteleri, şuur ve
       beden birbiriyle yakından bağlantılı
       olduğundan, bir alandaki dengesizliğin
       farkındalığı diğerlerini tekrar dengeye
       getirmeye yardımcı olabilir. İlaveten 7 çakra
       menoranın etkisi altındadır.
       1. Kök çakra, Özgün ismi: Muladhara, Renk:
       Kırmızı, Mantra: "Laam",
       Işık-Taşıyan: Satürn
       Etki Alanı: Fiziksel yaşam gücü, barınma ve
       hayatta kalma içgüdüsü, özgüven ya da yetersizlik hissi,
       tutkular, irade yönetimi; Simgeleri: Ganiş and Brahman
       [center]--------------------------------------------------------
       ----------------------------------------------------------------
       ---------------------------------[/center]
       2. Sakral çakra, Özgün ismi: Svadhisthana, Renk: Turuncu, Manta:
       "Vaam", Işık-Taşıyan: Mars
       Etki Alanı: Duygusal koruma, cinsellik/üreme, yeniden
       doğuş, yaşam döngüsü, kızgınlık,
       denge bozukluğu ve suçluluk; Simgesi: Vişnu
       [center]--------------------------------------------------------
       ----------------------------------------------------------------
       ---------------------------------[/center]
       3. Solar Pleksus çakra, Özgün ismi: Manipura, Renk: Sarı,
       Mantra: "Raam", Işık Kaynağı: Güneş
       Etki Alanı: Kararlılık, kabullenme ve özgür
       irade, hırs ve açgözlülük; Simgesi: Maharudra Şiva
       [center]--------------------------------------------------------
       ----------------------------------------------------------------
       ---------------------------------[/center]
       4. Kalp çakra, Özgün ismi: Anahata, Renk: Yeşil, Mantra:
       "Yaam", Işık-Taşıyan: Venüs
       Etki Alanı: Sevgi/Aşk, şefkat, hissi
       bağımlılık, affetme ve kibarlık;
       Simgesi: İşvara
       [center]--------------------------------------------------------
       ----------------------------------------------------------------
       ---------------------------------[/center]
       5. Boğaz çakra, Özgün ismi: Visuddha, Renk:
       Turkuaz/Açık mavi, Mantra: "Haam",
       Işık-Taşıyan: Merkür
       Etki Alanı: İfade ve iletişim (konuşma,
       işitme) yeteneği, bireysellik, yalanlama ve inkar;
       Simgesi: SadaŞiva
       [center]--------------------------------------------------------
       ----------------------------------------------------------------
       ---------------------------------[/center]
       6. Üçünci göz çakra, Özgün ismi: Ajna, Renk: İndigo/Koyu
       mavi, Mantra: "Oum", Işık-Taşıyan: Jüpiter
       Etki Alanı: Zihinsel faaliyetler, telepati, şuurlu
       olma hali, odaklanma, farkındalık,
       üretkenlik/yaratıcılık, imgeleme,
       karamsarlık; Simgesi: Ardhanarişvara – hem müennes hem
       de müzekker vasıfları olan, Shiva ve Parvati'nin
       karışım hali, aynı zamanda Devi ve
       Şaktiyle irtibatlıdır.
       [center]--------------------------------------------------------
       ----------------------------------------------------------------
       ---------------------------------[/center]
       7. Taç çakra, Özgün ismi: Sahasrara, Renk: Mor, Mantra: "Oum",
       Işık-Yansıtıcı: Ay
       Etki Alanı: İlahî/Üstün bilinçle iletişim,
       şuurun arınıp aydınlanması, frekans
       algılama, kavramsallık; Simgesi: Şiva
       [center]--------------------------------------------------------
       ----------------------------------------------------------------
       ---------------------------------[/center]
       [center][font=andale mono]Yedi (7) Baş Meleğin
       Simgeleri[/font][/center]
       [center][font=andale mono](İnsan gözü yedi adet semavi
       olanı bir teleskop veya dürbün olmadan görebilir)[/font]
       [/center]
       1. İsrafil'in Simgesi - Satürn: İbranice
       רָפָאֵל,
       Rāfāʾēl, Arapça [font=times new
       roman]إسرافيل[/font]
       İsrāfīl; Kelime mânâsı: "Allah'ın
       şifası" olarak eski kayıtlarda geçmektedir.
       קָדוֹשׁ sözcüğü,
       kelime mânâsına uygun olarak "Allah'a ait" şeklinde
       çevrilmiştir. İlgili bölümler;
       Sesleniş:10.4 Ve dahası Rab İsrafil'e buyurdu:
       Azâzêl'i ellerinden ve ayaklarından bağlayarak, O'nu
       karanlığa göm. Dûdâêl'deki çölü / ıssız yeri
       yar ve onu oraya at. 10.5 Üzerine sivri uçlu ve keskin kayalar
       fırlat. Onun ebedi olarak orda kalabilmesini sağla,
       iyice ört ki yüzü bir daha ışık görmesin. 10.6
       Böylece büyük karar gününde o da ateşin içerisine
       atılır. 10.7 Semadan düşen meleklerin, bozup
       mahvettiği yeryüzünü eski haline çevir. Dünyanın
       normal haline geri çevrildiğini ilan et. Yeryüzünü eski
       haline döndürdüm ki, gözcülerin kendi evlatlarına
       bildirdiği ve (diğerlerine) öğrettiği mistik
       bilgiler yüzünden tüm âdemoğulları yok olmayacaklar.
       10.8 Yeryüzünün tamamı Azâzêl'in uygulamaları ve
       öğretileri sebebiyle telef oldu ve O'nun üstüne atarak her
       günahı yaz.
       Baş Melekler: 20.3 Allah'a ait meleklerden biri
       İsrafil'dir. Âdemoğullarına ait rûhlardan /
       emirlerden sorumludur.
       22.1 Oradan başka bir yere gittim, bana batıdaki sert
       kayalık dağı / yüksek ve geniş bir
       takım yıldızını, sağlam
       göktaşlarını ve oranın içerisinde dört tane
       mağarayı / yeri gösterdi. 22.2 Onların
       aşağısındaki yerler (mağaralar) derin,
       geniş ve düzgün / pürüzsüz / sakindiler. Sanki bir şey
       en düzgün / akıcı / yumuşak vaziyette
       sarmalanmıştı. Onlara bakmak derinlik ve
       karanlıkla doluydu. 22.3 Allah'a ait meleklerden olan
       İsrafil benimleydi, bana cevap vererek şöyle dedi: Bu
       mağaraların amacı onların
       varlıklarına ait rûhların birleşmesi,
       ölenlerin varlıkları için yaratıldılar.
       Burada, âdemoğlunun her rûhu / şuûru
       birleştirilerek / bir araya getirilecek. 22.4 Bu yerler
       onlara ait karar günü gelene dek barınabilmeleri
       amacıyla yaratıldılar. Onların
       zamanlarını tamamlamaları için ki, bu çok uzun
       süre alacak, ta ki büyük yargılamanın onların
       üstünde gerçekleşmesine kadar buralarda tutulacaklar. 22.5
       Ölmüş bir adama ait rûhun yakınmasını
       izledim ve onun sesi semalara ulaşarak şikâyet etti.
