DIR Return Create A Forum - Home
---------------------------------------------------------
kitap
HTML https://kitab.createaforum.com
---------------------------------------------------------
*****************************************************
DIR Return to: EK Çalışmalar
*****************************************************
#Post#: 49--------------------------------------------------
Menora[h]
By: yazan Date: December 22, 2021, 10:37 pm
---------------------------------------------------------
Menora[h] (İbranice:
מְנוֹרָה),
Tanakh Şemot'ta geçen, saf altından yapılan ve
Musa tarafından doğada hazırlanarak
kullanılan ve Musa döneminden 300 yıl sonra Kudüs'teki
bir tapınağa taşınmış olan,
altı koldan ve dekoratif kandil ve çanaklardan oluşan,
eski çağlara ait şamdan olarak tanımlanır.
Onu yakmak için her gün en saf kalitede zeytinyağı
kullanılmıştır. Menora eski çağlardan
beri süre gelen bir simgedir.
[center]--------------------------------------------------------
----------------------------------------------------------------
---------------------------------[/center]
[center][font=andale mono]Nûru Daim Kılan: Menora
HTML https://i.ibb.co/QrHrtvX/menora.jpg
o, yaşam ışığı olan
hayattır[/font][/center]
[center](B'adem/Adem Kapsamındaki Hayat
Ağacı)[/center]
[center]--------------------------------------------------------
----------------------------------------------------------------
---------------------------------[/center]
Tanakh'ta Elah'ın menoranın tasarımını
Musa'ya bildirdiğini belirtir ve menoranın
yapısını şu şekilde tarif
edilmiştir,
Şemot 25:31-40 (Mısır'dan
Çıkış)[font=times new roman]
לא
וְעָשִׂית&
#1464;
מְנֹרַת,
זָהָב
טָהוֹר;
מִקְשָׁה
תֵּעָשֶׂה
הַמְּנוֹר&
#1464;ה,
יְרֵכָהּ
וְקָנָהּ,
גְּבִיעֶי&
#1492;ָ
כַּפְתֹּר&
#1462;יהָ
וּפְרָחֶי&
#1492;ָ,
מִמֶּנָּה
יִהְיוּ
לב
וְשִׁשָּׁ&
#1492;
קָנִים,
יֹצְאִים
מִצִּדֶּי&
#1492;ָ:
שְׁלֹשָׁה
קְנֵי
מְנֹרָה,
מִצִּדָּה&
#1468;
הָאֶחָד,
וּשְׁלֹשׁ&
#1464;ה
קְנֵי
מְנֹרָה,
מִצִּדָּה&
#1468;
הַשֵּׁנִי
לג
שְׁלֹשָׁה
גְבִעִים
מְשֻׁקָּד&
#1460;ים
בַּקָּנֶה
הָאֶחָד,
כַּפְתֹּר
וָפֶרַח,
וּשְׁלֹשׁ&
#1464;ה
גְבִעִים
מְשֻׁקָּד&
#1460;ים
בַּקָּנֶה
הָאֶחָד,
כַּפְתֹּר
וָפָרַח;
כֵּן
לְשֵׁשֶׁת
הַקָּנִים,
הַיֹּצְאִ&
#1497;ם
מִן-הַמְּנ
ֹרָה
לד
וּבַמְּנֹ&
#1512;ָה,
אַרְבָּעָ&
#1492;
גְבִעִים:
מְשֻׁקָּד&
#1460;ים--כַּפְת
ֹּרֶיהָ,
וּפְרָחֶי&
#1492;ָ
לה
וְכַפְתֹּ&
#1512;
תַּחַת
שְׁנֵי
הַקָּנִים
מִמֶּנָּה,
וְכַפְתֹּ&
#1512;
תַּחַת
שְׁנֵי
הַקָּנִים
מִמֶּנָּה,
וְכַפְתֹּ&
#1512;,
תַּחַת-שְׁ
נֵי
הַקָּנִים
מִמֶּנָּה-
-לְשֵׁשֶׁת
,
הַקָּנִים,
הַיֹּצְאִ&
#1497;ם,
מִן-הַמְּנ
ֹרָה
לו
כַּפְתֹּר&
#1461;יהֶם
וּקְנֹתָם,
מִמֶּנָּה
יִהְיוּ;
כֻּלָּהּ
מִקְשָׁה
אַחַת,
זָהָב
טָהוֹר
לז
וְעָשִׂית&
#1464;
אֶת-נֵרֹתֶ
יהָ,
שִׁבְעָה;
וְהֶעֱלָה,
אֶת-נֵרֹתֶ
יהָ,
וְהֵאִיר,
עַל-עֵבֶר
פָּנֶיהָ
לח
וּמַלְקָח&
#1462;יהָ
וּמַחְתֹּ&
#1514;ֶיהָ,
זָהָב
טָהוֹר
לט
כִּכָּר
זָהָב
טָהוֹר,
יַעֲשֶׂה
אֹתָהּ--אֵת
;
כָּל-הַכֵּ
לִים,
הָאֵלֶּה
מ וּרְאֵה,
וַעֲשֵׂה:
בְּתַבְנִ&
#1497;תָם--אֲשֶׁ
ר-אַתָּה
מָרְאֶה,
בָּהָר
[/font]
31 Saf altından bir Menora yap. Bu Menora meşâkkatli
kılınacak. Tabanı ve gövdesi, badem (misali)
kapları, tomurcukları çiçekler (misali) kendi
bünyesinde olacak. 32 Menora'nın bir yanında üç dal,
diğer yanında da üç dal (olarak), yan
taraflarından altı dal çıkmalı. 33 Bir
dalda/kolda üç bademsi kap, tomurcuk çiçek (açar misali),
(diğer) kolda üç bademsi kap, tomurcuk çiçek (açar misali),
Menora'dan çıkan her dal için aynısı olmalı.
34 Menora'nın (gövdesi) ise, dört hanemi simgeleyen
bademlerin tomurcuk ve çiçekleri. 35 Ona ait ikiz/dal çiftinin
altında bir tomurcuk, ona ait dal çiftinin altında bir
tomurcuk, ona ait dal çiftinin altında bir tomurcuk olarak
Menora'dan çıkan altı dal da aynıdır. 36
Düğüm yerleri ve dalları, onlara ait olanın
tamamı meşâkkatli (gelin misali), saf altından.
37 Kandilleri yedi adet yapacaksın ve kandilleri (alev
alıp) tutuştuğunda onun yüzeyinde
parlayarak/ışık saçsın. 38 Ve bu kandillere
ait maşalar ve kanacalar (da) saf altından
(olmalı). 39 Bu aparatların tamamıyla birlite
(onu) 1 kikar saf altından yapacaksın. 40 Dağda
sana gösterilen şemaları gözet ve (o şekilde)
yap.
[center]--------------------------------------------------------
----------------------------------------------------------------
---------------------------------[/center]
[center][font=andale mono]Çakralar/Enerji
Çarkları:[/font][/center]
Sanskritçe çakra kelimesinin mânâsı çark/tekerlek veya
enerji döngüsünü sağlayan disk anlamına gelir. Yoga,
meditasyon ve ayurveda'da bu terim vücuttaki enerji
çarklarını simgeler. Omurganın tabanından
başın tepesine kadar omurgayı hizalayan yedi ana
çakra vardır. Vücuttaki bir çakrayı, madde ve bilincin
buluştuğu, dönen bir enerji çarkı şeklinde
gözümüzde canlandırabiliriz. Prana ismi ise bu enerjinin,
insanlardaki mevcut olan yaşam gücüdür.
[center]
HTML https://i.ibb.co/zsPqDbY/7wheels.jpg[/center]
Çakraların Önemi: Bu dönen enerji çarkları, vücuttaki
büyük sinir merkezlerine karşılık gelir. Yedi ana
çakranın her biri, psikolojik, duygusal ve şuur
hâlimizin yanı sıra sinir demetleri ve ana organlar
ile ilintilidir. Her şey hareket ettiğinden, yedi ana
çakramızın açık, hizalı ve akıcı
kalması gerekir. Çakralarda bir tıkanıklık
varsa, enerji düzgün akamaz. Zihin aktiviteleri, şuur ve
beden birbiriyle yakından bağlantılı
olduğundan, bir alandaki dengesizliğin
farkındalığı diğerlerini tekrar dengeye
getirmeye yardımcı olabilir. İlaveten 7 çakra
menoranın etkisi altındadır.
