DIR Return Create A Forum - Home
---------------------------------------------------------
kitap
HTML https://kitab.createaforum.com
---------------------------------------------------------
*****************************************************
DIR Return to: Kitabın Bölümleri
*****************************************************
#Post#: 32--------------------------------------------------
5. Şeytan
By: yazan Date: December 22, 2021, 10:18 pm
---------------------------------------------------------
HTML https://i.ibb.co/zZ35Sbw/seytan.jpg
(44)14.2 O (Âdem) Havva'ya şöyle dedi: Biz ne yaptık?
Bize ve tüm neslimize bir musibet bastı.
(44)14.3 Gerçekten de sana ait günahların ne olduğunu
çocuklarına anlat, çünkü senle ben vefat edeceğiz ve
dertler / belalar / felaketler yeryüzüne yayılacaklar.
Bizden gelmiş olan soyun tümü bize şöyle diyerek
beddua edecekler:
(44)14.4 Bu belayı, babamız ve annemiz, bizim
başımıza açtılar.
(44)15.1 Ondan sonra Havva ağlamaya başladı ve
dedi ki: Çocuklarım, şimdi bana kulak verin ve size
nasıl kandırıldığımızı
anlatacağım.
(44)15.2 Olan oldu, babanız ona ait cennetin
kısmını koruyordu, (yani) doğuyu ve kuzeyi,
(44)15.3 Ben (de) kendime ait olan kısmı koruyorken
(yani) batıyı ve güneyi. İblis, Âdem'e ait olan
kısma girdi ve orada hayvanlar vardı.
(44)15.4 Çünkü Rab aynı zamanda hayvanları bizim
aramızda bölüştürmüştü. O erkek olanların
hepsini Âdem'e vermişti ve dişi olanların hepsini
de bana vermişti. Her birimiz kendimize ait olanları
besledik.
(44)16.1 İblis, babanıza ait olan kısma
geldiğinde,
(44)16.2 İblis (şeytan olan) sürüngene[11]
çağrıda bulundu ve ona dedi ki: Ortaya çık ve
bana doğru gel, sana faydalı bir kelimeyi
öğreteceğim.
(44)16.3a Bunun üzerine sürüngen geldi ve İblis sürüngene
şöyle dedi: Bence sen, hayvanların hepsinden daha
akıllısın ve ben senin bilgini sınamak için
geldim. Âdem kendi kısmındaki hayvanların hepsine
yiyecek verdiği için nitekim sana da verir.
(44)16.3b Zira hayvanların hepsi günden güne, sabahtan
sabaha ve her gün Âdem'in önünde boyun eğmek için gelirler,
aynı şekilde sen (de) boyun eğmek üzere gelirsin.
(Ama) sen ondan önce yaratıldın, alabildiğine
büyüksün ve bu küçük olanın önünde boyun eğiyorsun!
(44)16.3c Ayrıca Âdem ve onun eşi için değersiz
olanı yiyorsun da, neden cennetin faydalı olan
yiyeceğini yemiyorsun? Artık gel ve bana kulak ver,
böylece bizim dışında olduğumuz gibi Âdem'i
de cennete ait duvarın dışarısına
atabiliriz. Belki bir yolunu bulup bahçeye yeniden girebiliriz.
(44)16.4 Ve sürüngen ona dedi ki: Nasıl onları
(oradan) dışarı çıkartabiliriz? İblis
yanıtladı ve sürüngene şunu dedi: Benim için bir
kılıf ol ve ben senin ağzından bir kelimeyi
o kadına söyleyeceğim, bu yolla onları
kandıracağız.
(44)17.1 Onların ikisi bir araya geldiler ve melekler o
yere, Allah'a secde etmek üzere yukarı yükseldikleri anda,
başlarını cennete ait duvarın üzerinden
sarkmasını sağladılar. Sonra İblis
kendini bir meleğin yapısına dönüştürdü.
Meleklerin hamdına şükretti. Ben de gözümü
duvarınn tarafına dikmiş zikirleri duymak üzere
bakıyordum.
(44)17.2a Hareket ettim ve onu bir melek gibi gördüm ve o birden
bire görünmez oldu.
(44)17.2b Çünkü İblis sürüngeni getirmek için ileri
(doğru) gidip çıkmıştı ve ona dedi ki:
Ortaya çıkıp gel ve ben seninle birlikte
olacağım, ayrıca senin söylemene ne uygun
düşüyorsa onu senin ağzından
konuşacağım.
(44)17.2c O cennete ait duvarın yakınında
sürüngen biçiminde bir hal aldı ve İblis
sürüngenin[12] içine süzüldü, ilaveten başının
cennetin duvarın üzerinden sarkmasını
sağladı. O haykırdı ve dedi ki:
Yazıklar olsun sana kadın, lezzetlere / hazlara sahip
olan cennettesin (ama) körsün! Bana doğru gel ve ben sana
güvenilir bir kelimeyi söyleyeceğim.
(44)17.2d Geldiğimde bana şöyle dedi: Havva! ve ona
dedim ki: Ben buradayım. Bana karşılık verdi
ve bana şunu dedi: Cennette ne yaparsın / bahçede
neyle meşgul olursun?