       22.6 Sonra benimle olan meleğe, İsrafil'e sordum ve
       şunu dedim: Sesi semalara varan ve şikâyet eden bu rûh
       da kim? 22.7 Bana cevap verdi ve dedi ki: Bu rûh Habil'den
       geldi, onu kardeşi Kabil öldürdü. Ta ki kardeşi
       Kabil'in tüm soyu / tohumları yeryüzünden silinene kadar
       kederlenir / ona karşı davacı olur ve onun
       tohumları âdemoğulları arasında gözden
       kaybolur / yok edilir. 22.8 Sonra onun hakkında ve
       (diğer) hepsi üzerindeki kararı, ayrıca tüm
       mağaralar (kayalıklar) hakkında sordum ve dedim:
       Neden biri diğerlerinden ayrı? 22.9 Bana cevap verdi
       ve şöyle dedi: Ölen(lere ait) rûhların birbirinden
       ayrılması amacıyla burada üç ayrı yer /
       bölüm hazırlandı. Böylelikle doğru yol üzerinde
       olanlar buradaki üzerinde nur bulunan su pınarına
       (doğru) ayrılırlar. 22.10 Ayrıca günahkârlar
       içinde bir yer hazırlandı. Öldüklerinde toprağa
       gömüldüklerinde (anlarlar) ve kendi hayatları boyunca da
       bir yargılama / karar onlara gelmemiş olanlar. 22.11
       Burada onların rûhları büyük azaba
       ayrılırlar. Ne zaman ki o büyük karar,
       cezalandırma ve azap günü ebediyet için küfre
       düşenlerin üzerine olur ve kendi rûhları onlardan
       intikamlarını alırlar. O (Allah) onları
       sonsuza dek oraya bağlar. Doğrusu O, âlemin
       başlangıcından beri oradadır. 22.12
       Ebediyetten önce yine bir yer var ki, onların rûhları
       kedere düşerek şikâyet / feryat edenler için
       hazırlanmış, kendilerini heder etmeleri ve kâfir
       olarak öldükleri günler hakkında hesap verirler. 22.13
       Doğru yol üzerinde olmayan, günahkâr olup
       yanlışta ısrar eden azgınlar zümresine
       katılacakları böyle bir yer burası, ama
       onların rûhları karar gününde yok edilmeyecek ve onlar
       oradan çıkamayacaklarda.
       Kıssalar I: 40.9 Bana seslendi: İlk olan merhametli ve
       öfkeyi bastıran / uzun süre kahır çeken, Allah'a ait
       olan Mikail'dir. İkincisi, beşeriyete ait
       çocukların tüm rahatsızlıkarından ve
       incinmiş (rûhlardan) sorumlu olan İsrafil'dir.
       Üçüncüsü, tüm kuvvelerden sorumlu olan Allah'a ait Cebrail'dir.
       Ve dördüncüsü, ebedi hayata varis olacakların umut ve
       tövbelerinden / af kayıtlarından sorumlu olan
       Fanuel'dir.
       Fasıla: 71.7 Her tarafta Seraf'lar, Kerub'lar ve Ofan'lar,
       bunlar uyumazlar, ama O'nun şanına ait kürsüyü korur /
       kürsüde nöbet tutarlar. 71.8 Ve sayısız (çok miktarda)
       olan melekleri gördüm. Bir binin binlercesi, onbinin
       onbinlercesi, o haneyi sarmış / çevrelemişti.
       Mikail, İsrafil, Cebrail, Fanuel ve yüksek semalarda
       bulunan Allah'a ait olan melekler, o haneye giriyor ve
       çıkıyorlardı. 71.9 Mikail, Cebrail, İsrafil,
       Fanuel ve Allah'a ait sayısız birçok melek o haneden
       dışarı çıktı. 71.10 Onlarla beraber
       Günlerin Önünde Olan (El Evvel), O'nun ön tarafı ak ve yün
       gibi paktı. Ve üzerindeki giysisi betimlenemez / tarif
       edilemezdi. 71.11 Ve yüzümün üstüne düştüm. Bana ait tüm
       vücudum eridi ve varlığım değişim
       geçirdi / tüm vücudum ışığa dönüştü.
       Yüksekçe bir sesle gücün rûhu (hikmet) ile birlikte dua ettim,
       şereflendirdim ve övdüm. 71.12 Ağzımdan
       (söyleyerek) sürdürdüğüm o dualar, Günlerin Önünde
       Olanın huzurunu memnun ediyordu. 71.13 Ve O Günlerin Önünde
       Olan, Mikail, Cebrail, İsrafil, Fanuel ile ve
       binlercesiyle, onbinlerin binlercesi sayısız olan
       melekleri ile birlikte geldi. 71.14 O Melek (gelenlerin
       arasından bir tanesi) bana doğru geldi ve benimle
       selamlaşarak bana şunu dedi: Bu sadâkat / adalet
       üzerine doğmuş olan âdemoğlu (Âdem) ve sadâkat /
       bağlılık / adalet onun üzerinden devam ediyor.
       Günlerin Önünde Olanın hakkı onu terk etmeyecek. 71.15
       İlaveten bana şöyle dedi: Âlemin hakkı için
       gelmek üzere olan huzuru sana doğru
       çağırıyor, âlemin yaratılmasından beri
       huzur süre geldiği üzere, böylece sende ona sonsuza dek
       sahip olacaksın ve ebediyetten ebediyete kadar. 71.16 Ona
       ait yollarda yürümeye devam edenlerin tümü, çünkü hak / sadâkat
       asla onu terk etmez. Barınacakları yerler onunla
       birlikte olacak ve nasipleri / kökleri onunla birlikte olacak ve
       sonsuza dek onlar (hak yolunda gidenler) ondan
       (âdemoğlundan) ayrılmayacaklar, ebediyetten ebediyete
       kadar. 71.17 Böylece günlerin süresi, o âdemoğlu ile
       birlikte orada olacak ve huzur adalet sahipleri için olacak ve
       ona ait doğru yol, âdil olanlar için olacak, Rûhların
       Sahibinin hakkı için, her şeye doğru ebediyen.
       [center]--------------------------------------------------------
       ----------------------------------------------------------------
       ---------------------------------[/center]
       2. Remiel'in Simgesi - Mars: İbranice
       רעמיאל; Kelime mânâsı:
       "Allah'ın rahmeti" İlgili bölümler;
       Baş Melekler: 20.8 Allah'a ait meleklerden biri Remiel /
       Azrail'dir. Allah'ın yükselttiği / yukarı
       kaldırdığı kimselerden sorumludur.
       Son Sözler: 108.4 Orada fark edilemeyen bir buluta /
       yoğunluk kümelerine benzeyen bir şeyi gördüm ve ona
       ait derinlikten / yoğunluktan dolayı içerisine
       bakamadım. Orada aydınlık veren / canlı /
       parlak bir yanan ateşin alevlerini gördüm ve oradaki
       şeyler dağlar / büyük kütleler gibi parlıyor,
       daireler çiziyor ve bir yandan öbür yana
       çalkalanıyorlardı. 108.5 Benimle birlikte (giden),
       Allah'a ait vefakâr meleklerden biri olan (Remiel'e) sordum ve
       dedim ki: Bu parıldayan şey de nedir? Orada sadece tek
       başına yanan ateşe ait alevler,
       bağrışmalar, ağlamalar, inlemeler ve büyük
       bir acı var, ama bir sema yok! 108.6 O da bana şunu
       dedi: Bu gördüğün, günahkârların, küfre
       düşenlerin, kötülük yapanların ve Allah'ın
       (göndereceği) peygamberlerinin ağızları
       vasıtasıyla vuku bulacaklar / yapılması
       gerekenler hakkında söylediği her şeyi
       değiştirmiş kimselere ait varlıkların
       atılacağı yer burasıdır. 108.7
       Bunların bağzıları yazılmış
       ve yukarıda semalarda kayıt edilmiştir.
       Böylelikle melekler okuyabilir ve günahkârların
       başlarına neyin geleceğini bilebilirler. Ve alçak
       gönüllü olarak kendi bedenlerini adam edenler ve kötü /
       ahlaksız kişiler tarafından küfredilen / acı
       çektirilenler, Allah tarafından (sabrın)
       karşılığını / ödülünü
       alırlar. 108.8 Her kim Allah'ı sevmiş,
       altını, gümüşü, dünyalık zenginliği /
       mülkü sevmemiş ve bedeninde ızdırap çekmiş /
       kendi canını bile feda edebilmişse, 108.9 Ve her
       kim, var olduktan sonra dünyalık yiyecek için can
       atmamış, ancak kendilerini gelip geçici (ölümlü) bir
       nefes olarak göz önünde bulundurmuş ve buna göre
       yaşamışsa, (bu bağlamda) Rab onları
       birçok kez denemiş olur, böylelikle O'nun ismine
       (hakkıyla) hamd etsinler diye, onların rûhları /
       şuûrları saflığa ulaşmış
       olur.