1. Kök çakra, Özgün ismi: Muladhara, Renk:
Kırmızı, Mantra: "Laam",
Işık-Taşıyan: Satürn
Etki Alanı: Fiziksel yaşam gücü, barınma ve
hayatta kalma içgüdüsü, özgüven ya da yetersizlik hissi,
tutkular, irade yönetimi; Simgeleri: Ganiş and Brahman
[center]--------------------------------------------------------
----------------------------------------------------------------
---------------------------------[/center]
2. Sakral çakra, Özgün ismi: Svadhisthana, Renk: Turuncu, Manta:
"Vaam", Işık-Taşıyan: Mars
Etki Alanı: Duygusal koruma, cinsellik/üreme, yeniden
doğuş, yaşam döngüsü, kızgınlık,
denge bozukluğu ve suçluluk; Simgesi: Vişnu
[center]--------------------------------------------------------
----------------------------------------------------------------
---------------------------------[/center]
3. Solar Pleksus çakra, Özgün ismi: Manipura, Renk: Sarı,
Mantra: "Raam", Işık Kaynağı: Güneş
Etki Alanı: Kararlılık, kabullenme ve özgür
irade, hırs ve açgözlülük; Simgesi: Maharudra Şiva
[center]--------------------------------------------------------
----------------------------------------------------------------
---------------------------------[/center]
4. Kalp çakra, Özgün ismi: Anahata, Renk: Yeşil, Mantra:
"Yaam", Işık-Taşıyan: Venüs
Etki Alanı: Sevgi/Aşk, şefkat, hissi
bağımlılık, affetme ve kibarlık;
Simgesi: İşvara
[center]--------------------------------------------------------
----------------------------------------------------------------
---------------------------------[/center]
5. Boğaz çakra, Özgün ismi: Visuddha, Renk:
Turkuaz/Açık mavi, Mantra: "Haam",
Işık-Taşıyan: Merkür
Etki Alanı: İfade ve iletişim (konuşma,
işitme) yeteneği, bireysellik, yalanlama ve inkar;
Simgesi: SadaŞiva
[center]--------------------------------------------------------
----------------------------------------------------------------
---------------------------------[/center]
6. Üçünci göz çakra, Özgün ismi: Ajna, Renk: İndigo/Koyu
mavi, Mantra: "Oum", Işık-Taşıyan: Jüpiter
Etki Alanı: Zihinsel faaliyetler, telepati, şuurlu
olma hali, odaklanma, farkındalık,
üretkenlik/yaratıcılık, imgeleme,
karamsarlık; Simgesi: Ardhanarişvara hem müennes hem
de müzekker vasıfları olan, Shiva ve Parvati'nin
karışım hali, aynı zamanda Devi ve
Şaktiyle irtibatlıdır.
[center]--------------------------------------------------------
----------------------------------------------------------------
---------------------------------[/center]
7. Taç çakra, Özgün ismi: Sahasrara, Renk: Mor, Mantra: "Oum",
Işık-Yansıtıcı: Ay
Etki Alanı: İlahî/Üstün bilinçle iletişim,
şuurun arınıp aydınlanması, frekans
algılama, kavramsallık; Simgesi: Şiva
[center]--------------------------------------------------------
----------------------------------------------------------------
---------------------------------[/center]
[center][font=andale mono]Yedi (7) Baş Meleğin
Simgeleri[/font][/center]
[center][font=andale mono](İnsan gözü yedi adet semavi
olanı bir teleskop veya dürbün olmadan görebilir)[/font]
[/center]
1. İsrafil'in Simgesi - Satürn: İbranice
רָפָאֵל,
Rāfāʾēl, Arapça [font=times new
roman]إسرافيل[/font]
İsrāfīl; Kelime mânâsı: "Allah'ın
şifası" olarak eski kayıtlarda geçmektedir.
קָדוֹשׁ sözcüğü,
kelime mânâsına uygun olarak "Allah'a ait" şeklinde
çevrilmiştir. İlgili bölümler;
Sesleniş:10.4 Ve dahası Rab İsrafil'e buyurdu:
Azâzêl'i ellerinden ve ayaklarından bağlayarak, O'nu
karanlığa göm. Dûdâêl'deki çölü / ıssız yeri
yar ve onu oraya at. 10.5 Üzerine sivri uçlu ve keskin kayalar
fırlat. Onun ebedi olarak orda kalabilmesini sağla,
iyice ört ki yüzü bir daha ışık görmesin. 10.6
Böylece büyük karar gününde o da ateşin içerisine
atılır. 10.7 Semadan düşen meleklerin, bozup
mahvettiği yeryüzünü eski haline çevir. Dünyanın
normal haline geri çevrildiğini ilan et. Yeryüzünü eski
haline döndürdüm ki, gözcülerin kendi evlatlarına
bildirdiği ve (diğerlerine) öğrettiği mistik
bilgiler yüzünden tüm âdemoğulları yok olmayacaklar.
10.8 Yeryüzünün tamamı Azâzêl'in uygulamaları ve
öğretileri sebebiyle telef oldu ve O'nun üstüne atarak her
günahı yaz.
Baş Melekler: 20.3 Allah'a ait meleklerden biri
İsrafil'dir. Âdemoğullarına ait rûhlardan /
emirlerden sorumludur.
22.1 Oradan başka bir yere gittim, bana batıdaki sert
kayalık dağı / yüksek ve geniş bir
takım yıldızını, sağlam
göktaşlarını ve oranın içerisinde dört tane
mağarayı / yeri gösterdi. 22.2 Onların
aşağısındaki yerler (mağaralar) derin,
geniş ve düzgün / pürüzsüz / sakindiler. Sanki bir şey
en düzgün / akıcı / yumuşak vaziyette
sarmalanmıştı. Onlara bakmak derinlik ve
karanlıkla doluydu. 22.3 Allah'a ait meleklerden olan
İsrafil benimleydi, bana cevap vererek şöyle dedi: Bu
mağaraların amacı onların
varlıklarına ait rûhların birleşmesi,
ölenlerin varlıkları için yaratıldılar.
Burada, âdemoğlunun her rûhu / şuûru
birleştirilerek / bir araya getirilecek. 22.4 Bu yerler
onlara ait karar günü gelene dek barınabilmeleri
amacıyla yaratıldılar. Onların
zamanlarını tamamlamaları için ki, bu çok uzun
süre alacak, ta ki büyük yargılamanın onların
üstünde gerçekleşmesine kadar buralarda tutulacaklar. 22.5
Ölmüş bir adama ait rûhun yakınmasını
izledim ve onun sesi semalara ulaşarak şikâyet etti.
22.6 Sonra benimle olan meleğe, İsrafil'e sordum ve
şunu dedim: Sesi semalara varan ve şikâyet eden bu rûh
da kim? 22.7 Bana cevap verdi ve dedi ki: Bu rûh Habil'den
geldi, onu kardeşi Kabil öldürdü. Ta ki kardeşi
Kabil'in tüm soyu / tohumları yeryüzünden silinene kadar
kederlenir / ona karşı davacı olur ve onun
tohumları âdemoğulları arasında gözden
kaybolur / yok edilir. 22.8 Sonra onun hakkında ve
(diğer) hepsi üzerindeki kararı, ayrıca tüm
mağaralar (kayalıklar) hakkında sordum ve dedim:
Neden biri diğerlerinden ayrı? 22.9 Bana cevap verdi
ve şöyle dedi: Ölen(lere ait) rûhların birbirinden
ayrılması amacıyla burada üç ayrı yer /
bölüm hazırlandı. Böylelikle doğru yol üzerinde
olanlar buradaki üzerinde nur bulunan su pınarına
(doğru) ayrılırlar. 22.10 Ayrıca günahkârlar
içinde bir yer hazırlandı. Öldüklerinde toprağa
gömüldüklerinde (anlarlar) ve kendi hayatları boyunca da
bir yargılama / karar onlara gelmemiş olanlar. 22.11
Burada onların rûhları büyük azaba
ayrılırlar. Ne zaman ki o büyük karar,
cezalandırma ve azap günü ebediyet için küfre
düşenlerin üzerine olur ve kendi rûhları onlardan
intikamlarını alırlar. O (Allah) onları
sonsuza dek oraya bağlar. Doğrusu O, âlemin
başlangıcından beri oradadır. 22.12
Ebediyetten önce yine bir yer var ki, onların rûhları
kedere düşerek şikâyet / feryat edenler için
hazırlanmış, kendilerini heder etmeleri ve kâfir
olarak öldükleri günler hakkında hesap verirler. 22.13
Doğru yol üzerinde olmayan, günahkâr olup
yanlışta ısrar eden azgınlar zümresine
katılacakları böyle bir yer burası, ama
onların rûhları karar gününde yok edilmeyecek ve onlar
oradan çıkamayacaklarda.
Kıssalar I: 40.9 Bana seslendi: İlk olan merhametli ve
öfkeyi bastıran / uzun süre kahır çeken, Allah'a ait
olan Mikail'dir. İkincisi, beşeriyete ait
çocukların tüm rahatsızlıkarından ve
incinmiş (rûhlardan) sorumlu olan İsrafil'dir.
Üçüncüsü, tüm kuvvelerden sorumlu olan Allah'a ait Cebrail'dir.