(44)17.3 Onu yanıtladım ve ona dedim: Allah beni
cenneti korumam / beklemem ve (yiyecek) yemem için
yerleştirdi.
(44)17.4 İblis bana karşılık verdi ve
sürüngenin ağzından bana dedi ki: İyi / Güzel,
(peki) cennetin içindeki her ağacın meyvesinden yer
misin?
(44)17.5 Onu yanıtladım ve ona dedim: Biz her meyveyi
yeriz, sadece bir ağaç dışında, ki o burada
cennetin ortasındadır. Çünkü Allah bize emretti: Ondan
yemeyin ki ölüme ait olanı tatmayacaksınız.
(44)18.1 Bunun üzerine sürüngen bana şunu dedi: Sizin için
üzüntü / endişe duyuyorum, çünkü hayvanlar gibisiniz. Allah
size karşı güvensiz / kıskanç ve O size izin
vermedi. Ama ben sizin bilgisizliğinizi arzulamam. Aksine
gelip ye / tadına bak ve seninle birlikte var olacak
ihtişamı göreceksin.
(44)18.2 Yine de ona dedim ki: Muhtemelen Allah'ın
söylediği gibi(dir), ölmekten korkuyorum.
(44)18.3 Sürüngen bana karşılık verdi ve bana
şunu dedi: Ölüm de nedir? Nasıl biri ölebilir (ki)?
Ölüm hayattır! Ona cevap verdim ve ona dedim: Ben
bilmiyorum. Bana karşılık verdi ve bana dedi:
Allah yaşamdır, siz yalnızca bu sayede
ölmeyeceksiniz, ama o anda, (bundan) yediğiniz zaman
gözleriniz açılacak ve Allah gibi iyi ve kötü hakkında
bilgilenmiş olacaksınız.
(44)18.4 Allah sizin O'nun gibi olacağınızdan
haberdardı ve Allah size karşı güvensiz. Bundan
dolayı Allah size dedi ki: Ona ait olandan yemeyin!
(44)18.5 O ağaca bak ve onun etrafındaki
ihtişamı izle / gör. Bana gelince, ben gittiğimde
ve ona ait ihtişamı, onun çevresinde gördüğüm
zaman, çok geçmeden şöyle dedim:
(44)18.6 Bu ağaç güzel ve onun meyvesi gözüme
tanıdık geliyor. Buna rağmen ellerimi (ona)
uzatmaya ve (onu) almaya korkuyorum. Ama sen eğer
korkmuyorsan, onu bana getir ve ben (ondan) yiyeceğim,
senin kelimelerinin doğru olup
olmadığını anlayacağım. Sürüngen
karşılık verdi ve bana dedi: Gel,
kapıyı aç ve ben ona ait olandan sana vereceğim.
(44)19.1 Ve ben onun için kapıyı açmak üzere
gittiğimde o da cennette girdi. O ileri (doğru) gitti
ve sonra biraz durakladı. Ona karşılık
verdim ve dedim: Neden durdun? Çocuklarım! ama o bana
karşı hilesini kullanmaya başladı. Bana
cevap verdi ve bana şöyle dedi: Eğer durmuşsam
onun nedeni fikrimi değiştirdiğim içindir.
Korkarım ki belki de ondan sana verirsem ve sen onu yersen,
senin gözlerin açılmış olacak ve Allah'a benzer
(yapıya) sahip olmanla iyiyi ve kötüyü de bileceksin ve
kibirli olacaksın, ayrıca Âdem'e karşı
kıskanç olacak ve ondan Âdem'e yedirmeyeceksin, ayrıca
o senin önünde bir hayvana benzer olacak, tıpkı
Allah'ın önünde senin olduğun gibi, çünkü
(hatırlarsan) Allah size karşı güvensizdi.
Eğer (onu) arzu ediyorsan, bana içtenlikle yemin et.
Eğer onu sana yedirirsem, kocan Âdem'e karşı
kıskanç olmayacaksın, ama ondan onun yemesini
sağlayacak, ona ait olandan Âdem'e de vereceksin.
(44)19.2 Ona karşılık verdim ve ona dedim: Ben
hiçbir yemini bilmiyorum, nasıl sana karşı yemin
edebilirim? Ve o bana şunu dedi: De ki, ben cennete ait
bitkilerinin üzerine ve Kerub'ların üzerine istivâ ederek
cennete doğru aşağı inen Semavî Baba
(Rahman'a) yemin ederim ki, eğer yersem ve her şeyi
bilirsem, kıskanç olmayacağım, ama ondan Âdem'e
de vereceğim.
(44)19.3 Ve o benim ant içmemi sağladığında,
o beni (yemine) bağladı, ağaca ait olandan bana
verdi, ben de onu yedim.
-------------------------------------------------------
[11] Şeytan sözcüğünün etimolojisi sürüngen /
yılandan gelmektedir. Mülk ve güç için kullanılan
yalan, doğru düzgün olmayan, kıvrılan
yolları kullanan ve bu tarz fiileri gerçekleştirenlere
verilen ad şeytan/sürüngen.
[12] Kehf 18/50-51
*****************************************************