       [center]--------------------------------------------------------
       ----------------------------------------------------------------
       ---------------------------------[/center]
       3. Raguel'in Simgesi - Güneş: İbranice
       ראגואל; Kelime mânâsı:
       "Allah'ın dostu", Mısır mitolojisinde mecvut olan
       "Ra" karakteri. İlgili bölümler;
       Ağaçlar: (Bahçe Boyutu) 24.1 Oradan arzın başka
       bir yerine gittim, Raguel gündüz ve gece parlayan ateşten /
       enerjiden bir dağ silsilesini bana gösterdi. 24.2 Ona
       doğru gittim ve yedi tane ihtişamlı dağ ile
       karşılaştım. Hepsi bir diğerinden
       farklıydı. Muhteşem ve güzel kayalıklar /
       taşlar, bir bütün olarak görkemliler / hepsi (birbirinden)
       değerli, iyi görünümlere sahipler ve yüzey şekilleri
       çok güzeldi. Doğuya doğru olan üç tanesi, bir
       diğerinin üzerinde, güneye doğru olan üçü de, bir
       diğerinin üzerinde ve (aralarında) derin ve
       esintilerle dolu vadiler, hiçbiri ötekisiyle birleşmiyor.
       24.3 Bunların ortasında yedinci dağ, ayrıca
       o (dağ) yükseklik bakımından onlardan
       (diğerlerinden) daha üstün, kürsüye /
       hükümdarlığa ait üyeliği / merkezi
       andırıyordu. Mis kokulu ağaçlar kürsünün
       etrafını çevrelemiş (haldeydiler).
       Baş Melekler: 20.4 Allah'a ait meleklerden biri Raguel'dir.
       Âleme ait ışık veren cisimlerin, geriye
       yansıttıkları ışınların
       şiddetinden sorumludur.
       
       [center]--------------------------------------------------------
       ----------------------------------------------------------------
       ---------------------------------[/center]
       4. Sara(h)qael'in Simgesi - Venüs:İbranice
       שרהקאל, Amharca
       ሰረቃኤል Säräqael; Kelime
       mânâsı: Sarah isminden ele alırsak prenses, diğer
       verilen mânâ (net olmasa da) "ebediyete ait ve
       titreşim"dir. Kitap üzerinde yapılan
       çalışmalar kapsamında, rabbani ve hristiyan
       öğretilerinde anlatılan Sara(h)qael'in, Sariel/Asradel
       isimli düşen melekle aynı olduğu şeklindeki
       açıklamalar yanlıştır. Bu ayrımı,
       Allah'a ait olan melekler ile sınırları
       aşarak Allah'ın emirlerinin dışına
       çıkmış meleklerin savaşında, yâni
       taraflarını seçmiş meleklerin mücadelesi
       kapsamında görebiliriz. Saraqael Mısır
       mitolojisinde Hathor, Yunan mitolojisinde ise Afrodit ile
       ilişkilendirilmiştir. İlgili bölümler;
       Oğullar: (Kabil'in doğumu) 21.3a Havva o meleğin
       buyurduğu gibi doğruldu, bir çocuğu doğurdu
       ve onun teninin rengi yıldızları
       andırıyordu. O (bebek) ebenin avuçlarının
       içerisine düştü ve otları koparmaya başladı,
       çünkü annesine ait barakanın içinde çim ekilmişti.
       21.3b Ebe bebeğe karşılık verdi ve ona
       seslendi: Allah insaflı ki seni tümüyle benim ellerime
       bırakmadı, çünkü sen iyiliği kesen / öldüren,
       kötü huylu / sapkın olan Kabilsin. (Öyle) biri
       olduğundan meyve veren ağacı koparırsın
       ve ağacı (toprağa) diken (de) değilsin.
       Tatlılığı / Nazikliği taşıyan
       değil, öfkeyi / sertliği taşıyansın.
       21.3c Ve kuvve Âdem'e şöyle dedi: Ona ne öğrettiysem,
       bebekle o işini halledip bitirmiş oluncaya kadar
       Havva'nın yanında kalmaya devam et.
       Baş Melekler: 20.6 Allah'a ait meleklerden biri
       Sâraqael'dir. Âdemoğullarının dini / manevi günah
       işleyen rûhlarından sorumludur.
       [center]--------------------------------------------------------
       ----------------------------------------------------------------
       ---------------------------------[/center]
       5. Mikail'in Simgesi - Merkür ☿: İbranice
       מִיכָאֵל‎,
       Arapça [font=times new
       roman]ميخائيل ،
       مِيكَالَ ،
       ميكائيل[/font]‎;
       Kelime mânâsı: "Allah'ın tavrı", ilgili bölümler;
       İblis: 13.2 Senin yaratıldığın
       aynı gün ve o günden itibaren Allah'a ait yüzün huzurundan
       düştüm, Çünkü Allah bir rûhu (hikmeti) senin yüzünün
       üzerine üflediğinde, üstün olan varlığa ait
       yansımaya / fikre / düşünce tarzına ve benzer
       yapıya / tavra sahip oldun. Ondan sonra Mikail geldi, seni
       takdim etti ve seni Allah'ın huzurunda secdeye
       vardırdı. Ve Allah Mikail'e şöyle buyurdu: Ben
       Âdem'i (kendi) düşünce tarzıma ve üstün olan
       varlığıma uygun olarak yarattım. 14.1 Bunun
       üzerine Mikail geldi, meleklerin bütün topluluğuna
       çağrıda bulundu ve onlara dedi ki: Üstün olan
       varlığa ait fikrin ve tavrın önünde secde edin /
       üstünlüğüne boyun eğin. 14.2 Çok geçmeden Mikail
       onları (emirle) topladığında hepsi sana
       secde etmişti. Aynı zamanda beni (de)
       çağırdı. 14.3 Ve ona dedim ki: Benden daha genç
       olana secde etmeyeceğim üzere git başımdan, ben
       ona göre önceki temelim / yapı taşıyım ve
       onun bana boyun eğmesi (daha) uygun olur.
       Ayrılık: 20.1b Ondan sonra Allah, Âdem'in duasına
       kulak verdi ve ona Mikail'i gönderdi. O da Âdem'e (onun kendi)
       kaderinde / ölçüsünde var olmak üzere sevk edilmiş semavî
       (bir) mühür ile mühürlenmiş tohum (taslak)ları
       getirdi. Çok geçmeden Mikail ona tohum ekmeyi ve tohum
       taslaklarına dair yapılacak işlemi öğretti.
       Bu sayede (âdemoğulları) ve onlara ait her soyun
       korunup kurtulması mümkün olsun diye (bunu Âdem'e
       gösterdi).
       Rahmet: (45)32.3 Havva ibadet etmek için (dizleri) üzerindeyken
       insanlığın meleği Mikail birden geliverdi. O
       durdurdu ve Havva'yı doğrultup ona dedi: (45)32.4
       Kocan Âdem bedeninden yükseldiğinden dolayı o
       pişmanlık halinden çıkıp ferahla. Ayağa
       kalk ve ona ait nefese bak. Âdem'i Yaratan daha şimdiden
       onu kabul etti.
       Âhiret: (47)37.3 Melekler bu sözleri sarf ettiklerinde,
       altı kanatlı Seraf'lardan biri ona doğru
       gönderildi. O, Âdem'i Akheron'a / keder ırmağına
       götürdü. (47)37.4 Ve onu üç kez keder
       ırmağının içine batırıp
       çıkardı. Çok geçmeden onu Allah'ın huzuruna geri
       döndürdü ve (Âdem) üç saat boyunca yüzüstü (olarak) kaldı.
       Ondan sonra Allah elini / kudretini O'na ait kürsüden
       uzattı ve Âdem'i kaldırdı, ayrıca onu
       Mikail'e verdi ve ona şunu dedi: (47)37.5 Onu üçüncü
       semadaki cennete götür ve düzenleme / yönetim gününe kadar onu
       sunağın önüne dik / yerleştir ki, onu Benim
       esenlik getiren sevilen zürriyetim (Nûh) vasıtasıyla
       her canlıya / insana ilişkin olarak en ince
       ayrıntısına kadar inceleyip / görmüş
       olurum.(47)37.6 Bunun üzerine Mikail, Allah'ın
       buyurduğu yere doğru Âdem'i götürdü ve meleklerin tümü
       ağırdan alarak meleksi ilahiler söylüyorlardı.