Ve dördüncüsü, ebedi hayata varis olacakların umut ve
tövbelerinden / af kayıtlarından sorumlu olan
Fanuel'dir.
Fasıla: 71.7 Her tarafta Seraf'lar, Kerub'lar ve Ofan'lar,
bunlar uyumazlar, ama O'nun şanına ait kürsüyü korur /
kürsüde nöbet tutarlar. 71.8 Ve sayısız (çok miktarda)
olan melekleri gördüm. Bir binin binlercesi, onbinin
onbinlercesi, o haneyi sarmış / çevrelemişti.
Mikail, İsrafil, Cebrail, Fanuel ve yüksek semalarda
bulunan Allah'a ait olan melekler, o haneye giriyor ve
çıkıyorlardı. 71.9 Mikail, Cebrail, İsrafil,
Fanuel ve Allah'a ait sayısız birçok melek o haneden
dışarı çıktı. 71.10 Onlarla beraber
Günlerin Önünde Olan (El Evvel), O'nun ön tarafı ak ve yün
gibi paktı. Ve üzerindeki giysisi betimlenemez / tarif
edilemezdi. 71.11 Ve yüzümün üstüne düştüm. Bana ait tüm
vücudum eridi ve varlığım değişim
geçirdi / tüm vücudum ışığa dönüştü.
Yüksekçe bir sesle gücün rûhu (hikmet) ile birlikte dua ettim,
şereflendirdim ve övdüm. 71.12 Ağzımdan
(söyleyerek) sürdürdüğüm o dualar, Günlerin Önünde
Olanın huzurunu memnun ediyordu. 71.13 Ve O Günlerin Önünde
Olan, Mikail, Cebrail, İsrafil, Fanuel ile ve
binlercesiyle, onbinlerin binlercesi sayısız olan
melekleri ile birlikte geldi. 71.14 O Melek (gelenlerin
arasından bir tanesi) bana doğru geldi ve benimle
selamlaşarak bana şunu dedi: Bu sadâkat / adalet
üzerine doğmuş olan âdemoğlu (Âdem) ve sadâkat /
bağlılık / adalet onun üzerinden devam ediyor.
Günlerin Önünde Olanın hakkı onu terk etmeyecek. 71.15
İlaveten bana şöyle dedi: Âlemin hakkı için
gelmek üzere olan huzuru sana doğru
çağırıyor, âlemin yaratılmasından beri
huzur süre geldiği üzere, böylece sende ona sonsuza dek
sahip olacaksın ve ebediyetten ebediyete kadar. 71.16 Ona
ait yollarda yürümeye devam edenlerin tümü, çünkü hak / sadâkat
asla onu terk etmez. Barınacakları yerler onunla
birlikte olacak ve nasipleri / kökleri onunla birlikte olacak ve
sonsuza dek onlar (hak yolunda gidenler) ondan
(âdemoğlundan) ayrılmayacaklar, ebediyetten ebediyete
kadar. 71.17 Böylece günlerin süresi, o âdemoğlu ile
birlikte orada olacak ve huzur adalet sahipleri için olacak ve
ona ait doğru yol, âdil olanlar için olacak, Rûhların
Sahibinin hakkı için, her şeye doğru ebediyen.
[center]--------------------------------------------------------
----------------------------------------------------------------
---------------------------------[/center]
2. Remiel'in Simgesi - Mars: İbranice
רעמיאל; Kelime mânâsı:
"Allah'ın rahmeti" İlgili bölümler;
Baş Melekler: 20.8 Allah'a ait meleklerden biri Remiel /
Azrail'dir. Allah'ın yükselttiği / yukarı
kaldırdığı kimselerden sorumludur.
Son Sözler: 108.4 Orada fark edilemeyen bir buluta /
yoğunluk kümelerine benzeyen bir şeyi gördüm ve ona
ait derinlikten / yoğunluktan dolayı içerisine
bakamadım. Orada aydınlık veren / canlı /
parlak bir yanan ateşin alevlerini gördüm ve oradaki
şeyler dağlar / büyük kütleler gibi parlıyor,
daireler çiziyor ve bir yandan öbür yana
çalkalanıyorlardı. 108.5 Benimle birlikte (giden),
Allah'a ait vefakâr meleklerden biri olan (Remiel'e) sordum ve
dedim ki: Bu parıldayan şey de nedir? Orada sadece tek
başına yanan ateşe ait alevler,
bağrışmalar, ağlamalar, inlemeler ve büyük
bir acı var, ama bir sema yok! 108.6 O da bana şunu
dedi: Bu gördüğün, günahkârların, küfre
düşenlerin, kötülük yapanların ve Allah'ın
(göndereceği) peygamberlerinin ağızları
vasıtasıyla vuku bulacaklar / yapılması
gerekenler hakkında söylediği her şeyi
değiştirmiş kimselere ait varlıkların
atılacağı yer burasıdır. 108.7
Bunların bağzıları yazılmış
ve yukarıda semalarda kayıt edilmiştir.
Böylelikle melekler okuyabilir ve günahkârların
başlarına neyin geleceğini bilebilirler. Ve alçak
gönüllü olarak kendi bedenlerini adam edenler ve kötü /
ahlaksız kişiler tarafından küfredilen / acı
çektirilenler, Allah tarafından (sabrın)
karşılığını / ödülünü
alırlar. 108.8 Her kim Allah'ı sevmiş,
altını, gümüşü, dünyalık zenginliği /
mülkü sevmemiş ve bedeninde ızdırap çekmiş /
kendi canını bile feda edebilmişse, 108.9 Ve her
kim, var olduktan sonra dünyalık yiyecek için can
atmamış, ancak kendilerini gelip geçici (ölümlü) bir
nefes olarak göz önünde bulundurmuş ve buna göre
yaşamışsa, (bu bağlamda) Rab onları
birçok kez denemiş olur, böylelikle O'nun ismine
(hakkıyla) hamd etsinler diye, onların rûhları /
şuûrları saflığa ulaşmış
olur.
[center]--------------------------------------------------------
----------------------------------------------------------------
---------------------------------[/center]
3. Raguel'in Simgesi - Güneş: İbranice
ראגואל; Kelime mânâsı:
"Allah'ın dostu", Mısır mitolojisinde mecvut olan
"Ra" karakteri. İlgili bölümler;
Ağaçlar: (Bahçe Boyutu) 24.1 Oradan arzın başka
bir yerine gittim, Raguel gündüz ve gece parlayan ateşten /
enerjiden bir dağ silsilesini bana gösterdi. 24.2 Ona
doğru gittim ve yedi tane ihtişamlı dağ ile
karşılaştım. Hepsi bir diğerinden
farklıydı. Muhteşem ve güzel kayalıklar /
taşlar, bir bütün olarak görkemliler / hepsi (birbirinden)
değerli, iyi görünümlere sahipler ve yüzey şekilleri
çok güzeldi. Doğuya doğru olan üç tanesi, bir
diğerinin üzerinde, güneye doğru olan üçü de, bir
diğerinin üzerinde ve (aralarında) derin ve
esintilerle dolu vadiler, hiçbiri ötekisiyle birleşmiyor.
24.3 Bunların ortasında yedinci dağ, ayrıca
o (dağ) yükseklik bakımından onlardan
(diğerlerinden) daha üstün, kürsüye /
hükümdarlığa ait üyeliği / merkezi
andırıyordu. Mis kokulu ağaçlar kürsünün
etrafını çevrelemiş (haldeydiler).
Baş Melekler: 20.4 Allah'a ait meleklerden biri Raguel'dir.
Âleme ait ışık veren cisimlerin, geriye
yansıttıkları ışınların
şiddetinden sorumludur.
[center]--------------------------------------------------------
----------------------------------------------------------------
---------------------------------[/center]
4. Sara(h)qael'in Simgesi - Venüs:İbranice
שרהקאל, Amharca
ሰረቃኤል Säräqael; Kelime
mânâsı: Sarah isminden ele alırsak prenses, diğer
verilen mânâ (net olmasa da) "ebediyete ait ve
titreşim"dir. Kitap üzerinde yapılan
çalışmalar kapsamında, rabbani ve hristiyan
öğretilerinde anlatılan Sara(h)qael'in, Sariel/Asradel
isimli düşen melekle aynı olduğu şeklindeki
açıklamalar yanlıştır. Bu ayrımı,
Allah'a ait olan melekler ile sınırları
aşarak Allah'ın emirlerinin dışına
çıkmış meleklerin savaşında, yâni
taraflarını seçmiş meleklerin mücadelesi
kapsamında görebiliriz. Saraqael Mısır
mitolojisinde Hathor, Yunan mitolojisinde ise Afrodit ile
ilişkilendirilmiştir. İlgili bölümler;
Oğullar: (Kabil'in doğumu) 21.3a Havva o meleğin
buyurduğu gibi doğruldu, bir çocuğu doğurdu
ve onun teninin rengi yıldızları
andırıyordu. O (bebek) ebenin avuçlarının
içerisine düştü ve otları koparmaya başladı,
çünkü annesine ait barakanın içinde çim ekilmişti.
21.3b Ebe bebeğe karşılık verdi ve ona
seslendi: Allah insaflı ki seni tümüyle benim ellerime
bırakmadı, çünkü sen iyiliği kesen / öldüren,
kötü huylu / sapkın olan Kabilsin. (Öyle) biri
olduğundan meyve veren ağacı koparırsın
ve ağacı (toprağa) diken (de) değilsin.
Tatlılığı / Nazikliği taşıyan
değil, öfkeyi / sertliği taşıyansın.
21.3c Ve kuvve Âdem'e şöyle dedi: Ona ne öğrettiysem,
bebekle o işini halledip bitirmiş oluncaya kadar
Havva'nın yanında kalmaya devam et.
Baş Melekler: 20.6 Allah'a ait meleklerden biri
Sâraqael'dir. Âdemoğullarının dini / manevi günah
işleyen rûhlarından sorumludur.
[center]--------------------------------------------------------
----------------------------------------------------------------
---------------------------------[/center]
5. Mikail'in Simgesi - Merkür ☿: İbranice
מִיכָאֵל‎,
Arapça [font=times new
roman]ميخائيل ،
مِيكَالَ ،
ميكائيل[/font]‎;
Kelime mânâsı: "Allah'ın tavrı", ilgili bölümler;
İblis: 13.2 Senin yaratıldığın
aynı gün ve o günden itibaren Allah'a ait yüzün huzurundan
düştüm, Çünkü Allah bir rûhu (hikmeti) senin yüzünün
üzerine üflediğinde, üstün olan varlığa ait
yansımaya / fikre / düşünce tarzına ve benzer
yapıya / tavra sahip oldun. Ondan sonra Mikail geldi, seni
takdim etti ve seni Allah'ın huzurunda secdeye
vardırdı. Ve Allah Mikail'e şöyle buyurdu: Ben
Âdem'i (kendi) düşünce tarzıma ve üstün olan
varlığıma uygun olarak yarattım. 14.1 Bunun
üzerine Mikail geldi, meleklerin bütün topluluğuna
çağrıda bulundu ve onlara dedi ki: Üstün olan
varlığa ait fikrin ve tavrın önünde secde edin /
üstünlüğüne boyun eğin. 14.2 Çok geçmeden Mikail
onları (emirle) topladığında hepsi sana
secde etmişti. Aynı zamanda beni (de)
çağırdı. 14.3 Ve ona dedim ki: Benden daha genç
olana secde etmeyeceğim üzere git başımdan, ben
ona göre önceki temelim / yapı taşıyım ve
onun bana boyun eğmesi (daha) uygun olur.
Ayrılık: 20.1b Ondan sonra Allah, Âdem'in duasına
kulak verdi ve ona Mikail'i gönderdi. O da Âdem'e (onun kendi)
kaderinde / ölçüsünde var olmak üzere sevk edilmiş semavî
(bir) mühür ile mühürlenmiş tohum (taslak)ları
getirdi. Çok geçmeden Mikail ona tohum ekmeyi ve tohum
taslaklarına dair yapılacak işlemi öğretti.
Bu sayede (âdemoğulları) ve onlara ait her soyun
korunup kurtulması mümkün olsun diye (bunu Âdem'e
gösterdi).
Rahmet: (45)32.3 Havva ibadet etmek için (dizleri) üzerindeyken
insanlığın meleği Mikail birden geliverdi. O
durdurdu ve Havva'yı doğrultup ona dedi: (45)32.4
Kocan Âdem bedeninden yükseldiğinden dolayı o
pişmanlık halinden çıkıp ferahla. Ayağa
kalk ve ona ait nefese bak. Âdem'i Yaratan daha şimdiden
onu kabul etti.
Âhiret: (47)37.3 Melekler bu sözleri sarf ettiklerinde,
altı kanatlı Seraf'lardan biri ona doğru
gönderildi. O, Âdem'i Akheron'a / keder ırmağına
götürdü. (47)37.4 Ve onu üç kez keder
ırmağının içine batırıp
çıkardı. Çok geçmeden onu Allah'ın huzuruna geri
döndürdü ve (Âdem) üç saat boyunca yüzüstü (olarak) kaldı.
Ondan sonra Allah elini / kudretini O'na ait kürsüden
uzattı ve Âdem'i kaldırdı, ayrıca onu
Mikail'e verdi ve ona şunu dedi: (47)37.5 Onu üçüncü
semadaki cennete götür ve düzenleme / yönetim gününe kadar onu
sunağın önüne dik / yerleştir ki, onu Benim
esenlik getiren sevilen zürriyetim (Nûh) vasıtasıyla
her canlıya / insana ilişkin olarak en ince
ayrıntısına kadar inceleyip / görmüş
olurum.(47)37.6 Bunun üzerine Mikail, Allah'ın
buyurduğu yere doğru Âdem'i götürdü ve meleklerin tümü
ağırdan alarak meleksi ilahiler söylüyorlardı.
Onlar şu mucizeyi dillendiriyorlardı: Âdem'in
bağışlanmasıyla bir âhiretin vaadi. (47)38.1
Mikail'in Allah'a yönelik çağrıda bulunmasından
sonra, (47)38.2 Allah borunun çalınmış
olmasını ve her birinin kendi saffında /
rütbesinde olarak, bir buhurluk tutanların, bir santur
tutanların ve boruyu çalan meleklerin tamamının,
Allah'ın huzurunda toplanmalarını emretti.
Son Dua: (48)40.1 Bundan sonra Allah Mikail'e bir emir verdi.
(48)40.2 O (Âdem'i) üçüncü semadaki cennete götürdü. Onlar
katlanmış üç adet kefeni kaptılar ve Allah
Mikail'e ve Cebrail'e şöyle buyurdu: Bu katlanmış
kefenleri açın ve Âdem'in bedenini sarın, ayrıca
(o) zeytin ağacından yağı alıp onun
üzerine dökün. Ve Meleklerin üçü Âdem'in bedenine kefeni
giydirip onu sardılar. (48)40.6 Allah onların her
ikisinin de doğu tarafındaki cennete yükseltilmiş
olmalarını emretti. Ki o yerden Allah biraz toprak
alarak Âdem'i yaratmıştı. Ayrıca Allah
Mikail'e kazmasını emretti. (51)43.1 Ayrıca Melek
Mikail, Havva'yı nasıl saracağını
Şit'e gösterdi. Meleklerin üçü geldiler ve Havva'nın
bedenini alıp Âdem'in bedeninin olduğu yere
yerleştirdiler. (51)43.2 Ve bundan sonra Mikail gelip ona
şunu dedi: İnsanoğlunun ölümü / sonu gelinceye
dek her ölen kişiyi böyle sarın. (51)43.3 O bütün
bunları Şit'e öğrettiğinde, Şit'ten
uzaklara en yukarıdaki semaya doğru yükseldi ve (son
olarak) ona şöyle dedi: Ölü için beş günden fazla yas
tutmayın ve yedinci günde keyiflenip / sevinçli olun, çünkü
Rabbin O'na ait olan her şeyi meydana
çıkarmış, Allah, o günde tamamlayıp /
bitirmiştir.
Sesleniş: 10.11 Ve Allah Mikail'e buyurdu: Git,
Şem(s)îâzâz ve onunla beraber olan diğerlerine bildir,
onlar tüm ahlaksızlıkları içerisinde
kadınlarla bağ kurarak kendilerini hüsrana
uğrattılar. 10.12 Onların kendi evlatları
birbirlerini öldürdükleri zaman, kendi sevdiklerinin yok
oluşunu seyretsinler. O gün onların kararları ve
tamamladıkları hükme bağlanana, her şey
sonsuza kadar tamamlanıncaya dek, bağla onları
yetmiş nesil olarak arzın tepelerinin altına.
10.13 O günlerde onları dipsiz ateş çukuruna
doğru (götürmekte) önderlik edecekler. İşkence /
azap içinde deliğe girerek ebediyen kapatılacaklar.
10.14 Ve daha sonra her kim cezaya çarptırılırsa
yanacak ve ondan sonra onlarla birlikte küle dönüp /
mahvedilecek, bütün nesillerin sonu gelene kadar hepsi
birbirlerine bağlı olacaklar. 10.15 Şehvete
kapılan rûhların / varlıkların hepsini yok
et ve gözcülerin evlatlarını da, çünkü onlar
insanoğluna eziyet ettiler. 10.16 Her kötülüğü / zulmü
yeryüzünden kaldır, her türlü kötü iş sona ersin,
adalet ve dürüstlük ekini (yerleşerek) belirsin, amelller
berekete / nimete dönüşsün. Adalet ve dürüstlük
mutluluğun kaynağı içinde ebediyen
yerleşecek.