       Onlar şu mucizeyi dillendiriyorlardı: Âdem'in
       bağışlanmasıyla bir âhiretin vaadi. (47)38.1
       Mikail'in Allah'a yönelik çağrıda bulunmasından
       sonra, (47)38.2 Allah borunun çalınmış
       olmasını ve her birinin kendi saffında /
       rütbesinde olarak, bir buhurluk tutanların, bir santur
       tutanların ve boruyu çalan meleklerin tamamının,
       Allah'ın huzurunda toplanmalarını emretti.
       Son Dua: (48)40.1 Bundan sonra Allah Mikail'e bir emir verdi.
       (48)40.2 O (Âdem'i) üçüncü semadaki cennete götürdü. Onlar
       katlanmış üç adet kefeni kaptılar ve Allah
       Mikail'e ve Cebrail'e şöyle buyurdu: Bu katlanmış
       kefenleri açın ve Âdem'in bedenini sarın, ayrıca
       (o) zeytin ağacından yağı alıp onun
       üzerine dökün. Ve Meleklerin üçü Âdem'in bedenine kefeni
       giydirip onu sardılar. (48)40.6 Allah onların her
       ikisinin de doğu tarafındaki cennete yükseltilmiş
       olmalarını emretti. Ki o yerden Allah biraz toprak
       alarak Âdem'i yaratmıştı. Ayrıca Allah
       Mikail'e kazmasını emretti. (51)43.1 Ayrıca Melek
       Mikail, Havva'yı nasıl saracağını
       Şit'e gösterdi. Meleklerin üçü geldiler ve Havva'nın
       bedenini alıp Âdem'in bedeninin olduğu yere
       yerleştirdiler. (51)43.2 Ve bundan sonra Mikail gelip ona
       şunu dedi: İnsanoğlunun ölümü / sonu gelinceye
       dek her ölen kişiyi böyle sarın. (51)43.3 O bütün
       bunları Şit'e öğrettiğinde, Şit'ten
       uzaklara en yukarıdaki semaya doğru yükseldi ve (son
       olarak) ona şöyle dedi: Ölü için beş günden fazla yas
       tutmayın ve yedinci günde keyiflenip / sevinçli olun, çünkü
       Rabbin O'na ait olan her şeyi meydana
       çıkarmış, Allah, o günde tamamlayıp /
       bitirmiştir.
       Sesleniş: 10.11 Ve Allah Mikail'e buyurdu: Git,
       Şem(s)îâzâz ve onunla beraber olan diğerlerine bildir,
       onlar tüm ahlaksızlıkları içerisinde
       kadınlarla bağ kurarak kendilerini hüsrana
       uğrattılar. 10.12 Onların kendi evlatları
       birbirlerini öldürdükleri zaman, kendi sevdiklerinin yok
       oluşunu seyretsinler. O gün onların kararları ve
       tamamladıkları hükme bağlanana, her şey
       sonsuza kadar tamamlanıncaya dek, bağla onları
       yetmiş nesil olarak arzın tepelerinin altına.
       10.13 O günlerde onları dipsiz ateş çukuruna
       doğru (götürmekte) önderlik edecekler. İşkence /
       azap içinde deliğe girerek ebediyen kapatılacaklar.
       10.14 Ve daha sonra her kim cezaya çarptırılırsa
       yanacak ve ondan sonra onlarla birlikte küle dönüp /
       mahvedilecek, bütün nesillerin sonu gelene kadar hepsi
       birbirlerine bağlı olacaklar. 10.15 Şehvete
       kapılan rûhların / varlıkların hepsini yok
       et ve gözcülerin evlatlarını da, çünkü onlar
       insanoğluna eziyet ettiler. 10.16 Her kötülüğü / zulmü
       yeryüzünden kaldır, her türlü kötü iş sona ersin,
       adalet ve dürüstlük ekini (yerleşerek) belirsin, amelller
       berekete / nimete dönüşsün. Adalet ve dürüstlük
       mutluluğun kaynağı içinde ebediyen
       yerleşecek.
       Baş Melekler: 20.5 Allah'a ait meleklerden biri Mikail'dir.
       Âdemoğullarının en iyi bölümlerinden ve
       insanlıktan / karışık nutfeden sorumludur.
       Ağaçlar: 24.6 Allah'a ait meleklerden, benimle olan Mikail
       onlardan sorumluydu. 25.1 Bana cevap vererek şöyle dedi:
       Hânokh, neden bana bu ağacın kokusu hakkında
       soruyorsun ve neden bilgi edinip (gerçeği) öğrenmek
       istiyorsun? 25.2 Sonra ben Hânokh, şu şekilde
       yanıtladım: Her şey hakkında öğrenmeyi
       arzu ederim ama özellikle de bu ağacın hakkında
       öğrenmek isterim. 25.3 Ve bana cevap verdi: Bu
       gördüğün yüksek büyük yer, Rabbinin
       hükümdarlığının zirvesi gibidir. Çok Yüce,
       Azametli, Sonsuz Saltanatın ve Üstünlüğün Yegane
       Sahibi (Azîm'e) ait kürsünün bulunduğu, O 'arzı
       hayırlı şeyler ile birlikte ziyaret etmek için
       aşağıya geldiğinde / yeryüzünü iyilik üzere
       yıktığı zaman' duracağı yerdir.
       25.4 Bu güzel ve hoş kokulu ağaca hiçbir bedenli
       canlının dokunma yetkisi yoktur, ta ki büyük
       yargılama zamanı gelinceye dek. Ve her şeyin
       bedeli ödenerek, ebedi olarak tamamlanması
       sağlandığı zamana müteakiben o
       bölüştürülmüş olacak ve sadık / hak sahipleriyle
       alçak gönüllü olanlara (ondan) verilecek. 25.5 Onun meyvesi
       cennet ehline / seçilmişlere verilecek ve bu ağaç
       kuzeye doğru Allah'a ait / ayrı tutulan bir yerde,
       Sonsuz Saltanatın Sahibine ait mabedin / cemaatin
       yakınlarında dikili olacak. 25.6 Onlar o mukaddes olan
       mekâna girecek, neşe ve sevinç ile (birbirlerini)
       kutlayacaklar. İliklerine / hücrelerine kadar o güzel
       kokunun işlemesine izin verecekler. Onlar için ileride
       birbirine bağlı uzayda / boşlukta yaşam
       (olacak). Eski atalarının yaşadığı
       gibi çok uzun bir hayat sürecekler. Onlara ait günlerde keder,
       dert / sıkıntı olmayacak, onlara üzüntü / drama
       ve acı asla yaklaşmayacak.
       Nûh: 67.8 O günlerde o sular, hükümdar, muktedir ve soylu / asil
       olanlar ve yeryüzünde yaşayanlar için olacak / onlara
       hizmet edecekler. Canları ve beden için bir şifa ve
       aynı zamanda rûhlarına ait bir karar (olacak). Çünkü
       onlar, rûhlarını / şuûrlarını
       tamamıyla arzularına kaptırdılar ve kendi
       bedenlerinde ceza görmeliler. Aynı zamanda Rûhların
       Sahibini inkâr etmelerinden ötürü, her gün kendilerine ait
       cezayla yüzleşecekler, ayrıca hâlâ O'nun adına
       (da) inanıp / güvenmezler! 67.9 Kendilerine ait bedenlerin
       yanması arttıkça / daha fazla beden şiddetli
       olarak yandıkça, üzerlerindeki canları daima /
       ebediyete kadar bir yenisi ile değişecek. Hiç kimse
       gereksiz bir söz söyleyemez, Rûhların Sahibinin huzurunda.
       67.10 Bedensel arzularını dinleyerek şehvete
       düştüklerinden ve Rabbe ait rûhu (emri) inkâr ettiklerinden
       dolayı böyle bir ceza başlarına gelecek. 67.11 O
       zamanlarda o suların kendileri
       sıkıntılı / acılı bir
       değişime maruz kalırlar, zira o çağlardaki
       (günahkâr) meleklerin cezalandırıldığı
       zamandan itibaren, kaynaklara ait suların
       ısısında bir değişim meydana gelir,
       ayrıca o melekler yükseldikçe / arttıkça bu
       kaynakların suları değişir ve soğuk
       olur. 67.12 Allah'a ait olan Mikail'i duydum, cevap vererek
       seslendi: Bu hüküm, meleklerin ne ile mahkum edildiğinin,
       hükümdar olanlar, güç sahipleri ve dünyayı avucunda
       tutanlar için bir ifade vermesidir. 67.13 Çünkü bu karara ait
       sular, (beşer olan) hükümdarlar ve kendi bedenlerinin
       arzuları için şifa olur. Ama onlar görmeyecekler, bu
       yüzden de o (aynı) suların değişerek,
       ebediyen yanan bir ateşe dönüşeceğine
       inanmayacaklar.
       Kıssalar I: 40.9 Bana seslendi: İlk olan merhametli ve
       öfkeyi bastıran / uzun süre kahır çeken, Allah'a ait
       olan Mikail'dir. İkincisi, beşeriyete ait
       çocukların tüm rahatsızlıkarından ve
       incinmiş (rûhlardan) sorumlu olan İsrafil'dir.
       Üçüncüsü, tüm kuvvelerden sorumlu olan Allah'a ait Cebrail'dir.
       Ve dördüncüsü, ebedi hayata varis olacakların umut ve
       tövbelerinden / af kayıtlarından sorumlu olan
       Fanuel'dir.
       Kıssalar II: 54.4 Benimle yol alan huzurun meleğine
       seslenerek sordum: Bu zincirden aletler kimler için
       hazırlanmış? 54.5 O da bana şöyle dedi:
       Bunlar Azâzêl'i konuk edenler için
       hazırlanmıştır. Onları hapsetmek ve
       cehennemin en dip noktasının içerisine koymak için,
       Rûhların Sahibinin emrettiği üzere (orada) çeneleri
       sert taşlar ile kaplanacak. 54.6 O büyük günde, Mikail,
       Cebrail, İsrafil ve Fanuel onların hakkından
       gelecek / boyun eğdirecekler ve onları yanan
       ateşe ait (bir) fırınına atacaklar. Böylece
       Rûhların Sahibi, işledikleri haksızlıklara
       ait hesabın intikamını alabilir. Çünkü
       şeytana hizmet ettiler / tâbi oldular ve dünyada
       yaşayanların yoldan çıkmasına neden oldular.
       Kıssalar III: 68.2 O günde Allah'a ait olan Mikail,
       İsrafil'e cevap vererek şöyle dedi: Rûhun / Emrin gücü
       zorluyor / baskılıyor ve titretiyor beni. Meleklerin
       üzerindeki karar, saklı olan her şeyin hükmünün
       sertliği / ciddiyetinden dolayı. O sertlikteki (bir)
       hüküm işleme konulduğunda kim dayanabilir? Öncesinde
       korkudan erimezler mi? 68.3 Allah'a ait olan Mikail tekrar cevap
       verdi ve İsrafil'e dedi ki: O da kim! Kim kalbini
       yumuşatmaz onla ilgili olarak, kimin kontrolü / zihni
       sarsılmaz / rahatsızlık duymaz, bu hükmün
       kelimesinden dolayı. Onlara karşı bir hüküm
       çıktı. Çünkü onlar (melekler), onların
       (âdemoğullarının) dışarı
       çıkmasına / sınırları
       aşmasına neden oldular. 68.4 O, Rûhların
       Sahibinin huzurunda durduğu zaman olan oldu. Allah'a ait
       Mikail İsrafil'e söyledi: Rabbimin bakış
       açısı altında onların bir parçası
       olmayacağım, Rûhların Sahibi onlara
       karşı öfkelendi. Çünkü onlar, kendileri Rablermiş
       / Sistemi Yöneten / Büyük Olanlarmış gibi
       davrandılar. 68.5 Bu yüzden saklı olan kıyamet
       ilelebet onların başına gelecek. Bu nedenden
       dolayı ne melek, ne de insan kendi pay almayacak /
       onların maruz kaldığına uğramayacak.
       Fakat yalnız onlar kendi kıyametlerine maruz
       kalacaklar, her şeye doğru ebediyen. 69.1 Bu karardan
       sonra (diğer melekler), onları dehşete
       düşürerek tir tir titretecekler çünkü bunu dünyada
       yaşayanlara onlar gösterdiler.
       69.13 Bu da Kâsba'êl'in görev alanı, (edilen) yeminin
       lideri, Allah'a ait olanlara yeminin
       başlangıcını gösteren, o yüksek
       ışık halkasında
       barındığı / yaşadığı
       zaman onun ismi Bêqâ'ydı. 69.14 Bu (melek) Allah'a ait olan
       Mikail'e gizli olan ismi göstermesini talep eden. Böylece onlar
       gizli ismi görebilecek ve bu ismi yeminlerinde anacaklardı.
       Böylelikle o ismin ve yeminin önünde titreyerek /
       dalgalanacaklardı ki, âdemoğullarının
       cocuklarına bütün gizli saklı olan şeyleri
       gösterebilsinler. 69.15 Bu o yeminin gücü / yetki alanı: O
       bu yemini Mikail'in idaresindeki Akâe'ye yerleştirdi. Bu
       şekilde yemin etkin ve dayanıklı /
       değişmeden devam etsin diye. 69.16 Bunlar, o yeminin
       sırları: Onlar güçlü hale bu yemin sayesinde geldiler,
       dünya yaratılmadan önce semalar kesintiye uğradı
       / durduruldu ve ebediyen / kıyamete kadar.
       Fasıla: 71.3 Meleklerin liderlerinden olan Mikail beni
       sağ elimden tutarak ayağa kaldırdı. Ve bütün
       rahmetin ve adaletin / sadâkatin bilinmeyenlerini bana gösterdi.
       [center]--------------------------------------------------------
       ----------------------------------------------------------------
       ---------------------------------[/center]
       6. Uriel'in Simgesi - Jüpiter: İbranice
       אוּרִיאֵל;
       İsmin değişik formları: Ariel/Oriel;
       Boyutlar kapsamındaki meleklerin çok boyutlu
       yapıları olabileceği ve aynı meleğin
       değişik boyutlar içinde farklı isimler
       alabileceği ihtimal dahilindedir. Ginza Rabba'da geçen
       "Usfar Manharbiel Staqlus" ismininin içinde hem "Uriel" hem de
       "Fanuel" isimlerinin harfleri mevcut olduğundan aynı
       meleğin olduğu tahmini yapılabilir. Lâkin bu
       sadece bir yorumdur. Kelime mânâsı: "Allah'ın
       Işığı", Yunan mitolojisindeki Zeus'la
       ilişkilendirilmiştir.  ilgili bölümler;
       Sesleniş: 10.1 Bunun üzerine O En Yüce ('Elaya) Hizmet
       Edilen / Tapılası Tek Kudret, Ulu (İlah) olan
       seslendi ve yüce arştan Ûriel'i Lâmekh'in evladına
       gönderdi ve ona buyurdu: 10.2 Söyle ona (Nûh'a), Benim
       adıma sığınsın. Vahiyle bildir ki son
       yaklaşmakta ve bütün yeryüzü mahvolacak. Büyük bir sel
       dünyayı vurmak üzere ve içindeki her şey telef olacak.
       10.3 Bilgilendir onu ki kaçabilsin ve soyu tüm yeryüzü için
       kurtulsun.
       Yolculuk: 18.13 Orada korkunç bir şey gördüm, (bana oranla)
       yedi tane yıldız yanan dağ
       yığınları gibi duruyordu. Ve ben onlar
       hakkında soruşturduğum anda, 18.14 Melek
       seslendi: Bu yer semanın ve arzın son noktası,
       semaların yıldızları ve yöneticileri için
       hapishanedir burası. 18.15 Onlar ateşe yuvarlanan
       yıldızlardır. Rabbe ait emirlerin
       sınırlarını aştılar. Kendi
       doğuşlarının başlamasına uygun
       düşen zamanda belirmediler. 18.16 Ve O (Allah) onlara
       öfkelendi, onların günahlarının süresi doluncaya
       dek, onları bağladı. 19.1 Ûriel bana dedi ki:
       Kadınlar ile bağ kuran meleklerin rûhları /
       varlıkları burada kalacaklar ve onlar sözüm ona çok
       farklı yapılara sahip olacaklardı.