Baş Melekler: 20.5 Allah'a ait meleklerden biri Mikail'dir.
Âdemoğullarının en iyi bölümlerinden ve
insanlıktan / karışık nutfeden sorumludur.
Ağaçlar: 24.6 Allah'a ait meleklerden, benimle olan Mikail
onlardan sorumluydu. 25.1 Bana cevap vererek şöyle dedi:
Hânokh, neden bana bu ağacın kokusu hakkında
soruyorsun ve neden bilgi edinip (gerçeği) öğrenmek
istiyorsun? 25.2 Sonra ben Hânokh, şu şekilde
yanıtladım: Her şey hakkında öğrenmeyi
arzu ederim ama özellikle de bu ağacın hakkında
öğrenmek isterim. 25.3 Ve bana cevap verdi: Bu
gördüğün yüksek büyük yer, Rabbinin
hükümdarlığının zirvesi gibidir. Çok Yüce,
Azametli, Sonsuz Saltanatın ve Üstünlüğün Yegane
Sahibi (Azîm'e) ait kürsünün bulunduğu, O 'arzı
hayırlı şeyler ile birlikte ziyaret etmek için
aşağıya geldiğinde / yeryüzünü iyilik üzere
yıktığı zaman' duracağı yerdir.
25.4 Bu güzel ve hoş kokulu ağaca hiçbir bedenli
canlının dokunma yetkisi yoktur, ta ki büyük
yargılama zamanı gelinceye dek. Ve her şeyin
bedeli ödenerek, ebedi olarak tamamlanması
sağlandığı zamana müteakiben o
bölüştürülmüş olacak ve sadık / hak sahipleriyle
alçak gönüllü olanlara (ondan) verilecek. 25.5 Onun meyvesi
cennet ehline / seçilmişlere verilecek ve bu ağaç
kuzeye doğru Allah'a ait / ayrı tutulan bir yerde,
Sonsuz Saltanatın Sahibine ait mabedin / cemaatin
yakınlarında dikili olacak. 25.6 Onlar o mukaddes olan
mekâna girecek, neşe ve sevinç ile (birbirlerini)
kutlayacaklar. İliklerine / hücrelerine kadar o güzel
kokunun işlemesine izin verecekler. Onlar için ileride
birbirine bağlı uzayda / boşlukta yaşam
(olacak). Eski atalarının yaşadığı
gibi çok uzun bir hayat sürecekler. Onlara ait günlerde keder,
dert / sıkıntı olmayacak, onlara üzüntü / drama
ve acı asla yaklaşmayacak.
Nûh: 67.8 O günlerde o sular, hükümdar, muktedir ve soylu / asil
olanlar ve yeryüzünde yaşayanlar için olacak / onlara
hizmet edecekler. Canları ve beden için bir şifa ve
aynı zamanda rûhlarına ait bir karar (olacak). Çünkü
onlar, rûhlarını / şuûrlarını
tamamıyla arzularına kaptırdılar ve kendi
bedenlerinde ceza görmeliler. Aynı zamanda Rûhların
Sahibini inkâr etmelerinden ötürü, her gün kendilerine ait
cezayla yüzleşecekler, ayrıca hâlâ O'nun adına
(da) inanıp / güvenmezler! 67.9 Kendilerine ait bedenlerin
yanması arttıkça / daha fazla beden şiddetli
olarak yandıkça, üzerlerindeki canları daima /
ebediyete kadar bir yenisi ile değişecek. Hiç kimse
gereksiz bir söz söyleyemez, Rûhların Sahibinin huzurunda.
67.10 Bedensel arzularını dinleyerek şehvete
düştüklerinden ve Rabbe ait rûhu (emri) inkâr ettiklerinden
dolayı böyle bir ceza başlarına gelecek. 67.11 O
zamanlarda o suların kendileri
sıkıntılı / acılı bir
değişime maruz kalırlar, zira o çağlardaki
(günahkâr) meleklerin cezalandırıldığı
zamandan itibaren, kaynaklara ait suların
ısısında bir değişim meydana gelir,
ayrıca o melekler yükseldikçe / arttıkça bu
kaynakların suları değişir ve soğuk
olur. 67.12 Allah'a ait olan Mikail'i duydum, cevap vererek
seslendi: Bu hüküm, meleklerin ne ile mahkum edildiğinin,
hükümdar olanlar, güç sahipleri ve dünyayı avucunda
tutanlar için bir ifade vermesidir. 67.13 Çünkü bu karara ait
sular, (beşer olan) hükümdarlar ve kendi bedenlerinin
arzuları için şifa olur. Ama onlar görmeyecekler, bu
yüzden de o (aynı) suların değişerek,
ebediyen yanan bir ateşe dönüşeceğine
inanmayacaklar.
Kıssalar I: 40.9 Bana seslendi: İlk olan merhametli ve
öfkeyi bastıran / uzun süre kahır çeken, Allah'a ait
olan Mikail'dir. İkincisi, beşeriyete ait
çocukların tüm rahatsızlıkarından ve
incinmiş (rûhlardan) sorumlu olan İsrafil'dir.
Üçüncüsü, tüm kuvvelerden sorumlu olan Allah'a ait Cebrail'dir.
Ve dördüncüsü, ebedi hayata varis olacakların umut ve
tövbelerinden / af kayıtlarından sorumlu olan
Fanuel'dir.
Kıssalar II: 54.4 Benimle yol alan huzurun meleğine
seslenerek sordum: Bu zincirden aletler kimler için
hazırlanmış? 54.5 O da bana şöyle dedi:
Bunlar Azâzêl'i konuk edenler için
hazırlanmıştır. Onları hapsetmek ve
cehennemin en dip noktasının içerisine koymak için,
Rûhların Sahibinin emrettiği üzere (orada) çeneleri
sert taşlar ile kaplanacak. 54.6 O büyük günde, Mikail,
Cebrail, İsrafil ve Fanuel onların hakkından
gelecek / boyun eğdirecekler ve onları yanan
ateşe ait (bir) fırınına atacaklar. Böylece
Rûhların Sahibi, işledikleri haksızlıklara
ait hesabın intikamını alabilir. Çünkü
şeytana hizmet ettiler / tâbi oldular ve dünyada
yaşayanların yoldan çıkmasına neden oldular.
Kıssalar III: 68.2 O günde Allah'a ait olan Mikail,
İsrafil'e cevap vererek şöyle dedi: Rûhun / Emrin gücü
zorluyor / baskılıyor ve titretiyor beni. Meleklerin
üzerindeki karar, saklı olan her şeyin hükmünün
sertliği / ciddiyetinden dolayı. O sertlikteki (bir)
hüküm işleme konulduğunda kim dayanabilir? Öncesinde
korkudan erimezler mi? 68.3 Allah'a ait olan Mikail tekrar cevap
verdi ve İsrafil'e dedi ki: O da kim! Kim kalbini
yumuşatmaz onla ilgili olarak, kimin kontrolü / zihni
sarsılmaz / rahatsızlık duymaz, bu hükmün
kelimesinden dolayı. Onlara karşı bir hüküm
çıktı. Çünkü onlar (melekler), onların
(âdemoğullarının) dışarı
çıkmasına / sınırları
aşmasına neden oldular. 68.4 O, Rûhların
Sahibinin huzurunda durduğu zaman olan oldu. Allah'a ait
Mikail İsrafil'e söyledi: Rabbimin bakış
açısı altında onların bir parçası
olmayacağım, Rûhların Sahibi onlara
karşı öfkelendi. Çünkü onlar, kendileri Rablermiş
/ Sistemi Yöneten / Büyük Olanlarmış gibi
davrandılar. 68.5 Bu yüzden saklı olan kıyamet
ilelebet onların başına gelecek. Bu nedenden
dolayı ne melek, ne de insan kendi pay almayacak /
onların maruz kaldığına uğramayacak.
Fakat yalnız onlar kendi kıyametlerine maruz
kalacaklar, her şeye doğru ebediyen. 69.1 Bu karardan
sonra (diğer melekler), onları dehşete
düşürerek tir tir titretecekler çünkü bunu dünyada
yaşayanlara onlar gösterdiler.
69.13 Bu da Kâsba'êl'in görev alanı, (edilen) yeminin
lideri, Allah'a ait olanlara yeminin
başlangıcını gösteren, o yüksek
ışık halkasında
barındığı / yaşadığı
zaman onun ismi Bêqâ'ydı. 69.14 Bu (melek) Allah'a ait olan
Mikail'e gizli olan ismi göstermesini talep eden. Böylece onlar
gizli ismi görebilecek ve bu ismi yeminlerinde anacaklardı.