       İnsanları ahlaksız yaparak, yanlış yola
       sapmalarına yol açacaklar, bu yüzden insanlar da
       dâimon'ları / karanlığa düşen meleksi
       varlıkları, tanrılar edinerek kurbanlar
       sunacaklar. Büyük karar gününe kadar onlar orada bulunacaklar, o
       gün esnasında yargılanacaklar ki, onlar hakkında
       bir sona varılacak. 19.2 Semalara ait meleklerin yoldan
       çıkmalarına sebebiyet veren onların
       kadınları da çakala / sırtlanlara
       dönüşecekler.
       Baş Melekler: 20.2 Allah'a ait meleklerin biri Ûriel'dir.
       (Yıldırıma eşlik eden) Gök gürültüsünden ve
       tortudan (meleklerin hapishanesinden) sorumludur. 21.1 Sonra
       (bağzı) cisimlerin / olayların
       karışıklık içerisinde bulunduğu bir
       yerin etrafında dolaştım. 21.2 Korkunç bir
       şey gördüm. Ne yüksek sema ne de belirli bir yer
       vardı, berbat, korkunç ve terk edilmiş bir yerdi. 21.3
       Orada semaların yedi yıldızını bir
       arada olarak onun içerisine bağlanmış yanan /
       parlayan, büyük dağlara benzer bir halde gördüm. 21.4 Daha
       sonra da dedim ki: Ne tür (bir) günah yüzünden
       bağlanmışlar ve neden buraya
       atılmışlar? 21.5 Allah'a ait meleklerden olan ve
       onlara öncülük eden Ûriel benimleydi, beni götürdü ve benimle
       konuşarak bana şöyle dedi: Hânokh kimin hakkında
       bilgi almak için soruyorsun ve gerçeği öğrenmek için
       acele ediyorsun. 21.6 Bunlar, Yüceliğin Sahibine ('Elaya)
       ait emirlerin sınırlarını aşan
       bağzı yıldızlardır. Ta ki
       günahlarının gün sayısı kadar, onbin
       (sayısı olmayan) yıl / çağ / devir
       tamamlanıncaya dek buraya bağlı oldular. 21.7
       Oradan başka bir yere gittim, öncekinden daha kötü
       haldeydi. Ve korkunç bir şeyle
       karşılaştım. Orada kocaman bir ateş
       vardı, kızmış, alevlendirilmiş ve
       bölümlere ayrılmış haldeydi. Tam bir uçurumla /
       dev çukurla
       sınırlandırılmıştı.
       İçersine düşmeleri için izin verilmiş, çok büyük
       ateşin kolonları vardı, o kadar devasallardı
       ki boyutlarını, büyüklüklerini göremedim. Ve onun
       dibini / kaynağını dahi görmeme imkân yoktu. 21.8
       O anda dedim ki: Ne kadar korkunç bir yer burası, ne kadar
       acı verici bu yere bakmak! 21.9 Allah'a ait meleklerden
       olan Ûriel benimleydi, bana cevap vererek şunu dedi:
       Hânokh, bu korkunç / berbat yer yüzünden mi korktun ve onun
       varlığından acı duydun / paniğe
       kapıldın? 21.10 Cevapladım: Bu korkunç yer
       yüzünden ve acının temsili yüzünden. Bana dedi ki: Bu
       yer meleklerin hapishanesidir, orada ebedi tutulup /
       kapatılacaklar.
       Ağaçlar: 26.4 Bunun batısında, bir öncekine göre
       daha kısa ve az bir yükseltiye sahip başka bir
       dağ vardı. Ve onların arasında derin ve
       çorak / kıraç bir vadi vardı. Orada diğer üç
       dağın, en uzak noktalarında derin ve çorak
       dağ geçitleri vardı. 26.5 Bütün dağ geçitleri
       derin ve dardı, kireçli / sert kayalara sahiptiler. Ve
       onların üzerinde ekili ağaçlar yoktu. 26.6 O
       kayalıklardan dolayı hayrete düştüm, o dağ
       geçitlerinden dolayı da hayrete düştüm ve çok
       şaşırdım. 27.1 Sonra dedim ki: Bu
       tamamıyla ağaçlarla dolu olan kutsanmış
       yerin arasında berbat / lanetli bir biçimde duran vadinin
       anlamı nedir? 27.2 Allah'a ait meleklerden olan Ûriel
       benimleydi, bana cevap vererek dedi ki: Bu lanetli vadi, ebedi
       olarak lanetlenenler içindir. Allah'a ve O'nun şanına
       karşı yakışık almaz, sert ithamla
       konuşanların hepsinin bir araya getirilecekleri yer
       burası olacaktır. Burada toplanacaklar ve bu yer
       onların üzerinde hükme bağlanacak. 27.3 Son günlerde
       hak sahiplerinin gözü önünde doğru hükmün onlara
       bağlandığının ebediyen (bir) görüntüsü
       olacak. Burada merhamete dahil olanlar, Cennetin / Hale'nin
       Sahibine ve Sonsuz Melik'e dua edecekler. 27.4 Kendilerine ait
       karar gününde hesaplarının rahmet görmesi ve O'nun
       onlara atadığı kaderden / ölçüden dolayı
       O'na dua edip / şükredecekler.
       33.3 Semanın yıldızlarının nasıl
       belirdiklerini gördüm ve her birinin çıktığı
       geçitleri saydım, çıktıkları noktaları
       sayılarına göre tek tek yazdım. Ayrıca
       isimlerini, bağlantılarını /
       burçlarını, pozisyonlarını,
       zamanlarını, aylarını benimle birlikte olan
       Ûriel isimli melek bana gösterdi. 33.4 Bana hepsini gösterdi,
       onların isimlerini, kanunlarını ve
       çalışma sistemlerini benim için yazdı.
       Devridaim: 72.1 Allah'a ait meleklerden, benimle birlikte giden
       ve onların lideri Ûriel, her birinin nasıl
       onların sınıflarına / gruplarına göre,
       onların kanuna ait dönem / periyotlarına ve
       zamanlarına göre, onların adlarına ve
       başlangıç / doğuşlara göre ve onlara ait
       aylara göre olduğunu bana gösterdi. Onların her
       düzenlemelerinin tamamıyla nasıl olduğunu,
       dünyaya ait her yıla ve ebediyete doğu nasıl
       riayet ettiklerini bana gösterdi, ta ki ebediyete doğru
       yeni bir yaratılış sağlanana dek.
       75.3 İşaretlere (burçlara), senelere ve günlere
       yönelik olarak, bunları Ûriel bana gösterdi. Onu da
       Işımaya ait Azametin Sonsuz Sahibi (Nûr), semadaki
       âlemlere ait her ışık / ışık
       veren, yansıtan cisimin üzerine sorumlu kıldı.
       Böylelikle onlar semaya ait yüzeyde hakimiyetlerini kursunlar ve
       dünya üzerinde belirebilsinler. Gündüzün ve gecenin liderleri
       olsunlar, güneş, ay ve yıldızlar, bir de her
       hizmete atanıp yaratılmışlar, onlar
       kendilerine ait seyirlerini, hep semanın çarklarında
       tutarlar. 75.4 Ayriyeten melek Ûriel, semalarda güneşin
       ışınlarının dışarı
       geldiği, güneşe ait çarkın, disk şeklindeki
       yapısında (bulunan) on iki tane pencerenin
       açılımlarını bana gösterdi. Onlara
       atanmış mevsimlerinde açıldıkları
       zamana müteakip, onlardan yeryüzüne ısı gelir.
       78.10 Ûriel, diğer bir kanun olaraktan
       ışığın, güneşe ait hangi bölüm
       tarafından aya transfer edildiğini bana gösterdi.
       79.2 O (Ûriel) bütün onlara ait kanunları her gün için, her
       süreç için, her kural (mevsim) için, her sene için ve
       onların her doğuşu için ve O'na ait emre uygun
       olarak, her ay ve hafta olmak üzere bana gösterdi. 79.3
       Ayın azalıp / küçülmesi altıncı geçidin
       içinde gerçekleşir ve aya ait olan ışık
       altıncı geçitte tamamlanır. Ve ondan sonra
       aylık süre başlar. 79.4 Böylece azalma ilk geçidin
       dahilinde, ona ait süreç içerisinde, ta ki yüz yetmiş yedi
       (177) gün veya haftalık bazda, yirmi beş hafta ve iki
       gün tamamlanıncaya dek gerçekleşir. 79.5 Nasıl ki
       ay her beş günde bir, tam olarak güneşin
       arkasında kalıyorsa, yıldızların
       kanununa uygun olarak o tamamlandığında, bu
       konumun seyrini görürsün. 79.6 Her bir ışık veren
       cisme ait bu resmi ve bu çizimi onların lideri muazzam
       melek Ûriel bana gösterdi. 80.1 O zamanlarda Ûriel, beni
       yanıtladı ve dedi ki: Ey Hânokh, İşte sana
       hepsini gösterdim, sana vahiyle bildirdiğim üzere, bu
       güneşi ve ayı görmelisin. Onlar semaların devir
       yapan her yıldızın ameline, zamanlamasına ve
       yıldızların başlangıçlarına
       öncülük ederler.
       81.1 Ûriel bana seslendi: Ey Hânokh, semanın
       levhalarına ait yazılara bir bak ve onların
       üzerlerinde yazanları oku(yup) her özgün unsurun
       farkına var.
       Yıldızlar: 82.7 Ayrıca o doğru ve belirgin
       hesaba ek olaraktan, ışık veren cisimlere göre
       ayların, festivallerin (süper novaların),
       yılların ve (de) günlerin (oluşması) bana,
       Ûriel tarafından gösterilerek bildirilmiştir. Ona da
       bütün âlemi yaratan Rab, semaların ev sahipliği / ana
       sistemi hakkındaki (bilgileri) bana vermesi için emir
       verdi. 82.8 Onun semalar dahilinde gündüz ve gece üzerinde gücü
       vardır. Böylelikle ışığın insanlar
       üzerinde parlamasına yol açabilir. Güneş, ay,
       yıldızlar ve semaya ait bütün güçler kendilerine ait
       yörüngeler içerisinde döner / dolaşım yaparlar.
       [center]--------------------------------------------------------
       ----------------------------------------------------------------
       ---------------------------------[/center]
       7. Cebrail'in Simgesi - Ay:
       İbraniceגַּבְרִ&#
       1497;אֵל
       Gabri'el veya Gavri'el, Arapça [font=times new
       roman]جبريل ,
       جبرائيل[/font]
       Cibrīl veya Cibrāʾīl , Aramca [font=times
       new
       roman]ܓ݁ܰܒ݂ܪܺܝ&#
       1808;ܝܶܠ[/font]
       Gaḇrīʾēl; Kelime mânâsı:
       "Allah'ın kuvveti/dayanıklılığı",
       ilgili bölümler;
       Oğullar: (23)3.2 Ondan sonra Allah melek(lerden) Cebrail'e
       bildirdi: Âdem'e de ki, o bir öfkenin evladı olduğu
       için, kardeşi (Habil) onun tarafından
       öldürüleceğinden dolayı, bildiğin o gizli
       planı Kabil'e belli etme. (Ve Cebrail'e dedi): Ne var ki
       Âdem'in üzgün olmasına izin verme, çünkü onun için Habil'in
       yerine Şit'i (ortaya) çıkaracağım ve o,
       kendisiyle Bana ait fikri andıracak, böylece sana bir
       belleğimde olan her şeyi gösterip
       öğreteceğim. Ama bunu Âdem dışında
       kimseye vahiyle bildirme. (23)3.3a Bu, Allah'ın meleğe
       anlattığıydı ve melek bu kelime(leri) Âdem'e
       konuştu. Sonra Âdem o kelime(leri) kalbinin içerisinde
       muhafaza etti. Âdem ve eşi, onların ikisi de
       üzgündüler.
       Son Dua: (48)40.2 O (Âdem'i) üçüncü semadaki cennete götürdü.
       Onlar katlanmış üç adet kefeni kaptılar ve Allah
       Mikail'e ve Cebrail'e şöyle buyurdu: Bu katlanmış
       kefenleri açın ve Âdem'in bedenini sarın, ayrıca
       (o) zeytin ağacından yağı alıp onun
       üzerine dökün. Ve Meleklerin üçü Âdem'in bedenine kefeni
       giydirip onu sardılar.
       İsyan: 9.1 O zamanlar Mikail, Cebrail, İsrafil ve
       Ûriel semadan aşağı baktılar ve
       (oranın) kan gölüne döndüğünü ve her kötülüğün
       yeryüzünde işlendiğini gördüler. 9.2 Ve birbirlerine
       seslendiler: Harabeye dönmüş yeryüzü, onların
       feryatlarını semanın kapılarına (kadar)
       taşıyor. 9.3 Şimdi siz semaların Allah'a ait
       olanları (melekler), insanların varlıkları
       şu şekilde feryat ediyor: En Yüce ('Elaya'nın)
       yargılamasından önce bizi güven altına alın.
       9.4 Ve Mâlik olan Rablerine dediler ki: Rab
       dışında yok Rabler, Allah dışında
       yok İlahlar, Melîk dışında yok Melîkler!
       Senin heybetinin hükümdarlığı yeryüzünün tüm
       nesilleri içerisinde ve Senin isminin yüceliği ve
       şanı, yeryüzünün tüm nesilleri içerisinde süre
       gelmektedir. Senin eserin mübarek ve övgüye layıktır.
       9.5 Her şeyi Sen yarattın ve her şeyin üzerinde
       güç sahibi (ancak) Sensin. Her şey örtüsüz, açık bir
       şekilde önünde, her şeyi gören (Basîr’sin), Senden
       hiçbir şey saklı kalmaz. 9.6 Görüyorsun Azâzêl'in ne
       yaptığını! Âlemde itaatsizliği /
       günahkârlığı öğretti ve semalarda tutulan,
       belirli bir zamana ait olmayan sırların tümünü
       açığa vurdu. 9.7 Kendisiyle birlikte olanları
       yönetme yetkisi verilmiş olan Şem(s)îâzâz'ın
       bilindik büyüleri yaptığını görüyorsun. 9.8
       Toplu olarak toprağa ait insanlığın
       kızlarına vardılar. Onlarla uzandılar,
       kirlendiler ve onlarda bu günahları medyana getirdiler. 9.9
       Böylece o kadınlar da fâni olanları doğurdular,
       bundan dolayı da bütün dünya kanla ve adaletsizlikle doldu.
       9.10 Şimdi ise ölenlerin rûhları / şuûrları
       ağlıyor ve semanın kapılarında feryat
       ediyorlar. Ayrıca onların acıları
       arttı, dünya da işlenen bu haksızlıktan /
       kötülükten kaçmaya da muktedir olamıyorlar. 9.11 Ve sen her
       şeyi bilensin (Alîmsin), öncesinde ne
       olacağını da bilirsin, bu (olanları) ve
       onların her birinin endişe ettiklerini de bilirsin.
       Ama bize hiçbir şey söylemiyorsun. Onlara bu (durum) ile
       alakalı ne yapmamız lazım?
       Sesleniş: 10.9 Allah Cebrail'e buyurdu: Soyu bozuklara,
       yoldan çıkmışlara ve tüm zina edenlerin
       çocuklarına karşı hareket geç.
       İnsanların arasında bulunan bu zinakârların
       ve gözcülerin çocuklarını ortadan kaldır.
       Onları dağıt, onları birbirine düşür ve
       birbirlerini öldürerek / savaşarak yok edebilmelerini
       sağla. Onlar günlere ait süreye sahip olmayacaklar. 10.10
       Sana (yalvararak) dua / istirham edecekler, fakat sana bu
       şekilde dua eden babaları onların hiçbir
       şeyini güven altına alamayacaklar. Ancak onlar sonsuz
       (çok uzun) bir hayat umarlar ve onların her biri beş
       yüz sene yaşayacak.
       Baş Melekler: 20.7 Allah'a ait meleklerden biri
       Cebrail'dir. Cennetten, sürüngenlerden ve Kerub'lardan
       sorumludur.
       Kıssalar I: 40.9 Bana seslendi: İlk olan merhametli ve
       öfkeyi bastıran / uzun süre kahır çeken, Allah'a ait
       olan Mikail'dir. İkincisi, beşeriyete ait
       çocukların tüm rahatsızlıkarından ve
       incinmiş (rûhlardan) sorumlu olan İsrafil'dir.