Böylelikle o ismin ve yeminin önünde titreyerek /
dalgalanacaklardı ki, âdemoğullarının
cocuklarına bütün gizli saklı olan şeyleri
gösterebilsinler. 69.15 Bu o yeminin gücü / yetki alanı: O
bu yemini Mikail'in idaresindeki Akâe'ye yerleştirdi. Bu
şekilde yemin etkin ve dayanıklı /
değişmeden devam etsin diye. 69.16 Bunlar, o yeminin
sırları: Onlar güçlü hale bu yemin sayesinde geldiler,
dünya yaratılmadan önce semalar kesintiye uğradı
/ durduruldu ve ebediyen / kıyamete kadar.
Fasıla: 71.3 Meleklerin liderlerinden olan Mikail beni
sağ elimden tutarak ayağa kaldırdı. Ve bütün
rahmetin ve adaletin / sadâkatin bilinmeyenlerini bana gösterdi.
[center]--------------------------------------------------------
----------------------------------------------------------------
---------------------------------[/center]
6. Uriel'in Simgesi - Jüpiter: İbranice
אוּרִיאֵל;
İsmin değişik formları: Ariel/Oriel;
Boyutlar kapsamındaki meleklerin çok boyutlu
yapıları olabileceği ve aynı meleğin
değişik boyutlar içinde farklı isimler
alabileceği ihtimal dahilindedir. Ginza Rabba'da geçen
"Usfar Manharbiel Staqlus" ismininin içinde hem "Uriel" hem de
"Fanuel" isimlerinin harfleri mevcut olduğundan aynı
meleğin olduğu tahmini yapılabilir. Lâkin bu
sadece bir yorumdur. Kelime mânâsı: "Allah'ın
Işığı", Yunan mitolojisindeki Zeus'la
ilişkilendirilmiştir. ilgili bölümler;
Sesleniş: 10.1 Bunun üzerine O En Yüce ('Elaya) Hizmet
Edilen / Tapılası Tek Kudret, Ulu (İlah) olan
seslendi ve yüce arştan Ûriel'i Lâmekh'in evladına
gönderdi ve ona buyurdu: 10.2 Söyle ona (Nûh'a), Benim
adıma sığınsın. Vahiyle bildir ki son
yaklaşmakta ve bütün yeryüzü mahvolacak. Büyük bir sel
dünyayı vurmak üzere ve içindeki her şey telef olacak.
10.3 Bilgilendir onu ki kaçabilsin ve soyu tüm yeryüzü için
kurtulsun.
Yolculuk: 18.13 Orada korkunç bir şey gördüm, (bana oranla)
yedi tane yıldız yanan dağ
yığınları gibi duruyordu. Ve ben onlar
hakkında soruşturduğum anda, 18.14 Melek
seslendi: Bu yer semanın ve arzın son noktası,
semaların yıldızları ve yöneticileri için
hapishanedir burası. 18.15 Onlar ateşe yuvarlanan
yıldızlardır. Rabbe ait emirlerin
sınırlarını aştılar. Kendi
doğuşlarının başlamasına uygun
düşen zamanda belirmediler. 18.16 Ve O (Allah) onlara
öfkelendi, onların günahlarının süresi doluncaya
dek, onları bağladı. 19.1 Ûriel bana dedi ki:
Kadınlar ile bağ kuran meleklerin rûhları /
varlıkları burada kalacaklar ve onlar sözüm ona çok
farklı yapılara sahip olacaklardı.
İnsanları ahlaksız yaparak, yanlış yola
sapmalarına yol açacaklar, bu yüzden insanlar da
dâimon'ları / karanlığa düşen meleksi
varlıkları, tanrılar edinerek kurbanlar
sunacaklar. Büyük karar gününe kadar onlar orada bulunacaklar, o
gün esnasında yargılanacaklar ki, onlar hakkında
bir sona varılacak. 19.2 Semalara ait meleklerin yoldan
çıkmalarına sebebiyet veren onların
kadınları da çakala / sırtlanlara
dönüşecekler.
Baş Melekler: 20.2 Allah'a ait meleklerin biri Ûriel'dir.
(Yıldırıma eşlik eden) Gök gürültüsünden ve
tortudan (meleklerin hapishanesinden) sorumludur. 21.1 Sonra
(bağzı) cisimlerin / olayların
karışıklık içerisinde bulunduğu bir
yerin etrafında dolaştım. 21.2 Korkunç bir
şey gördüm. Ne yüksek sema ne de belirli bir yer
vardı, berbat, korkunç ve terk edilmiş bir yerdi. 21.3
Orada semaların yedi yıldızını bir
arada olarak onun içerisine bağlanmış yanan /
parlayan, büyük dağlara benzer bir halde gördüm. 21.4 Daha
sonra da dedim ki: Ne tür (bir) günah yüzünden
bağlanmışlar ve neden buraya
atılmışlar? 21.5 Allah'a ait meleklerden olan ve
onlara öncülük eden Ûriel benimleydi, beni götürdü ve benimle
konuşarak bana şöyle dedi: Hânokh kimin hakkında
bilgi almak için soruyorsun ve gerçeği öğrenmek için
acele ediyorsun. 21.6 Bunlar, Yüceliğin Sahibine ('Elaya)
ait emirlerin sınırlarını aşan
bağzı yıldızlardır. Ta ki
günahlarının gün sayısı kadar, onbin
(sayısı olmayan) yıl / çağ / devir
tamamlanıncaya dek buraya bağlı oldular. 21.7
Oradan başka bir yere gittim, öncekinden daha kötü
haldeydi. Ve korkunç bir şeyle
karşılaştım. Orada kocaman bir ateş
vardı, kızmış, alevlendirilmiş ve
bölümlere ayrılmış haldeydi. Tam bir uçurumla /
dev çukurla
sınırlandırılmıştı.
İçersine düşmeleri için izin verilmiş, çok büyük
ateşin kolonları vardı, o kadar devasallardı
ki boyutlarını, büyüklüklerini göremedim. Ve onun
dibini / kaynağını dahi görmeme imkân yoktu. 21.8
O anda dedim ki: Ne kadar korkunç bir yer burası, ne kadar
acı verici bu yere bakmak! 21.9 Allah'a ait meleklerden
olan Ûriel benimleydi, bana cevap vererek şunu dedi:
Hânokh, bu korkunç / berbat yer yüzünden mi korktun ve onun
varlığından acı duydun / paniğe
kapıldın? 21.10 Cevapladım: Bu korkunç yer
yüzünden ve acının temsili yüzünden. Bana dedi ki: Bu
yer meleklerin hapishanesidir, orada ebedi tutulup /
kapatılacaklar.
Ağaçlar: 26.4 Bunun batısında, bir öncekine göre
daha kısa ve az bir yükseltiye sahip başka bir
dağ vardı. Ve onların arasında derin ve
çorak / kıraç bir vadi vardı. Orada diğer üç
dağın, en uzak noktalarında derin ve çorak
dağ geçitleri vardı. 26.5 Bütün dağ geçitleri
derin ve dardı, kireçli / sert kayalara sahiptiler. Ve
onların üzerinde ekili ağaçlar yoktu. 26.6 O
kayalıklardan dolayı hayrete düştüm, o dağ
geçitlerinden dolayı da hayrete düştüm ve çok
şaşırdım. 27.1 Sonra dedim ki: Bu
tamamıyla ağaçlarla dolu olan kutsanmış
yerin arasında berbat / lanetli bir biçimde duran vadinin
anlamı nedir? 27.2 Allah'a ait meleklerden olan Ûriel
benimleydi, bana cevap vererek dedi ki: Bu lanetli vadi, ebedi
olarak lanetlenenler içindir. Allah'a ve O'nun şanına
karşı yakışık almaz, sert ithamla
konuşanların hepsinin bir araya getirilecekleri yer
burası olacaktır. Burada toplanacaklar ve bu yer
onların üzerinde hükme bağlanacak. 27.3 Son günlerde
hak sahiplerinin gözü önünde doğru hükmün onlara
bağlandığının ebediyen (bir) görüntüsü
olacak. Burada merhamete dahil olanlar, Cennetin / Hale'nin
Sahibine ve Sonsuz Melik'e dua edecekler. 27.4 Kendilerine ait
karar gününde hesaplarının rahmet görmesi ve O'nun
onlara atadığı kaderden / ölçüden dolayı
O'na dua edip / şükredecekler.
33.3 Semanın yıldızlarının nasıl
belirdiklerini gördüm ve her birinin çıktığı
geçitleri saydım, çıktıkları noktaları
sayılarına göre tek tek yazdım. Ayrıca
isimlerini, bağlantılarını /
burçlarını, pozisyonlarını,
zamanlarını, aylarını benimle birlikte olan
Ûriel isimli melek bana gösterdi. 33.4 Bana hepsini gösterdi,
onların isimlerini, kanunlarını ve
çalışma sistemlerini benim için yazdı.
Devridaim: 72.1 Allah'a ait meleklerden, benimle birlikte giden
ve onların lideri Ûriel, her birinin nasıl
onların sınıflarına / gruplarına göre,
onların kanuna ait dönem / periyotlarına ve
zamanlarına göre, onların adlarına ve
başlangıç / doğuşlara göre ve onlara ait
aylara göre olduğunu bana gösterdi. Onların her
düzenlemelerinin tamamıyla nasıl olduğunu,
dünyaya ait her yıla ve ebediyete doğu nasıl
riayet ettiklerini bana gösterdi, ta ki ebediyete doğru
yeni bir yaratılış sağlanana dek.
75.3 İşaretlere (burçlara), senelere ve günlere
yönelik olarak, bunları Ûriel bana gösterdi. Onu da
Işımaya ait Azametin Sonsuz Sahibi (Nûr), semadaki
âlemlere ait her ışık / ışık
veren, yansıtan cisimin üzerine sorumlu kıldı.
Böylelikle onlar semaya ait yüzeyde hakimiyetlerini kursunlar ve
dünya üzerinde belirebilsinler. Gündüzün ve gecenin liderleri
olsunlar, güneş, ay ve yıldızlar, bir de her
hizmete atanıp yaratılmışlar, onlar
kendilerine ait seyirlerini, hep semanın çarklarında
tutarlar. 75.4 Ayriyeten melek Ûriel, semalarda güneşin
ışınlarının dışarı
geldiği, güneşe ait çarkın, disk şeklindeki
yapısında (bulunan) on iki tane pencerenin
açılımlarını bana gösterdi. Onlara
atanmış mevsimlerinde açıldıkları
zamana müteakip, onlardan yeryüzüne ısı gelir.
78.10 Ûriel, diğer bir kanun olaraktan
ışığın, güneşe ait hangi bölüm
tarafından aya transfer edildiğini bana gösterdi.
79.2 O (Ûriel) bütün onlara ait kanunları her gün için, her
süreç için, her kural (mevsim) için, her sene için ve
onların her doğuşu için ve O'na ait emre uygun
olarak, her ay ve hafta olmak üzere bana gösterdi. 79.3
Ayın azalıp / küçülmesi altıncı geçidin
içinde gerçekleşir ve aya ait olan ışık
altıncı geçitte tamamlanır. Ve ondan sonra
aylık süre başlar. 79.4 Böylece azalma ilk geçidin
dahilinde, ona ait süreç içerisinde, ta ki yüz yetmiş yedi
(177) gün veya haftalık bazda, yirmi beş hafta ve iki
gün tamamlanıncaya dek gerçekleşir. 79.5 Nasıl ki
ay her beş günde bir, tam olarak güneşin
arkasında kalıyorsa, yıldızların
kanununa uygun olarak o tamamlandığında, bu
konumun seyrini görürsün. 79.6 Her bir ışık veren
cisme ait bu resmi ve bu çizimi onların lideri muazzam
melek Ûriel bana gösterdi. 80.1 O zamanlarda Ûriel, beni
yanıtladı ve dedi ki: Ey Hânokh, İşte sana
hepsini gösterdim, sana vahiyle bildirdiğim üzere, bu
güneşi ve ayı görmelisin. Onlar semaların devir
yapan her yıldızın ameline, zamanlamasına ve
yıldızların başlangıçlarına
öncülük ederler.
81.1 Ûriel bana seslendi: Ey Hânokh, semanın
levhalarına ait yazılara bir bak ve onların
üzerlerinde yazanları oku(yup) her özgün unsurun
farkına var.
Yıldızlar: 82.7 Ayrıca o doğru ve belirgin
hesaba ek olaraktan, ışık veren cisimlere göre
ayların, festivallerin (süper novaların),
yılların ve (de) günlerin (oluşması) bana,
Ûriel tarafından gösterilerek bildirilmiştir. Ona da
bütün âlemi yaratan Rab, semaların ev sahipliği / ana
sistemi hakkındaki (bilgileri) bana vermesi için emir
verdi. 82.8 Onun semalar dahilinde gündüz ve gece üzerinde gücü
vardır. Böylelikle ışığın insanlar
üzerinde parlamasına yol açabilir. Güneş, ay,
yıldızlar ve semaya ait bütün güçler kendilerine ait
yörüngeler içerisinde döner / dolaşım yaparlar.
[center]--------------------------------------------------------
----------------------------------------------------------------
---------------------------------[/center]
7. Cebrail'in Simgesi - Ay:
İbraniceגַּבְרִ&#
1497;אֵל
Gabri'el veya Gavri'el, Arapça [font=times new
roman]جبريل ,
جبرائيل[/font]
Cibrīl veya Cibrāʾīl , Aramca [font=times
new
roman]ܓ݁ܰܒ݂ܪܺܝ&#
1808;ܝܶܠ[/font]
Gaḇrīʾēl; Kelime mânâsı:
"Allah'ın kuvveti/dayanıklılığı",
ilgili bölümler;
Oğullar: (23)3.2 Ondan sonra Allah melek(lerden) Cebrail'e
bildirdi: Âdem'e de ki, o bir öfkenin evladı olduğu
için, kardeşi (Habil) onun tarafından
öldürüleceğinden dolayı, bildiğin o gizli
planı Kabil'e belli etme. (Ve Cebrail'e dedi): Ne var ki
Âdem'in üzgün olmasına izin verme, çünkü onun için Habil'in
yerine Şit'i (ortaya) çıkaracağım ve o,
kendisiyle Bana ait fikri andıracak, böylece sana bir
belleğimde olan her şeyi gösterip
öğreteceğim. Ama bunu Âdem dışında
kimseye vahiyle bildirme. (23)3.3a Bu, Allah'ın meleğe
anlattığıydı ve melek bu kelime(leri) Âdem'e
konuştu. Sonra Âdem o kelime(leri) kalbinin içerisinde
muhafaza etti. Âdem ve eşi, onların ikisi de
üzgündüler.
Son Dua: (48)40.2 O (Âdem'i) üçüncü semadaki cennete götürdü.
Onlar katlanmış üç adet kefeni kaptılar ve Allah
Mikail'e ve Cebrail'e şöyle buyurdu: Bu katlanmış
kefenleri açın ve Âdem'in bedenini sarın, ayrıca
(o) zeytin ağacından yağı alıp onun
üzerine dökün. Ve Meleklerin üçü Âdem'in bedenine kefeni
giydirip onu sardılar.
İsyan: 9.1 O zamanlar Mikail, Cebrail, İsrafil ve
Ûriel semadan aşağı baktılar ve
(oranın) kan gölüne döndüğünü ve her kötülüğün
yeryüzünde işlendiğini gördüler. 9.2 Ve birbirlerine
seslendiler: Harabeye dönmüş yeryüzü, onların
feryatlarını semanın kapılarına (kadar)
taşıyor. 9.3 Şimdi siz semaların Allah'a ait
olanları (melekler), insanların varlıkları
şu şekilde feryat ediyor: En Yüce ('Elaya'nın)
yargılamasından önce bizi güven altına alın.
9.4 Ve Mâlik olan Rablerine dediler ki: Rab
dışında yok Rabler, Allah dışında
yok İlahlar, Melîk dışında yok Melîkler!
Senin heybetinin hükümdarlığı yeryüzünün tüm
nesilleri içerisinde ve Senin isminin yüceliği ve
şanı, yeryüzünün tüm nesilleri içerisinde süre
gelmektedir. Senin eserin mübarek ve övgüye layıktır.
9.5 Her şeyi Sen yarattın ve her şeyin üzerinde
güç sahibi (ancak) Sensin. Her şey örtüsüz, açık bir
şekilde önünde, her şeyi gören (Basîrsin), Senden
hiçbir şey saklı kalmaz. 9.6 Görüyorsun Azâzêl'in ne
yaptığını! Âlemde itaatsizliği /
günahkârlığı öğretti ve semalarda tutulan,
belirli bir zamana ait olmayan sırların tümünü
açığa vurdu. 9.7 Kendisiyle birlikte olanları
yönetme yetkisi verilmiş olan Şem(s)îâzâz'ın
bilindik büyüleri yaptığını görüyorsun. 9.8
Toplu olarak toprağa ait insanlığın
kızlarına vardılar. Onlarla uzandılar,
kirlendiler ve onlarda bu günahları medyana getirdiler. 9.9
Böylece o kadınlar da fâni olanları doğurdular,
bundan dolayı da bütün dünya kanla ve adaletsizlikle doldu.
9.10 Şimdi ise ölenlerin rûhları / şuûrları
ağlıyor ve semanın kapılarında feryat
ediyorlar. Ayrıca onların acıları
arttı, dünya da işlenen bu haksızlıktan /
kötülükten kaçmaya da muktedir olamıyorlar. 9.11 Ve sen her
şeyi bilensin (Alîmsin), öncesinde ne
olacağını da bilirsin, bu (olanları) ve
onların her birinin endişe ettiklerini de bilirsin.
Ama bize hiçbir şey söylemiyorsun. Onlara bu (durum) ile
alakalı ne yapmamız lazım?