       Üçüncüsü, tüm kuvvelerden sorumlu olan Allah'a ait Cebrail'dir.
       Ve dördüncüsü, ebedi hayata varis olacakların umut ve
       tövbelerinden / af kayıtlarından sorumlu olan
       Fanuel'dir.
       Kıssalar II: 54.6 O büyük günde, Mikail, Cebrail,
       İsrafil ve Fanuel onların hakkından gelecek /
       boyun eğdirecekler ve onları yanan ateşe ait
       (bir) fırınına atacaklar. Böylece Rûhların
       Sahibi, işledikleri haksızlıklara ait
       hesabın intikamını alabilir. Çünkü şeytana
       hizmet ettiler / tâbi oldular ve dünyada yaşayanların
       yoldan çıkmasına neden oldular.
       [center]--------------------------------------------------------
       ----------------------------------------------------------------
       ---------------------------------[/center]
       [center]Bakara 2/97,98:[/center]
       [center][font=times new roman]قُلْ
       مَنْ كَانَ
       عَدُوًّا
       لِجِبْر۪ي&
       #1604;َ
       فَاِنَّهُ
       نَزَّلَهُ
       عَلٰى
       قَلْبِكَ
       بِاِذْنِ
       اللّٰهِ
       مُصَدِّقً&
       #1575;
       لِمَا
       بَيْنَ
       يَدَيْهِ
       وَهُدًى
       وَبُشْرٰى
       لِلْمُؤْم&
       #1616;ن۪ينَ[/font][/center]
       [center][font=times new roman]مَنْ
       كَانَ
       عَدُوًّا
       لِلّٰهِ
       وَمَلٰٓئِ&
       #1603;َتِه۪
       وَرُسُلِه&
       #1770;
       وَجِبْر۪ي&
       #1604;َ
       وَم۪يكَال&
       #1614;
       فَاِنَّ
       اللّٰهَ
       عَدُوٌّ
       لِلْكَافِ&
       #1585;۪ينَ[/font][/center]
       [center]De ki: Kim Cebrail'e düşmansa (bilmeli) ki,
       güvenen/müminler için kendinden öncekini tasdik edip, doğru
       istikâmete erdiren müjdeyi, Allah'ın izni dahilinde senin
       kalbine indiren muhakkak ki o (Cebrail)'dir. Her kim Allah’a,
       Meleklerine, Resullerine, Cebrail ve Mikail’e düşmansa,
       mutlak surrette Allah da hakîkati örten/kâfirlerin
       düşmanıdır.[/center]
       [center]--------------------------------------------------------
       ----------------------------------------------------------------
       ---------------------------------[/center]
       [center]Fussilet 41/53[/center]
       [center]سَنُرِيه
       ِمْ
       آيَاتِنَا
       فِي
       الْآفَاقِ
       وَفِي
       أَنفُسِهِ&
       #1605;ْ
       حَتَّى
       يَتَبَيَّ&
       #1606;َ
       لَهُمْ
       أَنَّهُ
       الْحَقُّ
       أَوَلَمْ
       يَكْفِ
       بِرَبِّكَ
       أَنَّهُ
       عَلَى
       كُلِّ
       شَيْءٍ
       شَهِيدٌ[/center]
       [center]Bize ait İşaretleri hem ufukta hem de kendi
       nefesleri kapsamında, onun gerçekliği açıkça
       belirsin diye onlara aydınlatıp/göstermekteyiz.
       Sahibin/Efendin olan/Rabbinin, her şeye dâir olanları
       görüp/şahit olması kâfi değil mi?[/center]
       [center]--------------------------------------------------------
       ------------------------------------[/center]
       [center]♆[/center]
       [center]Neptün[/center]
       [center]Mürselât 77:30
       انطَلِقُو&
       #1575;
       إِلَى
       ظِلٍّ ذِي
       ثَلَاثِ
       شُعَبٍ[/center]
       [center]Yürüyün üç dallı/çatallı gölgeye
       doğru![/center]
       Not: Daha sonradan geliştirilen 9 dallı bir menora
       mevcut, fakat son âyetin belirttiği husus, neptünün veya 7
       meliğin simgeleri dışında kalanların,
       yaşamı daim kılan mekânlar
       olmadığını işaret etmekte.
       [center]--------------------------------------------------------
       ------------------------------------[/center]
       [center]Bereşit 9:13[/center]
       [center]יג [font=times new roman]
       אֶת-קַשְׁת
       ִּי,
       נָתַתִּי
       בֶּעָנָן;
       וְהָיְתָה
       לְאוֹת
       בְּרִית,
       בֵּינִי
       וּבֵין
       הָאָרֶץ[/font][/center
       ]
       [center]Yayımı bulut kapsamında kıldım
       ve o, Benimle genişlik arasında olan
       antlaşmanın bir işareti olacak.[/center]
       [center][img
       width=500]
  HTML https://i.ibb.co/BVL6V1H/menora2.jpg[/img][/center]
       Not:Bu âlemde, sarı rengin kapsadığı alanda
       bulunmaktayız, bu nedenle güneş ve ay sarı renkte
       gözükmektedir. Ahiret silsilesine istinâden, insan şuûrunun
       gidebileceği 2 alt boyut/çukur (turuncu veya
       kırmızı) ve 3 yüksek boyut/daha hayırlı
       mekân mevcut. Diğer yüksek boyutlardan biri olan
       indigo-lacivert olan mekân, bizim için değil.
       [center]--------------------------------------------------------
       ------------------------------------[/center]
       [center]Meryem 19:12
       [font=times new roman][size=22pt]يَا
       يَحْيَى
       خُذِ
       الْكِتَاب&
       #1614;
       بِقُوَّةٍ
       وَآتَيْنَ&
       #1575;هُ
       الْحُكْمَ
       صَبِيًّا[/font]
       "Ey Yahya! Kitabı kuvveler kapsamında al/kuvvetle
       tut." Sâbiîlere hükmü/hikmeti
       (حِكْمَ) onla verdik
       Ginza Rabba
       Birinci Bölüm
       Yaşamın namı kapsamında ve yaşamın
       bilgisinin namı (Manda-d-Hiia) kapsamında! En
       yaşça üstün/bilge olan, suyun, nûrun ve
       ışımanın, şan/şeref ve görkemin
       halifesi olan, ilk varlığın namı
       kapsamında! ki o var edilen, kelimelerini söyleyerek sesini
       yükseltip/ağladı. Onun sesi ve kelimeleriyle
       sarmaşıklar/asmalar yukarı doğru/büyüyerek
       var oldu ve ona ait ikametgâhın ilk hayatı tesis
       edilerek/oluştu.
       Ve  O konuşarak şunu dedi: "İlk hayat, ikinci
       hayatın altı bin sayısız yıl evvelinde
       ve İkinci hayat, üçüncü hayatın altı bin
       sayısız yıl evvelinde ve üçüncü hayatsa, herhangi
       bir uthra'dan altı bin sayısız yıl daha
       eski. Ve herhangi bir uthra, tüm genişlikten daha
       yaşlı/kıdemlidir. İlaveten hane'nin yedi
       büyüğü/yöneticisinden yedi yüz yetmiş bin
       sayısız yıl daha yaşlıdır. Öyle
       olduğu için o ebediyettir.
       Boyutsal Yaşam Beklentisi:
       806,000 [color=teal]+ ∞[/color]
       12,000+
       6000+
       Kamer (54/54-55)
       [font=times new roman]اِنَّ
       الْمُتَّق&
       #1770;ينَ
       ف۪ي
       جَنَّاتٍ
       وَنَهَرٍۙ
       ف۪ي
       مَقْعَدِ
       صِدْقٍ
       عِنْدَ
       مَل۪يكٍ
       مُقْتَدِر&
       #1613;[/font]
       Bak-İşte!/Mutlak surette kötülüklerden
       sakınanlar, bahçelerde ve nehirlerdeler.
       Muktedir Melîklere ait mekânda, doğruluk/adâlet
       makamının hak sahipleri olarak
       kurulup/yerleşirler.[/center]
       [center]
  HTML https://youtu.be/T75IKSXVXlc[/center]
       *****************************************************