Sesleniş: 10.9 Allah Cebrail'e buyurdu: Soyu bozuklara,
yoldan çıkmışlara ve tüm zina edenlerin
çocuklarına karşı hareket geç.
İnsanların arasında bulunan bu zinakârların
ve gözcülerin çocuklarını ortadan kaldır.
Onları dağıt, onları birbirine düşür ve
birbirlerini öldürerek / savaşarak yok edebilmelerini
sağla. Onlar günlere ait süreye sahip olmayacaklar. 10.10
Sana (yalvararak) dua / istirham edecekler, fakat sana bu
şekilde dua eden babaları onların hiçbir
şeyini güven altına alamayacaklar. Ancak onlar sonsuz
(çok uzun) bir hayat umarlar ve onların her biri beş
yüz sene yaşayacak.
Baş Melekler: 20.7 Allah'a ait meleklerden biri
Cebrail'dir. Cennetten, sürüngenlerden ve Kerub'lardan
sorumludur.
Kıssalar I: 40.9 Bana seslendi: İlk olan merhametli ve
öfkeyi bastıran / uzun süre kahır çeken, Allah'a ait
olan Mikail'dir. İkincisi, beşeriyete ait
çocukların tüm rahatsızlıkarından ve
incinmiş (rûhlardan) sorumlu olan İsrafil'dir.
Üçüncüsü, tüm kuvvelerden sorumlu olan Allah'a ait Cebrail'dir.
Ve dördüncüsü, ebedi hayata varis olacakların umut ve
tövbelerinden / af kayıtlarından sorumlu olan
Fanuel'dir.
Kıssalar II: 54.6 O büyük günde, Mikail, Cebrail,
İsrafil ve Fanuel onların hakkından gelecek /
boyun eğdirecekler ve onları yanan ateşe ait
(bir) fırınına atacaklar. Böylece Rûhların
Sahibi, işledikleri haksızlıklara ait
hesabın intikamını alabilir. Çünkü şeytana
hizmet ettiler / tâbi oldular ve dünyada yaşayanların
yoldan çıkmasına neden oldular.
[center]--------------------------------------------------------
----------------------------------------------------------------
---------------------------------[/center]
[center]Bakara 2/97,98:[/center]
[center][font=times new roman]قُلْ
مَنْ كَانَ
عَدُوًّا
لِجِبْر۪ي&
#1604;َ
فَاِنَّهُ
نَزَّلَهُ
عَلٰى
قَلْبِكَ
بِاِذْنِ
اللّٰهِ
مُصَدِّقً&
#1575;
لِمَا
بَيْنَ
يَدَيْهِ
وَهُدًى
وَبُشْرٰى
لِلْمُؤْم&
#1616;ن۪ينَ[/font][/center]
[center][font=times new roman]مَنْ
كَانَ
عَدُوًّا
لِلّٰهِ
وَمَلٰٓئِ&
#1603;َتِه۪
وَرُسُلِه&
#1770;
وَجِبْر۪ي&
#1604;َ
وَم۪يكَال&
#1614;
فَاِنَّ
اللّٰهَ
عَدُوٌّ
لِلْكَافِ&
#1585;۪ينَ[/font][/center]
[center]De ki: Kim Cebrail'e düşmansa (bilmeli) ki,
güvenen/müminler için kendinden öncekini tasdik edip, doğru
istikâmete erdiren müjdeyi, Allah'ın izni dahilinde senin
kalbine indiren muhakkak ki o (Cebrail)'dir. Her kim Allaha,
Meleklerine, Resullerine, Cebrail ve Mikaile düşmansa,
mutlak surrette Allah da hakîkati örten/kâfirlerin
düşmanıdır.[/center]
[center]--------------------------------------------------------
----------------------------------------------------------------
---------------------------------[/center]
[center]Fussilet 41/53[/center]
[center]سَنُرِيه
ِمْ
آيَاتِنَا
فِي
الْآفَاقِ
وَفِي
أَنفُسِهِ&
#1605;ْ
حَتَّى
يَتَبَيَّ&
#1606;َ
لَهُمْ
أَنَّهُ
الْحَقُّ
أَوَلَمْ
يَكْفِ
بِرَبِّكَ
أَنَّهُ
عَلَى
كُلِّ
شَيْءٍ
شَهِيدٌ[/center]
[center]Bize ait İşaretleri hem ufukta hem de kendi
nefesleri kapsamında, onun gerçekliği açıkça
belirsin diye onlara aydınlatıp/göstermekteyiz.
Sahibin/Efendin olan/Rabbinin, her şeye dâir olanları
görüp/şahit olması kâfi değil mi?[/center]
[center]--------------------------------------------------------
------------------------------------[/center]
[center]♆[/center]
[center]Neptün[/center]
[center]Mürselât 77:30
انطَلِقُو&
#1575;
إِلَى
ظِلٍّ ذِي
ثَلَاثِ
شُعَبٍ[/center]
[center]Yürüyün üç dallı/çatallı gölgeye
doğru![/center]
Not: Daha sonradan geliştirilen 9 dallı bir menora
mevcut, fakat son âyetin belirttiği husus, neptünün veya 7
meliğin simgeleri dışında kalanların,
yaşamı daim kılan mekânlar
olmadığını işaret etmekte.
[center]--------------------------------------------------------
------------------------------------[/center]
[center]Bereşit 9:13[/center]
[center]יג [font=times new roman]
אֶת-קַשְׁת
ִּי,
נָתַתִּי
בֶּעָנָן;
וְהָיְתָה
לְאוֹת
בְּרִית,
בֵּינִי
וּבֵין
הָאָרֶץ[/font][/center
]
[center]Yayımı bulut kapsamında kıldım
ve o, Benimle genişlik arasında olan
antlaşmanın bir işareti olacak.[/center]
[center][img
width=500]
HTML https://i.ibb.co/BVL6V1H/menora2.jpg[/img][/center]
Not:Bu âlemde, sarı rengin kapsadığı alanda
bulunmaktayız, bu nedenle güneş ve ay sarı renkte
gözükmektedir. Ahiret silsilesine istinâden, insan şuûrunun
gidebileceği 2 alt boyut/çukur (turuncu veya
kırmızı) ve 3 yüksek boyut/daha hayırlı
mekân mevcut. Diğer yüksek boyutlardan biri olan
indigo-lacivert olan mekân, bizim için değil.
[center]--------------------------------------------------------
------------------------------------[/center]
[center]Meryem 19:12
[font=times new roman][size=22pt]يَا
يَحْيَى
خُذِ
الْكِتَاب&
#1614;
بِقُوَّةٍ
وَآتَيْنَ&
#1575;هُ
الْحُكْمَ
صَبِيًّا[/font]
"Ey Yahya! Kitabı kuvveler kapsamında al/kuvvetle
tut." Sâbiîlere hükmü/hikmeti
(حِكْمَ) onla verdik
Ginza Rabba
Birinci Bölüm
Yaşamın namı kapsamında ve yaşamın
bilgisinin namı (Manda-d-Hiia) kapsamında! En
yaşça üstün/bilge olan, suyun, nûrun ve
ışımanın, şan/şeref ve görkemin
halifesi olan, ilk varlığın namı
kapsamında! ki o var edilen, kelimelerini söyleyerek sesini
yükseltip/ağladı. Onun sesi ve kelimeleriyle
sarmaşıklar/asmalar yukarı doğru/büyüyerek
var oldu ve ona ait ikametgâhın ilk hayatı tesis
edilerek/oluştu.
Ve O konuşarak şunu dedi: "İlk hayat, ikinci
hayatın altı bin sayısız yıl evvelinde
ve İkinci hayat, üçüncü hayatın altı bin
sayısız yıl evvelinde ve üçüncü hayatsa, herhangi
bir uthra'dan altı bin sayısız yıl daha
eski. Ve herhangi bir uthra, tüm genişlikten daha
yaşlı/kıdemlidir. İlaveten hane'nin yedi
büyüğü/yöneticisinden yedi yüz yetmiş bin
sayısız yıl daha yaşlıdır. Öyle
olduğu için o ebediyettir.
Boyutsal Yaşam Beklentisi:
806,000 [color=teal]+ ∞[/color]
12,000+
6000+
Kamer (54/54-55)
[font=times new roman]اِنَّ
الْمُتَّق&
#1770;ينَ
ف۪ي
جَنَّاتٍ
وَنَهَرٍۙ
ف۪ي
مَقْعَدِ
صِدْقٍ
عِنْدَ
مَل۪يكٍ
مُقْتَدِر&
#1613;[/font]
Bak-İşte!/Mutlak surette kötülüklerden
sakınanlar, bahçelerde ve nehirlerdeler.
Muktedir Melîklere ait mekânda, doğruluk/adâlet
makamının hak sahipleri olarak
kurulup/yerleşirler.[/center]
[center]
HTML https://youtu.be/T75IKSXVXlc[/center]
*****************************************************